hikmet cicek

Silah arkadaşları Hulusi Akar'ı anlatıyor…

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bazı beyanlarında kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel hakkında suç duyurusunda bulundu ve 500 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

Davanın sonucu ne olur bilemem, fakat Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisini çeken Metin Akpınar’ın ve Ana Haber Sunucusu Fatih Portakal’ın sözleri nedeniyle HALK TV ve FOX TV’ye ağır cezalar verdiği düşünülürse, sonucu tahmin etmek zor olmuyor!

Neyse biz gelelim Hulusi Akar’a…

Ergenekon kumpasından Silivri Cezaevi’nde altı yılımı geçirirdim. Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, İstanbul/ İzmir Askeri Casusluk, vb. tertiplerinde yargılanan sayısız askerle tanıştım, onlarla hapishane arkadaşı, yoldaş oldum.  O dönemi anlatan onlarca kitap okudum.

O yurtsever askerlerin bir tekinin ağzından, eski Genelkurmay Başkanı, şimdi Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı öven bir cümle duymadım, okumadım. Emekli olurken onun arkasından hayır dua eden, “hakkını helal et” diyen bir tek askerle karşılaşmadım!

Geçtiğimiz hafta CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a eleştirilerde bulunmuş, TBMM Genel Kurulu'nda tansiyon yükselmişti. Akar’ın yanıtını biliyoruz.

Şimdi bazıları Hulusi Akar’ın hedef alınmasını eleştiriyor. “Fırat’ın doğusunda ABD’yle göğüs göğüse geldiğimiz süreçten” dem vuruluyor. Akar’ın marifetleri “dünün hataları” diye geçiştiriliyor. Akar’a yapılan övgü dolu yorumlar bir “akıl tutulması”dır.

Akar’ın yaptıkları gerçekten “dünün hataları” mıydı? Hadi o günleri bir hatırlayalım.

BİNBAŞI AHMET ERDOĞAN !

Balyoz kumpasının ünlü bilirkişisi Pilot Kurmay Binbaşı Ahmet Erdoğan'dı. Onun raporuyla yüzlerce yurtsever subay tutuklandı, yıllarca hapiste kaldılar, hem onlar, hem de aileleri büyük acılar çektiler.

O bilirkişi Ahmet Erdoğan bugün FETÖ'den firari. Erdoğan'ın bilirkişi olarak atanmasını dönemin 1. Ordu Komutanlığı Savcısı Bülent Münger istemişti. Erdoğan, akademiden bir yıl önce mezun olmuştu, deneyimsizdi. İddialara göre dönemin 3. Kolordu Komutanı olan Hulusi Akar tarafından bizzat seçilmişti. Ancak Akar, TBMM’de Özgün Özel’le yaptığı polemikte Erdoğan’ın bu göreve seçilmesinde bir dahlinin olmadığını söyledi.

ERDOĞAN ANLATIYOR…

Ahmet Erdoğan ise bu göreve nasıl atandığını şöyle anlatıyordu:

“Görevi almadan önceki günlerde Kolordu Komutanı, Kurmay Başkanı ve karargâhtan diğer ilgili subayların da bulunduğu bir toplantı esnasında emir subayının içeri girerek Ordu Kurmay Başkanının Kolordu Komutanımızı telefonlar aradığını haber verdi. Komutanımız salonu terk edip tekrar geldikten sonra da Kurmay Başkanımıza Ordu Komutanlığı’na bir kurmay subayın gönderileceğini ve bir süre ordunun emrine gireceğini ifade etti. Kurmay başkanımız görevlendirilecek olan kurmay subayın rütbesinin ne olması gerektiğini sordu. Kolordu Komutanımız da 'binbaşı, yarbay, albay bak işte' dedi. Toplantı bittikten belli bir süre sonra da Kurmay Başkanımız beni çağırarak müteakip gün Ordu Kurmay Başkanını görerek göreve başlamamı söyledi. Bu aşamaya kadar ben bilirkişi olarak görevlendirileceğimi bilmiyordum.”

O RAPOR !

Askeri Savcı Bülent Münger, FETÖ militanı Mehmet Baransu’nun bavulundan çıkan sahte belgeleri Ahmet Erdoğan'a teslim ederken “Bu belgelerin gerçek olduğunu farz ederek, bir rapor hazırlamasını” istiyordu. Erdoğan da, “Deliller gerçekse, bu bir darbe planıdır” şeklinde rapor hazırlıyordu. 6’sı askeri olmak üzere 21 ayrı bilirkişi raporunda, “Bu bir darbe planı değildir” denmesine rağmen, dava tümüyle Ahmet Erdoğan’ın raporu üzerinden yürüyecek ve yüzlerce yurtsever subay ağır hapis cezalarına mahkûm edilecekti.

