erdal atabek

İtibar suikastı...

Öyle demiş AKP Başkanı (ülkenin de başkanı olan) Recep Tayyip Erdoğan,

Önder İmam-Hatipliler” toplantısında;

Vakıf ve derneklerimiz hedef haline getiriliyor. Millete ve gençlere hizmetten başka hiçbir gayesi olmayan kuruluşlarımıza itibar suikastı düzenleniyor.”

İtibar suikastı” önemli bir söz. Gerçekten böyle mi oldu?

Vakıflar ve dernekler amaçları doğrultusunda çalışırken iftiralara mı uğradılar?

Düşünmek gerekiyor.

*** *** ***

Deniz Feneri olayını anımsıyor musunuz?

Deniz Feneri, karanlıkta yolunu kaybeden gemicilere yol gösteren “fener”in adını kullanan bir yardım kuruluşu idi.

Özellikle Almanya’da gurbetçiler arasında “Allah rızası için” bağış toplayan, bunları da ihtiyacı olanlara vereceğini açıklayan bir kuruluştu.

Biz de söylenenlerin yapılacağını sanmıştık.

Sonra ortaya ne çıktı?

Bu bağışları aralarında paylaşan bir grubun bütün bağışçılarını aldattığı ortaya çıktı. Almanya’da Alman savcılar dolandırıcılık davaları açtılar. Bizim ülkemizde ise dinci kesim “bunlar bizdendir” diye inkârla koruma yoluna saptılar. Suç kanıtlandı, cezalar verildi ama, olay kapatıldı.

Şimdi, “itibar suikastı”nı kim yaptı?

Bu kuruluşu yönetenler ve onları koruyanlar yaptı.

Ensar Vakfı, gündeme hangi olaylarla geldi?

Yurtlarında yaşanan tecavüz olayları ile gündeme geldi.

Geldi de ne oldu?

Dinci kesim, iktidar gücünü de arkasına alarak bu vakfa kol kanat gerdi. Bakanları bile tecavüz olaylarını “tek tük olaylar” diye önemsiz kılmaya çalıştı. Ensar Vakfı, eğitim alanında çalışıyor, kimse de dokunamıyor.

Bu “itibar suikastını” kim yaptı?

Vakfı yönetenler ve olayları kapatanlar.

Fethullah Gülen cemaati olayı nedir?

Kim, kimler bu cemaatin yayılmasına, her alana girmesine izin verdi, yardım etti, eleştirenlere karşı çıktı?

Şu anda iktidar olanlar bütün bunları yaptı.

FETÖ’nün okulları, yurtları, uluslararası bağlantıları kimlerin izniyle, kimlerin desteğiyle ülkeyi yönetir duruma geldi?

O gün de bugün de iktidar olanlarla yapıldı bütün bu işler.

Şimdi, “biz bilmiyorduk, aldanmışız” sözleri inandırıcı oluyor mu?

İtibar suikastı” kimler tarafından yapıldı?

Fıkıh-Der olayı nedir?

Gene bir dinci dernek. Gene erkek çocuklara tecavüzler.

Bunlar ortaya çıkanlar. Bunlar dışa yansıyanlar.

Kapalı kutuların içinde neler olup bittiğini kimseler bilmiyor.

Kapalı kutu siyaseti !

AKP, bütün çalışmasını “kapalı kutu” yöntemine dayandırdı.

Denetim istemiyor, sorgulama istemiyor, eleştiri istemiyor.

Biat-itaat-rıza-teslimiyet.

Bütün istediği bu. Dayandığı temel, “davamız”.

Dava nedir? Neyin davasıdır? Hangi davadır?

Sorulamaz, bilinemez, bırakılamaz.

Sadece bilen bilir, geri kalan inanır.

Ortaya çıkan yolsuzluklar, hırsızlıklar, tacizler, tecavüzler, hepsi de DAVA kalkanı altında gizlenir, korunur, susturulur.

Kapalı kutu.” Gizli, saklı, korumalı.

Her şey kapalı kapılar arkasında, her şey sırlar dünyasında.

Ama “itibar”, öyle mi?

İtibar, öyle mi?

Hukukun “itibarı” nasıl suikasta uğradı?

Adaletten koparılmış, şefin emrine verilmiş hukuk sisteminin itibarı nasıl kaybedildi?

Liyakat sistemi nasıl “itibardan düşürüldü”?

Liyakatın yerini nasıl oldu da “sadakat” aldı?

Çağdaş eğitimin “eleştirel düşünce” hedefi nasıl “itibar suikastı”na uğratıldı da eğitim, tarikatların “biat-itaat-sadakat” eksenine eklemlendi?

Hepsi, hepsi bu siyasal iktidarın yaptığı işlerdir.

Ülkenin içerideki ve dışarıdaki itibarı böylesine tırpanlanırken yazanlar ya susturuldu ya hapse atıldı, konuşanlar saldırılara uğratıldı.

Ülkede yaşayanların güvenliği “şefe sadakat ölçeğine” bağlı duruma getirildi. Hangi itibardan söz ediyorsunuz?

İtibar, tutarlılık ister. İtibar dürüstlük ister.

Bunların olmadığı hiçbir yerde “itibar” olamaz.

Bu ülkenin bugüne kalan “itibarıMustafa Kemal Atatürk’ün kazandırdığı ulusal itibardır.

Bu itibar, bir ülkenin kahraman evladının “bağımsızlık, özgür akıl, özgür irade ile laik bir ülke yaratması” ile kazanılmıştır.

Biz de bu itibarı koruyacağız.

Bu itibarın yeminli muhafızı olacağız.

Bu itibar erozyonunu durduracağız.

Ülkemizi bu durumdan kurtaracağız.

Bugünün ve yarının görevi budur.

Erdal ATABEK - 16 Eylül 2019

Son Yazılar