erdal atabek

‘Millet’ten ‘ümmet’e geçerken...

Bunu da öğrenmiş bulunuyoruz.

Başkan Erdoğan, eski dava arkadaşlarından Ali Babacan’ın yeni parti girişimine karşı “ümmeti parçalamayın” uyarısını yaptığına göre, milletten ümmete geçtiğimizi öğrenmiş oluyoruz.

Ya da, belki de sadece AKP’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a oy verenler “ümmet” tanımına giriyor, oy vermeyenlerse “millet” tanımı içinde kalıyorlar.

Biz, kendimizi “Türk milleti” içinde kabul ettiğimize göre “İslam ümmeti”nin dışında kalıyoruz. Bu durumu da iyi anlamak gerekiyor.

Ümmetten olanların yaptığı her şey “mübah ve makbul”, milletten olanların yaptığı her şey meşkuk (kuşkulu) ve mekruh (kötü) sayılır. Bu ayrım böylesine yapıldığı için de, hukuk buna göre işler, ekonomi buna göre çalışır, görevler bu ayrıma göre verilir.

Ümmete her şey,

Millete hiçbir şey.

Örnekse, “6 yaşındaki kızla evlenmek caizdir” diyen ümmetçi rahat konuşurken, “böyle rezalet olmaz” diyen milletçi, yargıça hesap vermek zorunda kalır. Zafer Arapkirli’nin başına gelen budur.

Türban da yeni bir moda oldu” diyen Işıl Özgentürk hapis cezasına çarptırılırken ona küfür eden ümmetçi elini kolunu sallayarak dolaşır.

Ancak, ümmet konusunun da aydınlatılması gerekir. Ümmet, siyasal bir terim değildir, dinsel bir tanımdır.

Bir peygamberin tebliğine inananlar ve onun yolundan gidenler “Onun ümmeti” sayılır. İslam ümmeti, Hazreti Muhammed’in ümmetidir.

Ümmeti bir partiye oy verenler ya da bir kişinin iktidarına oy verenler olarak kabul etmek doğru olamaz. Bu tanımla kabul etmek, ümmeti siyasal bir kimliğe dönüştürmek olur ki böyle bir yanlışın yapılmaması gerekir.

Aslında bu tanım, “Laik Cumhuriyetin reddi” olmaktadır ki bu da Müslüman Kardeşler ideolojisinin ana hedeflerinden birisidir.

Gazetemizin “Olayların Ardındaki Gerçek”lerde açıklananları ve Mehmet Ali Güller’in yazılarını okuyanlar bilirler ki, Ortadoğu’daki “İhvancılık” AKP’nin de yakından desteklediği siyasal İslamcılıktır.

Bu akım, Mısır’da doğmuş ve oradan yayılmıştır. İhvanı Müslimin (Müslüman Kardeşler) birçok Arap ülkesinde de kabul edilmemiştir. 1928 yılında Hasan el-Benna adında bir ilkokul öğretmeni tarafından kurulan bu dogmatik örgüt, bağımsız ve laik yönetimleri hedef alarak şeriat kanunlarının egemenliğini savunmuştur.

Şimdi AKP başkanının kendi yakınlarından kurulacak yeni oluşuma “ümmeti parçalamayınız” uyarısı çok dikkate değer bir açıklamadır.

Türkiye’de artık Müslüman Kardeşler’e yakın bir ümmetçilik vardır ve bu tutum, laik Atatürk Cumhuriyeti’ne ve Türk milleti kimliğine karşıdır.

Ümmet de parçalanmış değil mi?

İslam ümmeti de birçok parçaya bölünmüş değil mi ki?

Sünniler-Şiiler ayrımı, Sünni mezheplerin bilinen dörde ayrımı, Hanefilik, Hanbelilik, Malikilik, Şafiilik ayrımları yok mu?

Ayrıca, tarikatlar, cemaatler, tekkeler, zaviyeler ayrımlar değil mi?

İmamları, cemaatleri, ritüelleri birbirinden farklı değil mi?

Kaldı ki din eksenine göre yapılan ayrımlar nice haksızlıklar içermiyor mu?

Kimin inançlı kimin inançsız olduğunu kim belirliyor?

İnançlıların derecelerini kim saptıyor?

Bunların hepsi yıllar boyu tartışılmış konulardır ki bizim ilgimizin de bilgimizin de dışındadır.

Ama bizim vatandaşımız dediğimiz kişinin, yurttaşımız dediğimiz kişinin dürüst olup olmadığı, yalan söyleyip söylemediği, iftiracı olup olmadığı, hırsızlık yapıp yapmadığı, başkasının hakkını yiyip yemediği bizi ilgilendirir.

Bizi ilgilendiren şeyler bunlardır ve bu nitelikler bize bir vatandaşımızın, bir yurttaşımızın değeri konusunda bizim için gerekli ölçülerdir.

Biz inançlara saygı duyarız. Ama inancı başkalarına zorla kabul ettirmeye de karşı çıkarız. Laik tutumumuz budur.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ, Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarının kurduğu bağımsız ve laik bir vatandır.

Bu vatanın sahibi de TÜRK MİLLETİDİR.

Bugün de, yarın da...

Erdal ATABEK – 15 Temmuz 2019

Son Yazılar