Ankara Valiliği, ÖDP'nin 12 Eylül'ün yıldönümü için hazırladığı afişi yasakladı.

Ankara Valiliği, ÖDP’nin 12 Eylül’ün yıldönümü için hazırladığı Başbakan Tayyip Erdoğan ve eski cumhurbaşkanları Kenan Evren ile Turgut Özal’ın fotoğraflarının yer aldığı afişi, ‘devlete ve hükümete karşı kin, nefret duyguları oluşturabileceği’ iddiasıyla yasakladı.

Gönderilen yazıda; afişin Türk Ceza Kanunu’nun ‘devleti ve devlet büyüklerini aşağılamayı’ düzenleyen 301. maddesi ile ‘hakareti’ düzenleyen 125. maddesini ihlal ettiği öne sürüldü:

Afişteki ‘darbeciler’ söylemiyle kamuoyu oluşturma çabasının, toplumda devlete ve hükümete karşı kin, nefret oluşturabileceği...”



Gerçek Gündem Add a comment
Mükemmel işbirlikçi tabiri Napolyona aittir.
Napolyon, Mısır halkını ezecek güçte olmadığını anladığı zaman,
Ezher ulemasının Kurânı İmparatorluk lehine yorumlamalarınısağlamaya çalışır.


Bunu temin etmek için Ezherde hocalık yapan altmış âlimi
ordugâha çağırır. Bunlara, askeri payeler verir. Ardından da
İslâma, Hz. Muhammede ve Kurâna duyduğu saygıyı anlatır.
Kutsal değerler üzerinden sahnelediği oyun semeresini verir. Bir
müddet sonra Kahire halkının işgalcilere duyduğu güvensizlikten
eser kalmaz. İşte bu olaydan sonra Napolyon şöyle der: Bu
topraklarda yeterli gücüm yok, fakat mükemmel işbirlikçilerim
var.
Günümüz Türkiyesinde İslâmın AB kriterleri esas alınarak
yorumlanacağını ilan eden ulema için aynı tanımı yapmak
mümkün mü bilemem! Bir ilahiyatçı olarak sadece şunu
söyleyebilirim: Dini geleneğin içinde tarihi ve kültürel olanı
bizzat Münzel Din/Allah tarafından indirilmiş din dediğimiz
vahiyden ayıklamak gereklidir. Varlık, bilgi ve değer
anlayışından insani ilişkiler ağına kadar İslâmın esaslarına ve
ruhuna uygun düşmeyen görüşlerin ve kabullerin elenmesi bir
zarurettir. Fakat bu fikri çaba egemen güçlerin telkini ve alkışı
eşliğinde yapılırsa İslâma karşı türedi bir İslâm anlayışı
üretilmiş olur.
Kurâna göre bütün hayatın temeli olan Allah ebedi ve
değişmezdir. Bu ilke, Müslüman toplumu mutlak ve değişmez
bir ilkeye bağlar. Böyle bir ilkeye bağlanan toplum, kendi hayatı
süresince süreklilik ve değişiklik özelliklerini uzlaştırmak
zorundadır. Bu ikisi arasındaki bağı, anlamlı ve anlaşılabilir
şekilde yerine koyamadığı zaman krize girer.
Çünkü her şeyi değiştirmek değersiz bir dünyayı beraberinde
getirir. Toplum hurafelerin ve sahte kutsallık heyulalarının
çemberinde kıvranıp durur. Tam tersine İslamın Yeni Yüzü adı
altında küresel güçlerin ve küresel sermayenin ekonomik ve
politik hedeflerine uydurulan İslâm ise İslâm olmaktan çıkar,
İslam coğrafyasına karşı sürdürülen savaşın, işgalin ve
katliamın aracı olur. Etrafımızda yaşanan olaylara karşı bu
kadar duyarsız olmamızın nedenini burada aramak gerekir.
Çünkü egemen güçlerin stratejik amaçlarına uydurulmuş İslâm,
egemen güçlere uşak üretmekten başka bir işe yaramaz. Son
zamanlarda yaşadığımız olaylara dikkatlice bakarsak saf bir
şekilde inanarak yaptığımız şeylerin nasıl bir illüzyona
dönüştüğünü rahatlıkla görebiliriz.
Alkışlar boşuna değil
Değişen dünyayı şekillendiren fikri birikim ile gelenek arasında
bir bağ kurarak yeniden yapılanmanın mümkün formunu
geliştirmek yerine tarihin her hangi bir dönemine sığınan veya
egemen güçlerin kültürel-politik kodlarına eklemlenen zevatın
İslamın maksatlarına uygun bir tecdidi gerçekleştirmeleri
mümkün değildir. Çünkü bir milletin çöküşünü ve yıkılışını
önlemenin veya böyle bir yıkılıştan sonra bunu onarmanın
çaresi tarihe sığınmak olmadığı gibi, egemen güçlerin
telkinlerine uymak ve sahte alkışlarına ses vermek de değildir.
Geçmişe karşı yapmacık saygı ve duygusal bağlılıkla tarihi tebcil
eden, başka kültürel ve fikri havzalara bağlanarak kendisine,
toplumuna ve değerlerine yabancılaşan tipler bu ehliyeti haiz
değillerdir. Bunlar, sadece sosyal gerilime ve kutuplaşmaya
malzeme taşırlar. Batılı misyon şeflerinin alkışlaması boşuna
değildir.
Dini kullanma hevesi ve siyasi yandaşlarına iltimas illeti ne
yazık ki Cumhuriyetimizin temel kurumlarından biri olan
Diyanet İşleri Başkanlığı da bulaştı. Politikadan uzak
durduklarını söyleyen temsilciler dünyaya açılma gibi bir
gerekçe ile İslamı küresel politikanın en kaba ve en mülevves
mantığına ekleme ve İslamı iç sömürgeciliğin bir aracı yapma
yoluna girdiler.
Modern dönemde, felsefi düşüncelerle genişletilmiş ve
güçlendirilmiş olan içtihat fikrinin, Türk milletinin dini ve siyasi
düşüncelerinde uzun zamandan beri etkili olduğunu söyleyen
Muhammed İkbal şöyle der: Eğer İslâm düşüncesinde yeniden
yapılanma varsa ve bu gerçekse bunu yeniden değerlendiren ve
çıkış yolu bulan Türkiyedir.
Yani Türkiye Cumhuriyeti köklü bir içtihadın sonucudur. Ne var
ki bu gün Cumhuriyetin emperyalizme karşı tavrı, bağımsızlık
ruhu, dinen dahi müstakil olmalıyız hedefi iç sömürgeciliğin
önünü açan seyyah ve sakin muhterem zevat tarafından
kirletilmektedir. O zaman sormak lazım, bu milletin dinini,
millete karşı kullanmanın, egemen güçlerin sömürüsünü,
işgalini ve katliamını meşru gören bir dini algı kalıbı üretmenin,
bunun politik zeminini oluşturmanın adı nedir Dini düşüncede
akli derinlik midir, yoksa başka bir şey midir Bunun cevabını
siz verin!

