husnu mahalli225

Kıssalardan hisseler…

Beklenenin tersine Cumhurbaşkanı Erdoğan'la buluşmayan Başkan Trump,

“En sevdiğim diktatörüm” dediği Sisi ile oturup uzun uzun sohbet etmiş ve “Dostum Sisi kısa süre içinde müthiş işler başaran ve ülkesindeki İslamcıların neden olduğu kargaşayı önleyebilen büyük bir lider” demiş.

Trump dediğiniz adam böyle bir tip.

Trump; iskambilde ‘koz ya da kazançlı kart' demekmiş.

İktidara geldiği günden bu yana en üst düzeyde 24 adamını görevden almış bazıları da bırakmış kaçmış.

Obama 3, Clinton ise 8 yılda üç kişiyi değiştirmiş.

Bizde durum ne?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 17 yılda kaç kişiyi görevden aldığı ya da kaç kişiyle arasının bozulduğunu tespit etmek mümkün değil.

Ama en önemlileri elbette Gül, Davutoğlu, Şener ve Babacan.

Şimdi hepsi Erdoğan'a karşı ama benim ilgimi daha çok medyanın bataklığı çekiyor.

Sivrisinek vızıltısı.

Bir zamanlar Erdoğan'ın yakın çevresinde olan gazetecilerin bir bölümü şimdi ona karşı.

Bir zamanlar hep birlikte Erdoğan'ın sözcülüğünü yapanlar şimdi kendi aralarında acayip kavgalı.

Yakında kim kimin ‘tasmasını takar' hep birlikte göreceğiz.

Hepsi sefil ve rezil tipler.

Gelelim başka kıssaya…

Perişan edilen Suriye'ye yeni anayasa yazılacakmış.

Bunun için 150 kişilik bir kurucu meclis oluşturuldu.

50 kişi Suriye devletini, 50 kişi muhalifleri, geri kalanlar da BM Genel Sekreteri tarafından belirlenen sivil toplum örgütlerini temsil edecek.

Sivil ve silahlı muhaliflerin kim olduklarını tahmin edebilirsiniz!

Peki Türkiye, İran ve Rusya'nın anlaşmasıyla oluşturulan bu üyeler acaba Suriye halkına hangi anayasayı model gösterecekler?

Türkiye, İran ya da Rusya…

Hepsi de süper demokratik!

Esad; Erdoğan'ı dinleyip 16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen Türkiye Anayasası'nı kabul etmiş olsaydı, belki de ülkesinde hiçbir şey olmayacaktı!

Ama biliyorsunuz gerekçeler her zaman niyetle ilgilidir.

Üçüncü kıssada olduğu gibi.

2003'de ABD ve İngiltere Irak'ı perişan etmeyi kafaya koymuştu. Kendi itiraflarıyla tümü yalan yüzlerce düzmece hikayeyle ülke işgal edildi ve inanılmaz acılar yaşandı yaşanıyor.

Tıpkı Suriye, Yemen ve Libya'da olduğu gibi.

Rezil ve ahlaksız bir dünya medyasıyla insanlara ‘demokrasi müjdesi' verildi sonra da anayasaları ‘demokratik olan' ülkeler coğrafyamızı ve insanlarımızı darmadağın etti.

Konumu ne olursa olsun, herkes bu cinayetlerin ortağıdır.

‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır'.

İşlenen cinayetlere bakalım.Irak işgalinde Kürtleri, Arapları, Türkmenleri, Şiileri, Sünnileri, Ezidileri ve Hıristiyanları birbirine kırdıran suçlular şimdi tümü Sünni ve

Arap olan Libyalıları birbirine kırdırıyor.

Kırdıran ülkeler olarak Mısır, Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Türkiye de Sünni.

Sonuç:

Taraflarca silahlandırılıp kışkırtılan onlarca aşiret birbirini boğazlıyor, şehirler ve köyler birbirine düşman oluyor, her yerden ve her yöne göç var, dul ve yetim sayısı hızla artıyor, farklı aşiretlerden evli olanlar boşanıyor, erkeklerin ölmesi ya da 8 yıldır savaşmasından dolayı evde kalan kızların sayısı çoğalıyor, geleneklerine bağlı Libya halkı savaş koşullarının yarattığı sosyal sorunlardan dolayı giderek lümpenleşiyor ve dolar her şeyi satın alıyor.

Çok iyi tanıdığım Libya halkı çok acı çekiyor.

Tıpkı Irak ve Suriye'de olduğu gibi Libya'da da doğan çocuklar problemli doğuyor, doğum yapan kadınların da sütü kesiliyor. Canını kurtarmak isteyen eğitimli ve varlıklı olanlar kurtuluşu Avrupa'ya kaçmakta buluyor.

Son kıssa.

Sisi'yle görüşerek, Erdoğan'a gıcıklık yapan Trump, bu gıcıklığını BM Genel Kurulu'nda da sürdürdü.

Brezilya devlet başkanından sonra kürsüye gelerek gıcık konuşmasını yapan Trump kürsüyü Sisi'ye bıraktı.

Kim nasıl ayarlanıyor bilemem ama yapılan tezgahla Erdoğan konuşmasını Sisi'den hemen sonra yaptı.

Bu coğrafyada kıssa bitmez ama her nedense hisseler çoğu zaman borsalarda harcanıp gidiyor.

Aman manipülasyon ve spekülasyona dikkat.

Hüsnü MAHALLİ - 25 Eylül 2019

Son Yazılar