“SU UYUR, HULUSİ AKAR”

Gazeteci-Yazar Yavuz Selim Demirağ, "İmamların Öcü - Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Cemaat Yapılanması" isimli kitabında Hulusi Akar'ın ilerleyen yıllarda özel kalemi görevini yürütecek Ahmet Erdoğan'dan şöyle söz ediyordu:

"Ahmet Erdoğan 1986 yılında Tokat İmam Hatip Okulu’ndan sivil liseye geçti. Daha sonra askeri liseye giren Erdoğan, Harp Okulu’ndan 1994 yılında mezun olup akademiyi bitirdiği yıl, 3. Kolordu Komutanı Hulusi Akar’ın 'icra subayı' olarak görevlendirildi.  'İcra subaylığı' bir nevi 'özel kalem' ya da 'emir subaylığı' niteliğindedir. Komutanın bütün irtibatlarını ayarlayan Ahmet Erdoğan’ın akademiden yeni mezun olmuş bir kurmay subay olmasına rağmen buraya atanması hakikaten ilginçtir. Teamüllere göre akademiden yeni mezun subay kıtada 'tabur komutanlığına' tayin edilir, yani araziye çıkar. Oysa Erdoğan, nokta tayiniyle Akar’ın yanı başında görevlendirilmiştir."

YILAN HİKAYESİ…

Tertipteki bütün rezillikler ortaya çıktıktan sonra Balyoz sanıkları, hem Münger, hem Erdoğan hakkında dava açtı. Münger davası Askeri Yargıtay’da sonuçlandı. "Görevi ihmalden" cezalandırılması savcı tarafından da istense de, hakkında beraat kararı çıktı. Balyoz sanıklarının Erdoğan hakkında Üsküdar Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmalarıyla başlayan süreç, çeşitli mahkemelerde dolaştıktan sonra Askeri Yargıtay 2. Dairesi, Ahmet Erdoğan hakkında dava açılmasını onayladı. Yeniden yargılama kapsamında sanıkların tümünün aklanmasıyla sonuçlanan "Balyoz" tertibinde, gerçeğe aykırı bilirkişi raporu hazırladığı iddia edilen askeri bilirkişi Ahmet Erdoğan hakkında Anadolu 32. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Ancak hakkında yakalama kararı bulunan sanık Ahmet Erdoğan firardaydı.

ÇOK DENEYİMLİ KİŞİLER VARKEN…

Balyoz'da uzun yıllar tutuklu kalan Albay Mustafa Önsel, “Silivri’de Firavun Töreni” adlı kitabında şunları yazıyordu:

“Ahmet Binbaşı, 2010 yılında, 3. Kolordu Komutanı Hulusi Akar’ın icra subayıydı. Bu anlamda işi en yoğun olanlardan ve komutanın evrak yönünden eli ayağıydı. Ama ne hikmetse Hulusi Paşa, bilirkişi görevi için onu askeri savcılığa gönderdi. Bu görevlendirme hiç normal değildi.”

“O Kolordu’da iş yükü daha hafif ve çok daha deneyimli birçok albay, hatta general varken, Harp Akademisi’nden yeni mezun olmuş, ayrıca kara pilot olduğu için kıtaya uzak birinin, böylesine hassas bir davada bilirkişi olarak görevlendirilmesi çok manidardır.”

Ahmet Erdoğan'ın avukatı İlker Boz, Aydınlık gazetesine gönderdiği bir "düzeltme" yazısında "Müvekkili Akar'ın icra subayı değil, 3. Kolordu Harekât Başkanlığında Harekât Plan Subayı olduğunu ve onu Kolordu Komutanı değil, Kolordu Kurmay Başkanının görevlendirdiğini" belirtmişti. Hulusi Akar da “Erdoğan benim icra subayım değildi” diyordu. İyi ama bir kurmay başkanı, komutandan habersiz böyle bir görevlendirme yapabilir miydi? Bu soru da yanıtsız kalıyordu.

HULUSİ AKAR’IN TAVRI !

Yargıtay’ın Balyoz hükmünü onamasından bir hafta sonra dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, Mamak’a geldi. Kendisiyle ikisi general, ikisi albay dört kişi görüştü. Balyoz kararları konuşulurken Hulusi Akar'ın birden konuyu Ahmet Erdoğan’a getirdiği ve onu savunduğu; "Bakın, o benim gözümde çok iyi bir subaydır. Takdir ettiğim bir personeldir" dediği söylendi.