27 Haziran 2009 Cumartesi
NADİM MACİT

http://www.21yyte.org/tr/
Add a comment
rte_bop_kalbimdesin225
Hatırlatalım dedik!

Amerikanın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya,
Genişletilmiş Ortadoğu Projesi; Diyarbakır işte bu proje içinde
bir yıldız, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım.
Tayyip Erdoğan

*
Sen ne mutlu Türküm dersen, o da ne mutlu Kürdüm der.
Türklük yerine Türkiyelilik bilinci yerleştirilmelidir.
Tayyip Erdoğan
*
Cumhuriyetin ilanı İstanbulun tarihi değerini ve saygınlığını
düşürmüştür
Kadir Topbaş
*
Kürtlerin geleceği ve özgürlüğü için Türk askerinin kanının oluk
oluk akması gerekir
Leyla Zana
*
Vatan sevgisi nedir ki
Vatanı seveceğinize gidin evde karınızı sevin
Çetin Altan
*
Toprak tek başına bir anlam ifade etmiyor.
APO Türklere Allahın bir lütfüdür.
İnsanları öldürmek yerine Kürtlere istedikleri toprakları vermek
gerekir
Ahmet Altan
*
Atatürk öldüğünden beri hala zenginlik ve özgürlük
üretemiyorsak, sebebi Kemalizmdir
Ahmet Altan
*
Memleketi bir çift kadın memesine satarım
Ahmet Altan
*
Türkiye, sadece Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir
ülkedir
M.Ali Birand
*
Kimse söylemiyor bari ben söyleyeyim.
Türkiyede 1 milyon Ermeniyle 30 bin Kürt katledildi
Orhan Pamuk
*
Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı sırtımızı Amerikaya dönmeliyiz
Fetullah Gülen
*
Boğazlar milletler arası bir komisyona devredilmelidir
Rahmi Koç

*
Add a comment

Son Yazılar

Showers

7°C

Istanbul