abd pyd ortakligi3 1

“Gel” diyorsunuz da NATO PKK’yı terör örgütü sayıyor mu?

Erdoğan dün partisinin Mersin İl Kongresi'nde “Ey NATO neredesin?” diyerek, şu çağrıyı yaptı:

“Bu kadar mücadele veriyoruz. Türkiye, NATO’nun ülkesi değil mi, neredesin? Afganistan’da hemen NATO üyesi ülkeleri oraya davet ettin. Peki, Suriye’de? Suriye’de, NATO üyesi olan ülkeler aslında kudretleri yetse kalkacaklar onlar açık net karşımıza dikilecekler. Fakat Türkiye’nin dik durduğunu görünce buna cüret edemiyorlar. Ama bizim isteğimiz şuydu: Afganistan’da çağırdın geldik, Somali’ye çağırdın geldik, Balkanlar’a çağırdın geldik. Şimdi de ben çağırıyorum, hadi bakalım Suriye’ye gel, niye gelmiyorsun? 911 kilometre sınırları olan Türkiye şu anda tehdit altında, niye gelmiyorsun, neden? Gel, adil davranın adil. Sadece kuru kelamlar bizi doyurmuyor, bunlara da inanmıyoruz artık. Samimi olun, dürüst olun, üzerinize düşen görevi de yerine getirin.”

NATO'nun patronu kim? ABD... ABD'nin PKK-PYD-YPG konusundaki tavrı bilinmiyor mu?.. Ki, bu ABD daha iki gün önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun açıkladığı üzere; “NATO müttefiki olduğu Türkiye'yi bazı yaptırımlar uygulamakla ve 'Şu ülkeden doğal gaz alma' diye tehdit etmiyor” mu?.. Sahi bir ülke diğer bir ülkeyi alenen hangi cüretle, niye tehdit eder ve dahi tehditkâr ülke ile görüşülür mü, ayrıca görüşülürse ne görüşülür?..

Peki Türkiye'yi sadece ABD mi tehdit ediyor?

Yine daha iki gün önce NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral Curtis Scarrapotti, Türkiye'nin Rusya'dan almayı planladığı S-400 füzeleri nedeniyle ABD Kongresi'nin yaptırımlarına maruz kalma ihtimaliyle ilgili olarak şu uyarıyı yapmadı mı?

“Bu alımın diğer sonuçları hakkında Türkleri net şekilde bilgilendirdik. Dolayısıyla bunun farkındalar. Türkiye, değerli bir müttefik ve NATO müttefiki. Bu ilişkiyi geliştirmeye ve güçlendirmeye devam edeceğiz. Eminim ki, NATO üyeliğine ve ortak değerlere bağlı kalmaya niyetliler.” 

NATO ile ilişkilerimize iki örnek:

Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye alınmama sebebinin din farklılığı olup olmadığı sorulduğunda, “Türkiye NATO'daki halkı Müslüman olan tek ülke. NATO'da sizinle beraber değil miyiz? Peki AB'de neden beraber olamayalım? Bundan niye bu kadar korkuyorsunuz, kaçıyorsunuz?” deyip, Haziran 2016'da da bunun cevabını yine kendisi şöyle vermedi mi?

“Bunu Fransa’nın eski Dışişleri Bakanlarından bir tanesi bana zaten açık açık söyledi. Sayın Davutoğlu da yanımda, 3’lü olarak görüşüyoruz ve açık açık söyledi, 'Sizi almazlar Avrupa Birliği’ne, boşuna uğraşıyorsunuz' dedi. 'Niye?' dedim. Müslümansınız dedi... NATO’da böyle bir yanlış yaptılar, öyle diyorlar, NATO’da bir yanlış oldu, oraya aldık, ama buralarda bu olmaz, yani ayrımcılık bunlarda var.”

Birkaç ay önce Norveç'teki NATO tatbikatında kendisi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün “Düşman hedefler” yapılması üzerine de şunları söylemedi mi? 