Sonra ne mi oldu? Binbaşı Erdoğan ödüllendirildi, İngiltere’de görevlendirildi! Ahmet Erdoğan'ın avukatı İlker Boz'un Aydınlık'a gönderdiği "düzeltme metni"ne göre, "İngilizce Dil Puanı, Takdir Puanı, Sicil Puanı ve Ceza Puanı gibi somut verilerin dikkate alındığı son derece objektif bir süreç sonucunda" İngiltere'deki NATO görevine seçildi. NATO görevlisi Erdoğan şimdi kaçak!

HEPSİ EMEKLİ EDİLDİ…

Emekli Tümamiral Semih Çetin, “Nerede Kalmıştık? Kumpas Açığa Çıktı” adlı kitabında şöyle yazdı:

“Orgeneral Akar, Balyoz sürecini çok iyi biliyordu. Kolordu’daki görevinden ayrılmadan önce Hasdal’a yaptığı son ziyarette, öncelikli görevinin Balyoz davası olacağını söylemişti. 2012 Yüksek Askeri Şûra toplantısı öncesinde tutuklu Korgeneral Korkut Özarslan’a, bekleme süresini dolduran tutuklu amiral ve generallerin görev sürelerinin uzatılacağı mesajını vermişti. Ancak bu durumda olanlar aynı Şûra’da emekli edilmişti.”

AKAR'A SERT ELEŞTİRİLER…

O dönemde CHP Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu üyeleri Veli Ağbaba, Özgür Özel, Nurettin Demir ve Muharrem Işık tutuklu olan Balyoz sanıklarını Hasdal ve Hadımköy'de ziyaret ettiler. Balyoz sanıkları,  Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar’a sert eleştiri yönelttiler. Akar'ın Balyoz davasında hiçbir deneyimi olmayan Binbaşı Ahmet Erdoğan’ı bilirkişi olarak atamasının gerekçelerini anlatmasını istediler.

Ağbaba, ziyaretleri sırasında tutuklu komutanların kendilerine şunları aktardığını söylemişti:

“Davada askeri bilirkişi olarak görev yapan Binbaşı Ahmet Erdoğan gerçeğe aykırı, varsayıma dayalı, farazi bilirkişilik yapmıştır. Hepimizi yakmıştır. Demiştir ki, ‘Bu belgeler gerçekse eğer darbe girişimi vardır. Şu an Kara Kuvvetleri Komutanı olan Hulusi Akar, 3. Kolordu Komutanı iken kendisinden askeri bilirkişi isteyen savcıya, bilirkişi olarak kendi icra subayı Erdoğan’ı atamıştır.”

"SEMİNER NE DEMEK?"

Dönemin 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız, "Askeri Savcı Bülent Münger’in kendisine geldiğini, seminer, askeri tatbikat gibi terimleri anlamadığını, bu terimleri kendisine anlatacak ve açıklayacak bir personel görevlendirilmesini ve mümkünse bunun ordu karargâhı dışından olmasını istediğini” söylüyordu.

Ahmet Erdoğan, o tarihte henüz akademiden bir yıl önce mezun, hiç plan tatbikatına katılamamış bir subaydı. Seminer, tatbikat gibi terimleri anlamayan bir "bilirkişi" yüzlerce subayın hayatını etkileyen bu önemli davanın sonucunu belirleyecek raporu yazacaktı.

Balyoz sanıklarından Deniz Kurmay Albay Dr. Yasin Türker, "Askeri bilirkişinin görevlendirilmesinde tanık olunan bu vurdumduymazlık, sorumsuzluk ve ciddiyetsizlik mutlaka sorgulanmalı ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Balyoz Davası sürecinde kendi yaptığı yanlışlarla yüzleşmelidir. Bu keyfilikte payı bulunanların hiçbir şey olamamış gibi hayatlarına ve mesleki kariyerlerine devam etmeleri toplum vicdanında kabul görmeyecektir" diyordu.

NASIL KARA KUVVETLERİ KOMUTANI OLDU ?

Akar'ın kariyerindeki önemli sıçramalar dikkat çekiççidir. 3. Kolordu Komutanı iken, terfi sırasında önündeki Korkut Özarslan'ın Balyoz Davası'ndan tutuklanması sayesinde Genelkurmay 2. Başkanlığı'na getirildi.

Orgeneral Akar, TSK'daki yaygın teamüllerin aksine, hiç ordu komutanlığı yapmadan Kara Kuvvetleri Komutanı oldu. Kara Kuvvetleri Komutanı olurken normal şartlarda Akar'ın önünde Korgeneral İsmail Hakkı Pekin ve Korgeneral Korkut Özarslan vardı. Akar belki üçüncü sırada bile olamayacaktı. Ancak Pekin Ergenekon'dan, Özarslan Balyoz'dan tutuklanmış ve Akar'ın önü açılmıştı.

