muyesser yildiz5

ABD'li Senatörler Ankara ve Menbiç'ten Sonra Nereye Gitti?

Bugün yakın uzak tüm tarihimizin en onur kırıcı olayının, ABD'nin askerimizin başına çuval geçirmesinin 15'inci yıldönümü.

O çuvaldan sonra TSK'nın başına başka ne çuvallar geçirilmedi ki!.. Ergenekon’da PKK'lı teröristlerin tanıklığında Genelkurmay Başkanının “terörist” ilân edilmesi, Balyoz'la ülkenin savaş planlarının, Kozmik Oda'ya girilmesiyle devlet sırlarının ortaya dökülmesi, Türk askerinin fuhuş, casuslukla aşağılanması ve nihayet 15 Temmuz'la TSK'nın kendini şakağından vurması!.. 

Tüm bunları niye yaşadık? Günümüzün Sevr'i olan BOP'un hayata geçmesi, ülkelerin parçalanması, “Büyük Kürdistan” adı altında “Büyük İsrail”in kurulması için.

Ne tesadüf, 24 Haziran seçimlerinden önce ABD'yle yaptığımız anlaşma gereği güya bugün, yani çuvalın yıldönümünde PKK'lı teröristler Menbiç'ten ayrılmaya başlayacak.  

Acaba?

Bu yılın ilk aylarında Erdoğan, “Bir gece ansızın gelebiliriz” derken, Menbiç'e bir basın ordusuyla çıkarma yapan ABD'li generaller, “Türkiye bizi vurursa, agresif karşılık veririz” tehdidi savuruyordu.  

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ABD'ye, “Askerlerinizi derhal çekin” çağrısı yaparken, ABD'li General Votel, Menbiç'ten çekilme planlarının olmadığını söylüyor, terör örgütü YPG'nin yöneticileri de Türkiye’nin olası bir operasyonunu engellemek için ABD’nin kendilerine her türlü yardımı yapacağını açıklıyordu. 

Neyse bunlar geçti, ABD ile anlaşma sağlandı. Sağlandı da ne oldu?

ABD ve Fransız askerleri Menbiç'in içinde boy gösterip, PKK'ya “Akdeniz'e inme” sözü veren ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Joseph Votel Menbiç sokaklarını turlarken, askerimiz ancak sınırda devriye görevi yapıyor.

Anlaşma varsa, bizden bir general neden Votel'e eşlik etmedi?

4 Temmuz ABD Bağımsızlık Günü resepsiyonunda konuşan Ankara Büyükelçiliği maslahatgüzarı Philip Kosnett'in, “Türk ve ABD askeri güçleri güvenlik konusunda yakın çalışıyorlar. YPG durumu anladı ve işbirliği yapacaklarını açıkladılar” sözlerini anlamı ne? Terör örgütü kimle, neyin işbirliğini yapacak?

Terör örgütünün kılıfı olan SDG (Suriye Demokratik Güçleri)'nin sözde Menbiç Askeri Meclis Komutanı Bozi neye güvenerek, “Türk askerinin Menbiç'e girmesini istemiyoruz. Girerse, karşılık veririz” diyor?

Kerkük'te Neler Oluyor?

Menbiç'te durum özetle böyle. “Büyük İsrail” projesindeki büyük fotoğrafı görmek için Kerkük'e de bakmamız gerekiyor. Barzani, “Kürdistan'ın kalbi” dediği Kerkük'ü işgâl etti. “Barzanistan”ın bağımsızlık referandumunun kabul edilmemesinin ardından Peşmergeler buradan çıktı. Irak merkezi yönetimi, “Peşmerge Güçleri’nin Kerkük ve 140. Madde kapsamındaki diğer tartışmalı bölgelere dönmesine izin verilmeyeceğini” açıkladı.

Türkiye seçimle uğraşırken, Irak'ın kuzeyinde de seçim vardı. Özellikle Kerkük'te dünya hile yapıldı, Türkmenlerin oyları çalındı. Günlerce, gecelerce süren eylemin ardından oyların yeniden sayılması kararlaştırıldı.  

Bu süreçte Ankara, Kerkük'ün adını bile anmadı. Şimdi seçimlerde ne hileler yapıldığı bir bir ortaya çıkıyor.

Peki 2 gün önce ne oldu? ABD ve “Barzanistan” yöneticileri Erbil'de toplantı yapıp, Kerkük'ün de içerisinde olduğu tartışmalı bölgelerdeki güvenlik ve askeri planın tekrar gözden geçirilmesi konusunda anlaşmaya vardı.

Yani yeniden “Kerkük'e hoş geldin Peşmerge”!..

Ankara'dan bir ses var mı?

Erdoğan-Barzani Görüşmesi !..

Var. Dün Erbil'den yapılan açıklamaya göre, Başbakan Neçirvan Barzani, Erdoğan'ı arayıp, seçim başarısından dolayı kutladı. Görüşmede, “Her konuda ikili ilişkilerin güçlendirilmesine” vurgu yapıldığı ve “Bölgedeki son gelişmelerin ele alındığı” duyuruldu. 

Bu görüşmenin ardından Barzani'nin medyası Rudaw'da “Türk ve Kürt akademisyenlerden” alınan görüşlerle, “Erbil-Ankara ilişkilerinde yeni bir sayfa mı açılıyor?” başlıklı bir analiz yapıldı. 

