amerika stratejik dusman

ABD, Ankara’ya çekiliyor olmasın…

ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den çekileceklerini açıklamasına ilişkin hızlı ve fazla köşeli değerlendirmeler yapmak niyetinde değilim; kimseye de önermem.

Bu kararın öncesindeki pazarlıklara, kararın uygulanıp uygulanmayacağına, uygulanırsa nasıl uygulanacağına, bölgedeki diğer aktörlerin ne tutum alacağına vb. ilişkin veriler henüz çok zayıf ve bulanık.

Güçlü oyuncular satranç oynuyorsa, tek bir hamleye bakarak değerlendirme yapılamaz. Belki de bir kombinezonla, hatta taktik bir fedayı da içeren bir kombinezonla karşı karşıyayızdır.

Bazıları Türk devletinin ve Türk ordusunun kararlı tutumu karşısında ABD’nin geri adım atmak zorunda kaldığını, kaldı ki zaten öteden beri rüzgârın ABD aleyhine ve Avrasya lehine estiğini, geri çekilme kararının da bunun göstergesi olduğunu düşünüyorlar. Bu arkadaşlar fazla iyimserler veya AKP propagandasının etkisi altındalar veya en azından geniş süreçlerle dar süreçleri çakıştırıyorlar ki, politikada bu çok yanıltıcıdır.

Bir olgu olarak gördüğüm şu: Televizyonlardaki siyaset programlarına çıkan AKP yandaşı veya devlet görevlisi yorumcuların ABD yönetimine yönelik eleştirileri bıçakla kesilir gibi durdu. Bilindiği gibi bu yorumcular bir süredir, biz solcuları bile şaşırtacak ölçüde “Amerikan karşıtı”ydılar. Çok çabuk ikna olabilecekleri, hatta yana yıkıla ikna olmayı bekledikleri ortaya çıktı.

Pekâlâ şöyle bir tabloyla da karşı karşıya kalabiliriz: ABD ile sorunlarını çözmüş, anlaşmış ve yeniden eski Amerikancılığına (hatta bölgede Amerikan taşeronluğuna) dönmüş bir AKP-Erdoğan iktidarı. Yabana atılamayacak ciddi bir olasılıktır bu.

Bir bakmışsınız Amerikancı iktidar, Amerika’nın feda ettiği piyonuna karşı savaş açmış... Israrla AKP’ye anti-emperyalistlik atfedenler bile burada bir “anti-emperyalistlik” bulmakta epey zorlanacaklardır sanırım. Ancak en azından şöyle bir yararı olur bu gelişmenin: Herkesin “baş düşman” tespiti netleşmiş olur.

*** *** ***

Sözünü ettiğim olasılık, yani AKP’nin bölgede tekrardan ABD ile işbirliği yapma olasılığı neden önemle dikkate alınmalıdır? Çünkü bunun Suriye ile Irak’a (aslında tüm Ortadoğu’ya) olduğu kadar Türkiye’ye de yansıması olur.

Böyle bir gelişme içte faşizm, dışta savaş demektir.

Her otoriter rejime faşizm diyen toy bir devrimci değilim. Ama bu noktada böyle bir gelişme kelimenin tam anlamıyla faşizm olur. Bunun ön işaretleri de alınmıyor değil.

Dışta savaş derken de sadece PKK ile savaşı kastetmiyorum. Bunun Suriye’si var, İran’ı var… Dedim ya, tek bir hamleye bakmak yanıltıcı olur.

Neyse, izleyip göreceğiz… Herkese naçizane önerim şu: Bölgemizde ABD’nin ve işbirlikçilerinin baş düşman olduğunu unutmamaları. Bakalım bunu kıstas aldığımızda nasıl bir tablo çıkacak ortaya…

Ender HELVACIOĞLU – 20 Aralık 2018 - ABC

Son Yazılar