3 Ağustos 2013 günü Yüksek Askeri Şura sonuçlarında en dikkat çeken ayrıntı Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu'nun emekliye sevk edilmesi oldu. Kara Kuvvetleri Konutanlığı'na atanması beklenen Kalyoncu, emekliye sevk edilmeseydi Necdet Özel'den sonraki Genelkurmay Başkanlığı için en büyük adaydı.

Bekir Kalyoncu’ya hükümetin sıcak bakmadığı söyleniyordu. Bu iddialara gerekçe olarak Kalyoncu'nun isminin Ergenekon tertibinde tutuklanan İbrahim Şahin'in ifadelerinde ve MİT tarafından Genelkurmay'a 2005'te adları bildirildiği ileri sürülen 'Karargah Evleri' yöneticileri arasında yeraldığı iddiaları gösterilmişti.

Kalyoncu'nun adı ayrıca 2006'da düzenlenen bir güvenlik zirvesinde 'irticai tehdit var' diyerek komutanların hükümeti suçladığı ve Erdoğan'ın da bu suçlamalara sert tepki verdiği toplantıdaki generaller arasında geçtiği ileri sürülüyordu. Kalyoncu'nun emekliye sevk edilmesi için bu kadar gerekçe yeterliydi. Ancak, yandaş medya bunu yeterli görmeyecek, Kalyoncu’nun ailesinin “Sabetayist” (dönme) olduğunu yazacaktı!

Genelkurmay Başkanlığı adaylarından Org. Kalyoncu’nun emekli edilmesi, Orgeneral Yalçın Ataman’ın 28 Şubat davasın dahil edilmesiyle gene Akar’ın önü açılıyordu.

Akar 1998-2000 yılları arasında Tunceli Hozat İç Güvenlik Tugay Komutanlığı dışında ordu komutanlığı yapmamış bir orgeneral olarak da dikkat çekiyordu.

Talih" Akar'ın yüzüne böyle gülmüştü!

“DÜNÜN HATALARI”

Atatürk’e “Firavun” diyen, “1923 devriminden beri, boynumuz ağrıdı Batı'ya bakmaktan. Sanki bin yıllık uygarlığımız hiç olmamıştı” diye yazan, dinci- gerici Nuri Pakdil’i Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Ankara'daki evinde Şubat 2017’de (MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile birlikte)ziyaret etmesi…

Gene Akar’ın Atatürk’e hakaret eden, Atatürk’ün manevi kızıyla “yattığını” utanmadan yazan, Fethullah Gülen’e övgü dolu mesajları olan dinci Akit gazetesi yazarı Mehtap Yılmaz’ı Haziran 2017’de hastanede ziyaret etmesi…

Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve yazarı Hasan Karakaya’nın vefatının ardından Genelkurmay Başkanlığı adına “taziye” telefonu açtırması…

Abdullah Gül ile “Büyük Doğu Cemiyeti Kayseri Şubesi’nin düzenlediği Necip Fazıl Kısakürek’in konferansına katıldığını gösteren fotoğrafta yer alması…

İngiltere’de Hulusi Akar, Abdullah Gül ve Şükrü Karatepe’nin fotoğrafta aynı karede yer almaları…

Çetin Altan’ın ölümünde oğlu Ahmet Altan’a taziye telgrafı çekerken, Atatürkçü aydınların ölümünü duymazdan gelmesi…

Yenikapı mitinginde Cüppeli Ahmet ile poz vermesi…

Balyoz davasında esas alınan kumpas raporunu hazırlayan bilirkişi Erdoğan’a kalkan olması…

Askeri cezaevindeki silah arkadaşlarına yapılan kötü muameleye sessiz kalması…

2003'te Türk askerlerinin başına çuval geçiren birliğin komutanı olan, ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Raymond Odierno'dan liyakat madalyası alması…

AKP-Cemaat işbirliğiyle gerçekleştirilen Ergenekon, Balyoz, Kafes, Poyrazköy gibi Türk Silahlı Kuvvetleri’ni doğrudan ilgilendiren tertipleri sessizce ve uzaktan izlemesi, hiçbir tepki göstermemesi…

Deniz Kurmay Albay MuratÖzenalp’in Mamak'ta ölümüne sessiz kalması…

Hepsi “dünün hataları” öyle mi?

Hikmet ÇİÇEK – 28 Aralık 2018

Son Yazılar