Yazarlar

putin225

Müdahalenin eli kulağında!

Suriye’ye yönelik ABD müdahalesinin eli kulağında.

Nedeni ise Suriye merkezi hükümetinin, Şam’ın ilçesi Duma’da bulunan vekâlet savaşçısı Ceyş-ül İslam örgütüne karşı kimyasal gaz saldırısında bulunduğu ve saldırıda masum sivillerin de öldürüldüğü iddiası. Sadece iddia var, ama kanıt yok. Suriye savaşı tam kazanmışken ve ABD’nin kendisine müdahale için bahane aradığını bilmesine rağmen böyle bir saldırı yapar ve kimyasal silah kullanır mı? Aptal bile olsa, bu mümkün değil!

Bu iddianın, Suriye’ye müdahale edebilmek için bir bahane olduğu çok açık! Geçen yıl da yine Nisan ayında böyle bir bahane ile Suriye’nin Şaryat Hava Üssü’ne 59 Tomahawk füzesiyle saldırılmıştı. Ama iddia boş çıkmıştı. ABD’nin, Irak’ın işgaline yönelik bahanelerinin de yalan olduğunu biliyoruz. Hatta, bu konuda zamanın ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell özür bile dilemişti. Yine bu yalanlar yüzünden, İngiltere Başbakanı Tony Blair, muhtemelen yargılanacak.

AMAÇ, BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ!

Gerçekte; Büyük Ortadoğu Projesi’nin gerçekleştirilmesi adına Afganistan’a, Irak’a ve Libya’ya müdahale edildi ve 7 yıldır da Suriye’ye müdahale ediliyor. Yalnız Irak’ta 1,5 milyon Müslüman öldürüldü, 5 bin Amerikalı yaşamını kaybetti ve bugüne kadar Afganistan ve Irak için yaklaşık 5 trilyon dolar harcandı. Suriye’ye yönelik müdahalenin maliyeti henüz ortada yok ama toplam 500 bin Suriyeli hayatını kaybetti ve yaklaşık 15 milyon insan evini ve barkını terk etmek zorunda kaldı.

Rusya ve İran’ın sahaya bizzat inerek verdiği destek nedeniyle Suriye savaşı kazanıyormuş gibi gözükmesine rağmen; bu savaşın bitmeyeceğini, hatta Türkiye de dâhil bölgenin bir ateş topuna dönme olasılığının bulunduğunu, Ortadoğu’daki köprülerin altından daha çok suların akacağını geçen sene yazmış ve ekranlarda anlatmıştık.

SORUN ARTIK BEŞAR DEĞİL, İRAN!

Artık bölgede esas sorun Suriye değil! Beşar’ın gitmesi de değil! Sorun artık İran! Bunun nedeni ise; Suriye işi sekteye uğrayınca, zaten Irak’a müdahale nedeniyle buradaki Şiiler üzerinden güçlenen, Basra Körfezi’ndeki etkinliğini arttıran, Yemen’e kadar sarkan, Suudi Arabistan ve Körfez’deki emirliklerde yaşayan Şiiler için cazibe merkezi olan İran’ın, Suriye ve Lübnan’daki Hizbullah üzerinden Akdeniz’e kadar erişen ve Hamas nedeniyle Gazze’de İsrail’in içine kadar kesintisiz uzanan bir etkinliğe ulaşmasıdır.

İran’ın bu etkinliği, İsrail ve Suudi Arabistan için yaşamsal tehdit olarak değerlendirilmektedir. Bu iki ülkenin güvenliği ve tehdit algılamaları ABD’yi çok yakından ilgilendirdiğinden, yeni durum ABD açısından da kabul edilemez bulunmaktadır. Eğer anımsarsanız geçen yıl; İsrail Başbakanı Netanyahu, İran’ın Suriye’deki kalıcı askeri varlığı için “İsrail bunun olmasına izin vermeyecektir” demişti. Suriye’ye yapılacak müdahaleyi de bu kapsamda değerlendirmek lazım.

İTİRAZ EDEN GİDİYOR, SAVAŞ YANLILARI GELİYOR...

ABD’de Başkan Trump’ın bakanlar kurulunun adeta bir savaş kabinesi olduğunu daha önce yazmıştık. Böyle bir değerlendirme yapmamızın nedeni; kritik bakanlıkların sadece askerler tarafından yönetiliyor olması değildi. Örneğin; kabinede yapılan en son değişiklikle, Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’na (National Security Advisor) şahin davranışları ile bilinen John Bolton getirildi. Trump göreve başlayalı sadece 15 ay geçti ama bu süre içinde iki Ulusal Güvenlik Danışmanı değiştirildi, Bolton üçüncüsü oldu. Son olarak görevden aldığı asker kökenli McMaster ise körü körüne Trump’ın peşinden gidecek bir insan değildi. Bu konuda “Görevi İhmal” adlı bir kitap yazmış ve Vietnam Savaşı’nı ABD’nin çıkarları ve güvenliği peşinden değil, başkanların peşinden körü körüne giden komutanlar yüzünden kaybettiklerini anlatmıştı. Anlaşılan; McMaster itiraz etti ve yerine İran’a müdahale edilmesini, önleyici saldırı (Preemptive Strike) yapılmasını savunan Bolton geldi!