Yakın tarihimizi hatırlatması açısından Duhok Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Serdar Şerif'in değerlendirmelerini özetlemekle yetinelim:

“AK Parti, Davutoğlu döneminde Başkan Barzani’nin Türkiye’yi ziyareti sırasında Kürdistan Bölgesi’ni önemli bir aktör olarak tanımlamıştı. Suriye sorununda Peşmerge güçlerinin Kobani’ye Kürdistan bayrağıyla gitmesi de AK Parti döneminde oldu. IŞİD’le savaşta Türkiye’nin peşmergeye askeri eğitim vermesi de önemliydi... Türkiye ile Kürdistan bölgesi iki komşu durumda ve ilişkilerinin iyi olması konusunda da birbirlerine ihtiyaçları var. Neçirvan Barzani ile Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekleştirdiği görüşme zamanında yapıldı. Telefon görüşmesi, Türkiye ve Kürdistan bölgesi ilişkilerinin geleceğine dair önemli bir cevaptır. Ayrıca bu görüşme Amerika’nın iki tarafla da ilişkilerini güçlendirmesini sağlayacaktır. İleride de bu görüşmenin doğrudan getirilerini göreceğiz.”

Erdoğan'ın Bu Trafikten Haberi Var mıydı?

“Menbiç, Kerkük, Erdoğan-Barzani görüşmesi” dedikten sonra bu tablonun odağındaki ABD'lilere geçelim.

Bilindiği gibi Erdoğan, 24 Haziran'dan 5 gün sonra iki ABD'li senatörü kabul etti. Senatörler Lindsey Graham ve Jeanne Shaheen'in, Türkiye'de tutuklu Rahip Andrew Brunson'un serbest bırakılması, bir de Rus yapımı S-400 ve ABD yapımı F-35'lerin alımıyla ilgili anlaşmazlık konularını görüşmek için geldiğini sanıyorduk.

Senatör Lindsey Graham'ın, “Türkiye'nin, ABD'nin stratejik ortağı olmaya ihtiyacı var” şeklindeki meydan okumasının altını çizip, devam edelim.

O senatörler Erdoğan'la görüşmenin ardından hapishanedeki Rahip Brunson'u ziyaret etti.

Daha sonra Menbiç'e gittikleri ortaya çıktı. Senatörleri, Şubat ayında, “Türkiye bizi vurursa, agresif karşılık veririz” diyen IŞİD karşıtı koalisyonun ABD'li Komutanı Korgeneral Funk'a “Askeri meclisin” flamasını hediye eden Menbiç Askeri Konseyi Sözcüsü Şervan Derviş'in karşıladığı, ayrıca Graham'ın Konseyin Başkanı Abu Adel'e, “ABD Başkanı Trump’a size yardım etmek için burada kalmamızın önemli olduğunu söyleyeceğim” dediği duyuruldu.

Bunları iki gündür gazetelerde okuyoruz zaten.

Senatörlerin henüz Türkiye'de duyulmayan son ziyaretini aktaralım.  

Lindsey Graham ve beraberindeki heyeti dün de Erbil'deydi. Neçirvan Barzani ile görüştüler. ABD'nin Bağdat Büyükelçisi Douglas Sliman, Erbil Başkonsolosu Ken Gross, Barzanistan İçişleri Bakanı Kerim Şengali ve Barzanistan Bölgesi Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin de katıldığı görüşmede, şu konuların ele alındığı bildirildi:

- Peşmergenin IŞİD’e karşı gösterdiği kahramanlık ile ABD’nin Kürdistan Bölgesi’ne yaptığı askeri ve insani yardımlar...

- Barzani'nin, Kürdistan Bölgesi’nin Kürtler ve diğer bileşenlerin haklarının anayasada belirtildiği şekilde garanti altına alınması durumunda çözüm için Irak siyasi sürecinin içinde yer almaya hazır olduğunu belirtmesi...

- Irak’taki bileşenlerin hakları, IŞİD’in Irak ve Suriye’de kontrol altına alınması ve ABD’nin bunda oynayacağı rol...

Acaba Erdoğan'la görüşmede, senatörlerin bu ilginç ziyaret trafiği de gündeme geldi mi?

“Yeni bir sayfanın” hazırlığının yapıldığı anlaşılıyor da, ne ola ki?

11 Nisan'da AKP'li eski bakanlar Mehdi Eker, Taner Yıldız ve Efkan Ala'nın “PKK temsilciliği” olarak adlandırılan İngiltere'deki düşünce kuruluşu Democratic Progress Institute (DPI)'ye ziyaretini,

Erdoğan'ın 14 Mayıs'ta Chatham House'da konuşma yapmasını,

DPI'nin Başkanı Kerim Yıldız'ın, “Çözüm süreci yeniden başlamalı” çağrısından sonra Barzanilere yakınlığı ile bilinen Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik'in 18 Mayıs'ta, “Seçimlerden sonra çözüm süreci başlayabilir” açıklamasını,

Ve DPI'ya giden isimlerden Mehdi Eker'in “çözüm süreciyle” ilgili olarak, “Toplumun bu manadaki beklentilerinin karşılanması, aşama aşama gidiyor. Biz bir takım fazları geçtik, şimdi başka bir fazdayız. Elbette ki, toplumsal dinamikler, beklentiler, taleplerin ortaya koyacağı yeni gelişmelerle biz toplumun demokratikleşme ve sivilleşme alanında ihtiyaçlarını, beklentilerini zaten kendi tasavvurumuzun bir parçası olarak değerlendirir, kararlaştırır, hayata geçiririz” demesini hatırlatmakla yetinsek!..

Müyesser YILDIZ – 04 Temmuz 2018

Yazarlar

Cloudy

12°C

Istanbul