muyesser yildiz5

İspat şansım olmadığı için bu olayı bugüne kadar yazamamıştım!

Silivri'den çıktıktan sonra ilk işim, hiçbirisini şahsen tanımadığım Balyoz sanıklarını ziyaret etmek oldu. Maltepe, Hasdal, Hadımköy, Mamak Cezaevlerine gittim.

Ankara'ya, evime geldikten sonra da Mamak'ta kalan subaylarımızdan birisinin aile dışı üçüncü ziyaretçisi oldum. Artık her hafta oradaydım. Tepedekiler bu ziyaretlerimden pek rahatsız oldu, engellemeye çalıştı. Ancak Milli Savunma Bakanlığı ile girdiğim hukuk savaşını kazandım.

Anayasa Mahkemesi Haziran 2014'te “Hak ihlali” kararı verip, kumpas mağdurları tahliye edilene kadar ziyareti hiç aksatmadım. Güzel dostluklar kuruldu. 

Aileleriyle birlikte birçok acıyı da yaşadım.

Mesela subaylarımızdan birisinin eşi bu süreçte genç yaşında göğüs kanseri olmuştu.

İşte AYM'nin tahliye kararının ardından, onun doğum günü için özel bir program yapalım istedim.

O gün Meclis'teydim. Cezaevindeyken emekli edilmiş olan bazı dostları veya eşlerini arayıp, doğum gününü haber verdim. Sıra, göreve dönmüş bazı isimlerdeydi. Karargâhta cep telefonu kullanmadıkları için ulaşma imkânım yoktu. Harici veya dahili numaralarını da bilmiyordum.  

Öğlen arası, Meclis'e yakın olduğu için Kuvvete gitmeye karar verdim.

Nizamiyede, görüşmek istediğim kişinin ismini söyledim. Aradılar. Kabul etti. Bu arada nüfus cüzdanımı alıp, giriş kaydımı yaptılar.

Arkadaşımız geldi, birlikte odasına çıktık. Selam sabah, cezaevi günlerinden bahisle bir çay içimi, akşamki programı ilettim. Sohbet sırasında Balyoz mağdurlarından çok da samimi olmadığım bir ismin daha orada görevde olduğunu öğrenince, ona da, “Merhaba. Geçmiş olsun. Hayırlı olsun” demek istedim.

Birlikte o kişinin odasına çıktık. Yerinde yoktu.

Ayrılırken koridorda bir diğer Balyoz mağduruyla karşılaştık. Çay ikram etmek istedi. Daha yeni içtiğimi belirttim. Bunun üzerine, “Buraya kadar gelmişsiniz. Hiç olmazsa kafeteryaya çıkıp, birer kahve içelim” dedi.

Çıktık. Herkesin gözü önünde kahvemizi içtik. Akşamki programı konuştuk ve kalktık.

Ziyaret ettiğim arkadaş beni aldığı gibi kapıya kadar uğurladı. Akşam da buluşup, o çileli eşin doğum gününü kutladık.

MEĞER NELER OLMUŞ!..

Tüm olay bu iken, meğer neler neler olmuş!..

Önce emekli edilmiş arkadaşlar kulağıma fısıldadı; “Görevde olan arkadaşlarla görüşmesen” diye.

Ne olduğunu anlamadım. Sıkıntıya girmemek için benimle görüşmek istemediklerini ve böyle dolaylı yoldan mesaj gönderdiklerini sandım önce.

“Canları sağolsun” diye düşündüm.

Bir daha hiçbirisiyle görüşmedim, ama çok da merak ettim. Araştırdım, soruşturdum, hiçbir şey öğrenemedim. Taa ki, 3 ay sonra YAŞ'ta terfisi beklenen bir komutanın neden terfi ettirilmediğine dair söylentileri duyuna kadar.

İddialara göre, şunlar olmuş:

Ziyaretimin ardından, “FETÖ'cüler” yemeyip, içmeyip, Genelkurmay Karargâhına ihbarda bulunmuş. Dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel de derhal soruşturulması talimatını vermiş.

Önce oraya gidip, gitmediğimin kayıtlarına bakmışlar. Nüfus cüzdanımda soyadım “Uğur” yazdığı için “Müyesser Yıldız”ı bir türlü bulamamışlar. Ardından o günün kamera görüntülerini izleyince, kayıtlardaki “Müyesser Uğur”un ben olduğumu anlamışlar.

Peşinden, gelsin ifadeler!..

