altan arisoy2

Rezilliğin Sınırı Yok!

Murat Alan, Akit TV'de yorumculuk yapan gazeteci Ali Tarakçı'ya bir konu hakkında yanıt verirken,

“O hizaya gelmeyen apoletli Generalleriniz hepsi Erdoğan'ın arkasında saf tutuyor. Oynaya oynaya eşşek gibi saf tutacaklar. Bu ülkede demokrasi varsa bunu AK Parti iktidarı oturttu” demişti.

Oysa; 90 yıldır uygulanan devlet protokolüne göre genelkurmay başkanlığının yeri cumhurbaşkanı, TBMM başkanı ve Başbakandan sonra gelmektedir.

Yani hakaret ve küfrün dayanağı yok.

Dinci sapıklar yalanı, iftirayı ve hakareti meslek edindiler.

Bu türden programlarda sürekli olarak laiklere, askerlere, kemalistlere, bilim insanlarına, sanata saldırılıp hakaret ediliyor.

Tayyip Erdoğan'n şımartıp, uçağından indirmediği bu saldırganlar on yıllardır böyle…

Besleniyorlar, büyütülüyorlar, saldırtılıyorlar.

İktidarlardan aldıkları cesaretle Tetikçilik yapıyorlar, hedef göstererek Türkiye'nin siyasi cinayetler tarihini yazıyorlar.

Hedef gösterilen insanlar ve kurumlar saldırlara uğruyorlar. Katliamlar oluyor. Şehitler veriliyor.

Bu kadar azıtmalarına ve bunları açık-seçik yapmalarına karşın, hiçbir yaptırımla da karşılaşmıyorlar!

Neden dersiniz?

Her şey açık ve seçik yapılıyor!

Hedef kurum ve kişiler ise, sessizlikte yok olmayı en uygun savunma sanıyorlar.

Artık herkes bilmeli...

Kafa, aynı kafadır.

Ak-itler bu yüzden sürekli koruma altındalar.

Başta Hulûsi Akar, Ak-itlerin önde gelenlerinin karşısında eğiliyor...

TSK bu hakaretleri yutuyor!

Cumhurbaşkanlığı kınama ile yetiniyor!

Türkiye Cumhuriyetinin yargısı görmüyor!

Yargı tutsak…

Murat Alan adlı Ak-itin küfrü ve hakareti karşısında sessiz kalınıyor.

Yargıda hak arayan muhalif kaybediyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un televizyon programındaki Türk Silahlı Kuvvetleri generallerine yönelik ifadelerle ilgili yazılı açıklaması şöyle:

"Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza yönelik bu tahripkar ifadeleri en sert şekilde kınıyoruz."

Zeki Müren gibi "kahrolsun düşman" diyerek gerekeni yaptığını sanıyor.

Yani, tepki göstermiş gibi yaparak Türk milletini uyutuyor.

...

Son günlerde bir de "yargı reformu" tartışılmaya başlandı.

Yargıyı tek kişinin kullandığı bir kargıya çeviren, emirle çalışan iktidar koruyucusu yapan kafanın yargıda reform yapamayacağını kimse söyleyemiyor!

Bir yanda Tayyip Erdoğan’ın abdest suyuna "şifadır" diyecek kadar uşaklığa ve zillete düşmüş soytarılar var.

Öte yanda, -sırf insanları uyutmak için -şimdiye değin onlarca reform, onlarca paket açıklayan iktidarın tuzağına 17 yıldır düşmeye devam eden kitleler…

Bir de bile bile tuzağa düşen, iktidarın savunulduğu içeriksiz, kavga-gürültü izlettirilen programlara koşarak gidip, garnitür yerine konulanlar..

Sahi, tv tartışma programlarına davet edilenlere ne kadar ücret veriliyor?

İktidarı ciddiye almaya, tetikçilerin aleti olmaya, onlara yem olmaya, programların reytingini artırmaya değer mi?

Bu,  ‘tv’ye çıkma hastalığı’nın mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor.

Şimdi de bir “adalet reformu” balonu uçuruldu.

17 yıl boyunca adaleti yerle bir edenden adalet alanında reform bekleniyor(!)

Ciddi ciddi tartışılıyor!

Aslında bu durum AKP iktidarı süresince tam bir rezilliğe dönüştü.

Ahlak, onur, bilim, dürüstlük, insanlık, sorumluluk…

Ar damarı çatlaması…

Düpedüz; bir yanda “sefilleri” öte yanda “rezilleri” izliyoruz.

Sahtekarlıklar saymakla bitmez.

Rezilliğin sınırı yok...

Altan ARISOY – 04 Haziran 2019

Son Yazılar