husnu mahalli225

Başka çaresi yok !

Ekrem İmamoğlu artık CHP'nin adayı değil.

İmamoğlu formel olarak Millet İttifakı'nın adayı ama İstanbul'da her partiden, gruptan, eğilimden ve kesimden insan onu destekliyor.

Benim yakın çevremde bütün seçimlerde AKP'ye oy vermiş insanlar 23 Haziran'da kesin olarak İmamoğlu'na verecek.

Türk insanının haksızlığa tahammülü yok.

Hele hele Mübarek Ramazan ayında.

AKP ve yandaş medyanın en büyük derdi işte bu seçmenler.

Yandaş medyanın İmamoğlu'nu hedef alan rezil, ahlaksız ve çirkef yalanları daha çok bu seçmenleri korkutmaya yöneliktir.

Ama boşuna çünkü onlar yalan söyledikçe insanların İmamoğlu ilgisi daha da artıyor.

İmamoğlu artık İstanbul sorunu değil.

Bütün Türkiye İmamoğlu'nu konuşuyor.

Dünya medyası İmamoğlu'dan söz ediyor.

Oysa 23 Haziran'da Cumhurbaşkanı değil İstanbul için belediye başkanı seçilecek.

Hatırlıyorum da benzer bir heyecan Erdoğan'ın kazandığı Mart 1994 seçimlerinde yaşanmıştı.

Tek farkla o zaman seçim tamamen demokratik bir ortamda yapılmıştı. Oysa şimdi İmamoğlu'nun rakibi Binali Yıldırım ama daha çok Erdoğan'la yarışıyor.

Erdoğan ise bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve bu ülkede her şey ona bağlı.

YSK'yı konuşmaya gerek yok.

Tüm bunlar 31 Mart'ta sonucu değiştirmedi ve 23 Haziran'da hiç değiştirmeyecek.

Yani İmamoğlu büyük bir farkla kazanacak.

Gazetecilik sezisi, telepati ve elbette siyasal ve toplumsal veriler yani gerçekler bunu gösteriyor.

Emekli insanlar bile İmamoğlu'na bağışta bulunmak için saatlerce kuyruklarda bekliyor.

Yarım elma gönül alma hikayesi.

Küçük ama çok anlamlı jestler.

İmamoğlu'nun Sözcü Tv'de Uğur Dündar'la sohbeti seyirci rekoru kırdı.

İmamoğlu hangi televizyonda çıkarsa çıksın en çok seyredilen o oluyor.

Nedeni çok basit:

Sakin konuşuyor, gözleri parlıyor, güven ve umut veriyor, herkesin merak edip öğrenmek istediği belediye yolsuzluklarını anlatıyor.

Ama en önemlisi duygusallığı.

Annesi konuşurken nasıl ağladığını görmüşsünüzdür.

Çok yalın insani bir hal.

Halkın uzun süredir görmediği görüntüler ve yaşamadığı duygusallık.

23 Haziran yaklaştıkça doruğa çıkar ve o gün patlama yapar.

Cuma günü yazmıştım ‘zaferler emek yani mücadele ister'.

Yani zaferi istemek gerek.

Uğrunda bir çift söz söylemek gerek.

Tembel alışkanlıklardan kurtulmak gerek.

Geleceğe inanmak gerek.

Tunuslu ünlü Şair Ebu- Elkasım El-Şabi ‘Bir fili iğne deliğinden geçirmek bir düşünce kıvılcımını yok etmekten bin kere daha kolaydır' der.

Konumuz ‘kıvılcım'.

Er ya da geç karanlığı dağıtacaktır.

23 Haziran gecesi her yer aydınlık olacak.

Bu kadar kolay mı?

Elbette değil ama karşı taraf panik içinde.

Kaybetmenin kaçınılmaz korkusu.

Ne dediler ‘İstanbul giderse Türkiye gider'.

Gitmemesi için her şey yapılacak ve her yola başvurulacak.

Devlet onların elinde.

Ordu, polis, istihbarat, yargı, medyanın % 95'i ve YSK.

Yine de önleyemediler 31 Mart yenilgisini.

Yine de durduramayacaklar 23 Haziran zaferini.

Yani halkın inanç, umut ve mücadelesini.

Sonuç ne olursa olsun artık farklı bir Türkiye var.

Sonuç ne olursa olsun AKP'nin bundan böyle başvuracağı yol ve yöntemler işe yaramayacak.

İktidar ömrünü uzatabilmek için AKP çok şey yapabilir ama halkın yeni türden umudunu ve İmamoğlu ile olan duygusal bağını kopartmayacaktır.

23 Haziran'da sonuç ne olursa olsun AKP ülkeyi yönetemeyecektir.

AKP kendi içinde ciddi sıkıntılar yaşayacaktır.

Bu kaçınılmazdır.

AKP iç ve dış politikada çok ama çok sıkıştı.

Kurtuluşun tek reçetesi var:

Gerçek demokrasiye inanmak, halkın iradesine saygı göstermek ve son yılların tüm hatalarından vazgeçmek.

Başka çaresi yok.

Unutulmamalıdır ki ‘Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.'

Hüsnü MAHALLİ - 26 Mayıs 2019

Son Yazılar