Sadece çay ve kahve içtiğim iki ismin değil, odasında olmadığı için görüşemediğimiz subayın da savunmasını almışlar. Onlar da niye gittiğimi, kaç dakika kaldığımı, ne içtiğimi, ne konuştuğumuzu olduğu gibi yazmış. Yukarıda aktardıklarım yani.

ÜZÜLEYİM Mİ SEVİNEYİM Mİ? YAŞ'A GİRMİŞİM !..

Koskoca Genelkurmay!.. Tabii ki, bir gazetecinin ziyareti merak konusu olabilir.

Buraya kadar normal.

Normal olmayan, bu ziyaretin “Terfi” ölçüsü yapılmasıydı!..

Evet; İddialara göre Necdet Özel, “Müyesser Yıldız'la görüştükleri” gerekçesiyle, o isimlerin dosyasını YAŞ'a sokturmamıştı.

İnanamadım!.. Tarifsiz bir vicdan azabı çektim!.. Yedikleri darbe yetmemiş gibi, bir de benim yüzümden mağdur olmuşlardı!..

Tabii ispat şansım olmadığı için bugüne kadar bu olayı yazamadım.

Ancak çok şükür ki, gerçeklerin er geç ortaya çıkması huyu var.

Çıktı!.. Hem de resmi belgesiyle!..

Nasıl mı?

Genelkurmay Çatı Davası'nın ek klasörleri sayesinde.

15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Karargâh'ta ne varsa alınıp, bu klasörlere konduğu için o belgeleri de buldum.

İşte onlardan biri:

4 Nisan 2016 tarihli. Darbeden sadece 3 ay öncesine ait.

“2015 yılı YAŞ değerlendirmesine katılan personelden ilave bilgisi bulunanlar” başlığı altında, o gün ziyaret ettiğim isimlerden birisi hakkındaki “Adli işlemler” aktarıldıktan sonra İKK (İstihbarata Karşı Koyma) bilgisi olarak şu yazılmış:

“TSK aleyhine yazılar kaleme alan Müyesser Yıldız'ın ...... tarihinde öğleden sonra .... ......'ı ziyaret ettiği, birlikte ..... ....'ın yanına gittikleri, odasında bulamadıkları daha sonra ..... ....'ın odasına geçtikleri ve aile kabul salonuna giderek görüşmeye devam ettikleri öğrenilmiştir.” 

Bu yazıda diğer bir isim için de yine “İKK Bilgileri” bölümünde aynı şeyler anlatılmış.

İkinci belge, 30 Mayıs 2016 tarihli. Bu daha önemli, zira YAŞ'a sunulmak üzere hazırlanmış bir dosya.

“Fotoğrafı, Kimliği, MİT, Emniyet 2016, Özel Not/Yapılan İşlemler, Diğer Kaynaklar (Kaynak 1-2-3-4 ve Diğer), Kuvvet Komutanlığı Değerlendirmesi, Nihai Değerlendirme” şeklindeki sütunlarla, terfisi görüşülecek subaylar hakkındaki tüm bilgiler özetlenmiş.

Neler yok, neler!.. Bu, başka bir yazı konusu... Okurken çoğu kez ağladığımı belirtmekle yetinip, ziyaret ettiğim o isimlerden birisinin dosyasını aktarayım.

MİT ve Emniyet'ten gelen bilgiler yazıldıktan sonra “Özel Not/Yapılan İşlemler” sütununda, “Müyesser Yıldız'la irtibatının olduğu” denilmiş.

Görüldüğü üzere, sadece Necdet Özel döneminde değil, Hulusi Akar döneminde de o ziyaretim “YAŞ Dosyasına” konulmuş.

Genelkurmay için ne büyük “Tehdit”mişim, maalesef şimdi anladım!..

Maruzatım şunlardır:  

Birincisi; Keşke “FETÖ'cüleri” de benim kadar izlettirselerdi de ülkem bunları yaşamasaydı!..

İkincisi; “TSK aleyhine yazılar yazan” ithamını şiddetle reddediyorum. Binlerce yıllık şanlı ordumuz TSK'ya laf söylemedim, söylemem, söyletmem. Velev ki, öyle telakki ediliyor; “Aleyhinde” yazdığım sadece Genelkurmay'dır.

Üçüncüsü; Yıllardır TSK'ya küfredenlerle boy boy fotoğraf çektirenlerin, beni “TSK aleyhtarı” olarak suçlaması, biraz tuhaf kaçmıyor mu? 

Müyesser YILDIZ – 26 Mayıs 2018

Yazarlar

Partly cloudy

26°C

Istanbul