gezi ruhu taksim225

Gezi korkusu…

Siyasal iktidarı elinde tutan güç Gezi’den korkuyor.

Korkunun nedeni Gezi olayının kendisi değil.
Gezi dediğimiz şey sonuçta kendisini Taksim Platformu diye adlandıran bir sivil toplum örgütleri birliğinin sınırlı bir amaç çevresinde bir araya gelerek Taksim Gezi Parkı’nda bir direniş hareketi örgütlemesiydi.
Amaç, Gezi Parkı’nın yağmalanmasına engel olmaktı.
AKM’nin yıkılmasına engel olunamadı, fakat Gezi’nin yağmalanmasına çok acılar, ölümler pahasına şimdilik engel olundu.
Aradan geçen şunca yıla karşın şimdilik diyorum…
Çünkü karşımızda bitmez tükenmez kin, hırs, yalan, şantaj, tehdit, küfür, intikam üreten akıldışı bir mekanizma var.
Kendini güçlü hissettiğinde yapamayacağı kötülük yoktur.

*** *** ***

Gezi korkusunun nedeni, amacı sınırlı olan bir hareketten duyulan korku değilse nedir?
Pazartesi günü Taksim Dayanışması Platformu’nun Karaköy’de Mimarlar Odası’nda düzenlediği basın toplantısında okunan bildiride ve yapılan konuşmalarda bu nedenler bir bir dile getirildi.
Başlıcalarını belki biraz daha açarak tekrarlamak istiyorum.
Gezi öncelikle gençlik demektir. Bir gençlik hareketidir.
Gençlik ise onu kindar ve dindar olarak tanımlama çabasındaki kafanın tam tersine, zeki, enerjik, yaratıcı bir akıl demektir.
Yaşama sevincidir, aşktır, mutluluktur, yenilik arayışıdır, özveridir, gözü pekliktir…
Karşımızdaki karanlık, kötücül akıl bu gençlikten korkuyor.
Çünkü bu gençliğin büyük bir toplumsal harekete dönüşmesi, ısrarla ayakta kalmaya çalışan kötülüğün sonu olacaktır.
Gezi’den korkunun başlıca nedenlerinden biri budur…

*** *** ***

Gezi, kadın demektir.
Ev içlerine, orada da mutfağa ve ihtiyaç duyulduğunda yatak odasına tıkılan kadının bayraklaşması, insanlaşması, özgürleşmesi demektir…
Karşımızdaki kirli, karanlık akıl, bu kadın karşısında ölümcül korku duymaktadır.
Çünkü insanlaşan, özgürleşen, erkekle omuz omuza yürüyen, gerektiğinde onun da önüne geçmesini bilen kadının örgütlenmesi, ülkemizde en kötülerinden biri yaşanmakta olan kokuşmuş bir erkek egemen dünyanın sonu olacaktır.
Bugün ülkemizde siyasal iktidarı ne yazık ki elinde tutmayı sürdürmekte olan gücün Gezi’den duyduğu korkunun bir başka başlıca nedeni de budur...

*** *** ***

Gezi, halk demektir. Çoğulculuktur. Birlikteliktir. Her inanca içtenlikle saygıdır.
Parktaki buluşmada bir ucundan da olsa tanık olduğum birkaç günde bu birlikteliğin en güzel örnekleri sergilendi. İnanan ibadetini yaparken inanmayanı kendisi gibi davranmaya zorlamadı. İnanmayan da inanana engel olmayı aklından geçirmedi. Türkiye toplumu aslında böyle bir toplumdu. Ben çocukluğumda, ilk gençliğimde bu güzel birlikteliğin mutluluğunu yaşamış biriyim. Türkiye bir sentez toplumudur. Dünyanın hiçbir ülkesinin sahip olmadığı bir kültür çeşitliliğine sahiptir. Bu bizim olağanüstü zenginliğimizdir.
Gezi, kendiliğinden, bu zenginliği, bu çeşitliliği sergiledi. Karşımızdaki karanlık aklın Gezi buluşmasından ölümcül korkusunun bir nedeni de bu örneğin bütün ülkeye yayılacak olmasıdır… Zaten öyle de oluyordu…

*** *** ***

Şimdi yapılmak istenen, Balyoz ve Ergenekon adıyla hukuk görünümü altında işlenen ve bugün onun yargıç, savcı ve avukatı olanları suçlu konumuna düşüren suçlara, bu kez Gezi iddianamesi ve yargılaması görünümünde bir yenisinin eklenme çabasıdır…
Basın toplantısının izleyicilerinden biri olarak basın bildirisinin okunmasının ve platform temsilcisi konuşmacıların ardından söz alarak Gezi iddianamesini hazırlayan ve Gezi’yi yargılamaya hazırlanan hukukçulara yönelik söylediklerimi buradan da tekrar edeyim:
Siyasal iktidarın askeri değil, Cumhuriyetimizin, Türkiye’de ve bütün dünyada aydınlanma değerlerinin savunucusu olun.
12 Eylül yargıç ve savcılarının adlarını bugün belki çocukları ve torunları bile tedirginlik duymaksızın anamamaktadır.
Balyoz ve Ergenekon’un çakma hukukçularının utanç verici, acıklı sonları ortadadır.
Ve basın bildirisinden iki cümleyle:
Geziyi lekelemeye yönelik beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Gezi bu toprakların eşitlik, özgürlük ve adalet umududur.

Ataol BEHRAMOĞLU - 13 Mart 2019

Son Yazılar