nihat genc conolar bu afise ne diyor2

Conolarla tırt Kemalistler bu afişe ne diyor?

Kendilerine verilen rolleri kusursuzca oynayanlar ise “had bildirmek” makamında olamazlar, aksine “emperyalizmin figüran”larıdır.

Aşağıdaki HDP Kongresi'nde asılı afişe iyi bakın:

“Eşit Yurttaşlık Ortak Vatan.”

hdp esit yurttaslik

İşte CHP son kurultay bildirgesinde Apo'nun bu laflarını aynen HDP'den araklayıp “bildirgesine” bir madde olarak koyup Türk Milleti'ne ilan etti.

Bunun üzerine biz de Odatv’de “Conolarla Tırt Kemalistler el ele” başlıklı bir yazı yazdık. Yazımızda “tırt” Kemalistler Tuncay Özkanlar, Mustafa Balbaylar hatta Muharrem İnceler'in ve birçok CHP'linin bu “açılım” deklaresine hiç itiraz etmediğini neden itiraz etmediğini anlatmaya çalıştık, yetmedi, Ulusal Kanal'da 80 dakikamızı bu ifadelere ayırıp enine boyuna “eşit yurttaşlık”ı masaya yatırdık, derken...

Aynı yazımızda şu cümleleri de kullandık, Cumhuriyet yazarı Emre Kongar kurultay bildirgesine alkışlar, övgüler düzerken “açılım”a itiraz etmedi, dedik.

Emre Kongar Bey, Twitter sayfasında, “hayatı boyunca kimlik siyasetine karşı olmuş bana bir haddini bilmez laf atıyor” diye yazdı.

Haddini bilmez, ben, Nihat Genç oluyorum.

Emre Kongar Bey hayatı boyunca kimlik siyasetine karşı olmuşsa yukarıdaki fotoğrafta yazan cümlelerin ne anlama geldiğini bizden iyi biliyor olmalı.

Ve kimlik, etnik siyasetine karşıysa yeni CHP'nin bildirgesinde bu “kimlik ve etnik” siyaseti maddesi (bildirgede aynen yazıyor: Eşit yurttaşlık ülke bütünlüğü) gözünden kaçmamış olmalı.

Aksine yeni CHP'nin açılım içeren bildirgesine övgülerle sütununa taşımış.

(“Eşit yurttaşlık ortak vatan” ne demek, durumdan habersiz gençler için ve TV'lerini yeni açanlara bir daha tekrar anlatalım, bir Kürt federasyonu kuruluyor ve Kürtler kendi içlerinde eşitler, bu taraftaki Türkler de kendi içlerinde eşitler ve iki ayrı federasyon birbirine eşit ve bu etnik ifadeler anayasada aynen Yugoslavya, Irak anayasası gibi Türk, Kürt yazılıyor, yani vatan Türk ile Kürt arasında bölüşülüyor, ortak vatan oluyor, “ülke bütünlüğü” böyle oluyor...)

Durum budur.

Bence haddini bilmeyenler “ülkeyi bölenler”dir.

Bence haddini bilmeyenler ülkeyi bölenlere karşı seslerini çıkartmayanlardır.

Bence haddini bilmeyenler, Cumhuriyet Gazetesi'nin ve dahi Halk TV'nin ve dahi Atatürkçü kadın ve düşünce derneklerinin ve dahi birçok Sözcü yazarının ve dahi her cümlesine Atatürk'ü zikrederek başlayan onlarca (tırt) Kemalist yazarın ve dahi Aydın Doğan medyasının... Bildirgedeki bu “açılım” maddesine seslerini çıkartmayanlardır.

“TOPLU ZİKİRLE” KUTLANDI!

Aksine yeni CHP'nin açılım programına yukarda ismi yazılanlar “toplu zikir törenleriyle” katıldılar.

Malumunuz zikir törenlerinde önce Allah'ın Peygamberin sonra evliyaların sonra da şeyhlerinin adı halakada toplananlar tarafından “zikr” edilir (defalarca nakaratla topluca uyum içinde söylenir).

Yeni CHP'nin açılımı Cumhuriyet Gazetesi, Halk TV tarafından ve dahi yurt genelindeki CHP teşkilatlarında “toplu zikirle” kutlandı.

Bu toplu zikiri yandaş medyadan iyi tanıyoruz. Tayyip Erdoğan o gün ne derse akşam ekrana çıkıp hep birlikte “toplu zikire” başlıyorlar, Tayyip Bey “Ey Eset” derse o akşam hepsi toplu zikre başlıyor: “Ey Eset” diye zikir çekiyorlar, Tayyip Bey, “Ey Trump” derse, o akşamki zikir programı da “Ey Trump” oluyor...

Şimdi ise hayretle izliyoruz kendilerine Cumhuriyetçi, çağdaş, eleştirel, Atatürkçü diyenler Yeni CHP'nin ve Dersimli'nin her lafını onaylayıp birlikte “toplu zikir” çekmeye başladılar.

