bessam abdullah225

Hizbullah ve Suriye!

1982’de Lübnan’ı işgal eden İsrail kuvvetlerinin iki esas amacı vardı:

Lübnan’a yerleşmiş olan Filistin mukavemetini ezmek ve Lübnan’ı bir İsrail-ABD askeri üssüne dönüştürüp Suriye’nin ulusal güvenliğini tehdit etmek.

İşgalden hemen sonra Filistin siyasi-askeri kadrosu Tunus’a taşındı. Lübnan kasabı olarak bilinen Ariel Şaron ve onunla birlikte hareket eden Lübnanlı faşist Falanjist Parti milisleri, korumasız kalan Sabra ve Şatila Filistin kamplarında kadın, çocuk ve yaşlılara karşı korkunç bir soykırım işledi. İsrail bu “zafer” sarhoşluğuyla askeri işgal nüfuzunu kullanarak Lübnan’a arzu ettiği politikaları dikte etti. Buna dayalı olarak:

Farklı din ve mezheplerin bir arada yaşama kültürünü yok edecek savaş çığırtkanlığı ve nifakı telkin etti.

Lübnan’da mevcut olan bütün Filistinli örgütlerin dağıtılmasını istedi.

Siyonist İsrail ile Lübnan arasında İsrail’in kuzey sınırlarını güven altına almayı taahhüt eden “barış” antlaşmasını dayattı.

İsrail “dostu” yeni bir Lübnan hükümetinin kurulmasını talep etti.

İşgal ve dayatma!

İsrail tankları bu “askeri ve siyasi zaferle” tarihinde ilk kez bir Arap başkentine Beyrut’a girdi. İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında 17 Mayıs 1983’te tamamlanan antlaşmada şunlar yer aldı:

Savaş halinin son bulduğu ve İsrail’in geri çekilmesinin kabulü,

Uygulamaya konulacak antlaşma metninin maddelerini kontrol edecek ABD, İsrail ve Lübnan üçlü komisyonunun kurulması,

Askeri, siyasi, iktisadi ve istihbarat alanında sağlanacak işbirliği antlaşmasının hazırlanması,

Lübnan topraklarında İsrail’in güvenliği için geniş bir tampon bölgenin kurulmasının Lübnan tarafından kabul edilmesi.

Halen Lübnan parlamentosunun başkanlığını yapan Emel Partisi’nin lideri Nebih Berri, bu antlaşmanın Lübnan için “utanç kaynağı” ve “şerefsizlik” olduğunu ilan etti. Aynı gün, Suriye Cumhurbaşkanı Hafız Esad, “Bu antlaşma geçersizdir ve ölü doğacaktır” demiştir. Lübnan Hizbullahı işte bu koşullarda İsrail işgaline karşı Lübnan mukavemetinin bir parçası olarak doğmuştur. Mezhepçi aptalların iddia ettiği gibi 1979’da tarih sahnesine çıkan Şii İran’ın uzantısı olarak zuhur etmemiştir. İran devriminden en az 5 sene sonra ortaya çıkmıştır.

İsrail işgalini desteklediler!

Suriye, İsrail işgaline karşı Lübnan mukavemet kuvvetlerinin her anlamda omurgası olmuştur. Suriye, Hizbullah ve İran arasındaki dayanışma, uzun bir mücadeleden sonra, 2000 yılında İsrail’i Lübnan’dan tamamen söküp atmayı sağlamıştır. Lübnan’ı tekrar işgal etmek ve 2000’in acı yenilgisinin intikamını almak isteyen İsrail, 2006’da tekrar Lübnan’a saldırarak işgal etti. Bu işgal ve katliam, Suriye, Hizbullah ve İran arasında mevcut olan işbirliği ve dayanışma ruhuyla tekrar def edildi.

Öğretici olan husus şudur: İsrail, Lübnan’ı işgal ederken, bu işgale destek verip gönüldaşlık edenler ile bugün Suriye, Hizbullah ve İran’a saldıran kuvvetler aynı güçlerdir. İsrail’in Hizbullah’a karşı başarılı olması için destek veren ABD ve Batılı müttefiklerinin yanı sıra, Lübnan “Müstakbel-Gelecek” Partisi lideri Türk Telekom’un sahibi Saad Hariri, eski Lübnan Başbakanı Fuat Senyora, Suudi hanedanı ve petro-dolar Körfez şeyhleri ile fitne fetva sahipleri İsrail’in zaferi için dua ediyorlardı. Bugün de bu şer kuvvetleri aynı görevi Suriye’ye karşı icra etmektedirler.

Hizbullah’ın uluslararası tekfircilere karşı Suriye’nin yanında savaşa dahil olması, siyasi çözüm istemeyen İhvan örgütü ve El Kaide eliyle yürütülen kirli savaşın bertaraf edilmesi, siyonizme ve emperyalizme karşı mücadele eden kuvvetlerin kalesi olan Suriye’nin yıkılmasını önlemek içindir. Lübnan-Suriye noktasında yer alan Kuseyr bölgesinin Suriye kuvvetlerinin eline geçmesi, Hizbullah’a karşı örülen ağın paramparça edilmesiydi. İsrail, ABD, Suudi hanedanı, Katar ve Erdoğan- Davutoğlu rejiminin, Suriye ve Hizbullah’a karşı her türlü komplo ve çirkef mezhepsel söylemlerde yer almalarının gerekçesi budur.

Kardeşliğin teminatı!

Hizbullah ve Suriye, Sünni, Şii, Hıristiyan kardeşliğinin teminatıdır. Malula tarihi kentine saldırıp kilise ve camileri talan eden, imam ve papazları katleden zihniyete karşı savaşan Suriye ve Hizbullah’a düşmanlıkları bundandır. Düşmanlıklarının sebebi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ortadoğu temsilcisi Mihail Bogdanov’un Hasan Nasrallah ile bir araya gelmesine, Rusya’nın yeni ittifaklara girmesine karşı duydukları öfkedir. Direnen Suriye’nin, BRİCS, İran, Suriye ve Hizbullah merkezli yeni bir dünyanın kuruluşuna öncülük etmesine karşı duydukları kindir.

İsrail, Suudi hanedanı ve Erdoğan-Davutoğlu’nun savaş çığırtkanlığında ve kafa kesen yamyamlarla aynı cephede yer almalarında ısrarlı olmasının sebebi, yenilen ABD’nin kendi başını kurtarmak için memurlarını kurban etmesine karşı duyulan orantısız tepkidir.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar, cinayet ve harami çetelerini korumak için angajman kurallarını ne kadar değiştirirlerse değiştirsinler, Suriye, Hizbullah ve dostları bu deccalları tarihin çöplüğüne mutlaka atacaktır.

Şam Stratejik Araştırmalar Müdürü Arapçadan çeviren:

Mehmet YUVA

Bessam Abu ABDULLAH - 19 Eylül 2013 - Aydınlık

Son Yazılar