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan biraz da onuru ile oynanarak alınan Rex Tillerson, İran’la savaş yanlısı değildi, nükleer anlaşmanın devamından yanaydı ve gitti! Yerine CIA Başkanlığı’ndan, İran’a karşı sertlik yanlısı olan Mike Pompeo getirildi.

İRAN’A YÖNELİK SON EŞİK!

Trump yönetimi tarafından saray darbeleri ile veliaht yapılan, fiili olarak Suudi Arabistan Kralı’nın yetkilerini kullanan ve pek yakında tahta oturacak olan Muhammed bin Salman, İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney için “Hitler” diyor ve İran’ın bölge için çok ciddi bir tehdit olduğunu söylüyor.

İran’a direkt müdahalenin önünde kalan son eşik ise ABD Savunma Bakanı James Mattis! Çünkü Mattis, İran’la savaştan yana değil. O giderse ya da gelişmeler elini kolunu bağlarsa savaş başlar!

CERRAHİ OPERASYON PLANLANIYOR...

Suriye, İran’a giden yolda aşılması gereken bir kilometre taşı! İşte bu nedenler ve gelişmeler Suriye’ye müdahalenin “eli kulağında” olduğunu gösteriyor ama bu, Irak’a yapılan müdahale gibi olmayacak. Çünkü Suriye’de çok fazla oyuncu var!

Suriye’de muhtemelen kontrolden çıkacak bir tırmanmayı engellemek için cerrahi bir müdahale planlanıyor. Rusya’nın ve Türkiye’nin güçlerine, müttefiklere, PYD’ye, rejim muhaliflerine zarar vermeyecek bir hassasiyet peşindeler. Birincil olarak Suriye rejim güçleri hedef alınacak, ikincil olarak İran güçleri! Bu müdahalede İsrail de görev alabilir!

MUHTEMEL MÜDAHALENİN HEDEFLERİ :

ABD, Rusya’nın konvansiyonel (geleneksel) güçlerinin yetersiz olması nedeniyle karşılık veremeyeceğini ve durumu kabulleneceğini değerlendiriyor, hatta bu konuda emin. Rusya’nın nükleer silahlarıyla yanıt vermesine ise olasılık verilmiyor, hele hele Amerika kıtasına nükleer bir silah kullanabilmesi mümkün görülmüyor.

ABD’nin Suriye’ye karşı yapacağı bir müdahalede ulaşmaya çalışacağı hedefler;

1) Suriye’nin rejim güçlerine darbe vurmak, muhaliflere karşı elde ettiği kazanımları azaltmak ve barış için Astana süreci değil, ABD liderliğindeki Cenevre süreci için tekrar durum üstünlüğü elde etmek,

2) İran’ın Suriye’deki kazanımlarını geriletmek, etkinliğini azaltmak ve çekilmeye zorlamak,

3) Rusya’nın Suriye’deki etkinliğini azaltmak, Tartus ve Lazkiye ile sınırlandırmak, müdahaleye karşılık veremeyeceğinden hareketle, Rusya’nın Ortadoğu’daki son yıllarda artan itibarını yerle bir etmek,

4) Türkiye’yi tekrar taraf değiştirmeye zorlamaktır. İktidarın uyduruk kimyasal gaz saldırısı ardından yaptığı çelişkili açıklamaları, Afrin harekâtının yanlış siyasi hedefi, Rusya Savunma Bakanı Lavrov’un “Türkiye, Afrin’i Suriye rejim güçlerine teslim etmeli” açıklaması ve her şeyden önemlisi Suriye’deki vekâlet savaşına Türkiye’deki iktidarın en az 6 yıldır verdiği destek, ABD’nin bu hedefinin bir arka planı olduğunu gösteriyor. Zaten Türkiye’yi yöneten iktidar iradesi istem dışı olarak, şartların zorlaması ile Rusya ve İran’ın yanına savrulmuştu ama gönlü ABD’den yanaydı!

Eğer Rusya karşılık verirse neler olur? İhtimal vermiyorum ama sanırım yaşayarak ve ölerek göreceğiz. En iyisi; ABD’de aklıselimin galip gelmesi ve müdahaleden vazgeçilmesi!

Türker ERTÜRK – 12 Nisan 2018

Son Yazılar

SP_WEATHER_BREEZY

0°C

Istanbul