Ancak bu sefer toplu zikir halakalarında PKK uzantısı HDP de var.

Oysa tarikatlar dahi çeşitlidir ve her tarikatın zikir törenleri farklıdır, bugün gördüğümüz artık yeni CHP ile HDP de aynı isimleri aynı ritüel (tören, kuralları) içinde zikrediyor.

Aydın denilen insanlar “toplu zikir” törenlerine katılmaz, çünkü kendi fikirleri vardır.

Şayet aydınlar her tarikatın zikir törenine ayıla bayıla katılıyorsa burada aydının “kimliğiyle” ilgili bir sorun vardır.

Aydınlar bir toplumun “as” oyuncularıdır, her role soyunmazlar, ancak ucuz oyuncular kendilerine hangi rol verilirse senaryoyu okumadan o rolde oynarlar.

Hatta, eski Milli Kurtuluş günlerinde temsilen oynanan Kurtuluş Savaşı kahramanlık sahnelerinde sıradan halkımız dahi fırıncısı, bakkalı, Rum ve Ermeni rollerini kabul etmez ve Kurtuluş günlerinde birçok şehrimizde yalandan oynanan Rum, Ermeni rolü için dahi kimse bulunamaz.

Mesela Cüneyt Arkın'ı kimse Bizanslı rolüyle oynadığını göremedi.

Mesela bir bakkalımız kurtuluş günlerinde temsili Rum rolünde oynamışsa yuhlanır rol üstüne yapışır, küfür yer, bu yüzden oynamaz.

Ancak günümüzde bazı aydınlar pekala bir taraftan Atatürkçü rolüne bir taraftan “Apocu” rolüne girebiliyor. Savaş diliyle söylersek hem mavi kuvvet hem kırmızı kuvvet içinde rol alabiliyor, neden?

BU ABD PROJESİDİR!

Tertemiz Atatürkçü cumhuriyetçi samimi insanları kandırmak için, kafa karıştırmak için, riyakarlıkları yüzünden ya da bu rolleriyle insan içine çıkamayacaklarını bildikleri için “aydın” maskesi takarlar.

Afrin sonrası yandaş medyayı izlerseniz ülkemizdeki İslamcılık ideolojisinin birden “Nasyonal İslamizm”e evrildiğine şahit olacaksınız, bu bir süreçti, sonunda İslamcılık Osmanlı'dan ümmet'ten dönüp gözlerinizin önünde “Nasyonel İslamizm” oluverdi.

Bir düşünceyi takip eden aydınlarınız yoksa bu fikri tutarsızlığa siz de düşebilirsiniz, tıpkı, bir çok sol ve sosyal demokrat aydının “etnik milliyetçilik”e savrulması gibi.

“Nasyonel Kürtçülük” bir ABD projesidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise Kuvayı Milliye'nin eseridir.

Bir tarafta Atatürkçü, Cumhuriyetçi aynı anda Nasyonel Kürtçü rolünde oynamak mümkün değildir.

Emre Kongar Bey, gelin artık ucuz rollerde oynamayın.

Bugün yazdığınız köşe Uğur Mumcu'nun köşesidir, Uğur Mumcu 1985 yılında “Asala ve PKK'ya açıktan karşı olmayanlar Türk aydını olamaz” demişti.

Ancak bugün gazetenizin ve sizin PKK'nın ve Apo'nun “eşit yurttaşlık ortak vatan” lafını alkışlayıp övdüğünüze şahit oluyoruz, Uğur Mumcu'dan sonra PKK'da ne değişti ya da “aydınlarda” ne değişti.

Ve Sayın Emre Kongar Bey, had bildirmek istiyorsanız önce HDP'yle “açılım”da anlaşan yeni CHP'ye bildirin ve dahi haddinizi önce çok düşük kalibreli kitaplarınıza bildirin, çünkü had bildirmek, her şeyden önce bilginiz, biliminiz, seviyeniz kadar konuşmaktır.

Biz haddimizi biliyoruz, ülkemizin en temel toprak ve hukuk değerlerine bağlı sade yurttaşları olarak yaşıyoruz.

Benim görüşüm şudur yüksek değerde eser veremeyenler ancak düşük zekalı ucuz oyuncular onun bunun projelerinde rol alır, hırsızlığını dahi övdüğünüz Orhan Pamuk gibi, cemaate sırtını dayamış Elif Şafak gibi, ve Selçuklu komutanı Nurettin Zengi'yi dahi CIA ajanı yapıveren cahil yazarınız Aydın Engin gibi.

Kendilerine verilen rolleri kusursuzca oynayanlar ise “had bildirmek” makamında olamazlar, aksine “emperyalizmin figüran”larıdır.

Hem verilen figüran rollere çıkacak hem de “aydın” rolü çalacaksınız, asıl “hırsızlık” budur, tıpkı neoliberallerin 30 yıldır aydın rolünü cebellezi etmeleri gibi.

Nihat GENÇ – 12 Şubat 2018 – Odatv

Yazarlar

Partly cloudy

27°C

Istanbul