“Türkiye güçlendikçe ülkemize ve dolayısıyla bizlere yönelik hücumların şiddeti de artıyor. İşte daha dün, Norveç'teki NATO tatbikatında sergilenen terbiyesizliği sizler de takip ettiniz. Bazı yanlışlar vardır ki, onları aptallar değil ancak alçaklar yapar. Bu da işte böyle bir hadisedir. Şahsımı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü hedef alan bu terbiyesizliği, NATO içinde bir süredir varlığını müşahede ettiğimiz çarpık bir bakış açısının dışa vurumu olarak anlıyorum. Biz Rusya'dan S-400 almaya kalktığımızda ittifakın ortaya konan tepki de bu çarpıklığı teyit ediyor. NATO'nun güvenilirliği sorgulanır hale gelmiştir. Kıbrıs Barış Harekatında ve terörle mücadele döneminde kime ne kadar güvenebileceğimizi gördük.” 

NATO'NUN TERÖR ÖRGÜTLERİ LİSTESİ VAR MI?

Adamlar, “Türkiye'yi NATO'ya almakla yanlış yaptık” itirafında bulunmuş... Kıbrıs Barış Harekatı ve terörle mücadelemizde bizi yalnız bırakmış... Tatbikatta, Türkiye'nin liderlerini hedefe oturtmuş... Haliyle “Güvenilirliğini sorgular” hale gelmişiz... Ama Suriye PKK'sıyla mücadelemizde NATO'ya “Gel” diyoruz!..  

“Gel” diyoruz da en önce şunu soralım; NATO PYD/YPG'yi, hatta PKK'yı terör örgütü sayıyor mu ki?

Daha 2005'te dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, PKK'nın NATO'nun terör listesinde yer alması için çalışma yürüttüklerini, “Çifte standardın” ortadan kaldırılması için bunun gerektiğini açıklamamış mıydı? 

Sonra?

Yıl 2006; Brüksel'de görevli Türk Delegasyonu yetkilileri, şu itiraflarda bulunmamış mıydı?

“NATO, 2003 yılına kadar terör örgütleri listesi oluşturuyordu. Bu listede PKK, Hizbullah gibi örgütlerin isimleri yer alıyordu. Ancak daha sonra baş gösteren anlaşmazlık nedeniyle bu liste kaldırıldı. Bugün liste yok, ama bazı terör örgütlerinin adları 'terörle mücadele belgesi' adı verilen ana belgede yer alıyor. Belge gizli olduğu için burada yer alan örgütlerin isimlerini açıklayamayız. Terörle mücadele belgesi en son 2006 yaz aylarında gözden geçirildi ve PKK adı bu belgede de yer aldı. NATO, terörle mücadele konusunda başlıca forum değil. Türkiye, terör örgütü PKK ile mücadele konusunda NATO'dan herhangi bir talepte bulunmadığı. Türkiye, buna ittifakı ilgilendiren bir konu gözüyle bakmıyor.”

Gelelim Dışişleri Bakanlığı'mızın internet sitesinde yer alan NATO-PKK ilişkisine dair nota; “PKK bir terör örgütüdür. Avrupa ülkelerinin çoğu, ABD, Kanada ve Avustralya gibi birçok ülkenin terör örgütleri listesinde yer almaktadır. Avrupa Birliği de PKK’yı 2004 yılında terör örgütü olarak tanımıştır. Ayrıca, NATO’nun çeşitli belge ve açıklamalarında, PKK’ya terör örgütü olarak atıfta bulunmaktadır” deniliyor. 

Bir hatırlatma daha;

Geçen yılki NATO Parlamenterler Asamblesi toplantısında Türk Grubu Başkanı AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Berat Conker, Genel Sekreter Stoltenberg'e Suriye'de PYD/YPG'nin desteklenmesinin, Türkiye'yi tehdit eden PKK'ya destek olduğunu vurgulayıp, bunun NATO ittifakı ve müttefikler arasında dayanışmayı nasıl etkileyeceğini sordu. Stoltenberg'in cevabı mı?

Uzun uzun Libya'yı, Batı Balkanları, Makedonya'nın isim sorununu, Bosna-Hersek'i, Irak'ı, Rusya'dan almayı planladığımız füzelerle ilgili görüşlerini anlattı. Nihayet Suriye konusunda, NATO'nun “DEAŞ'la mücadele koalisyonun” bir parçası olduğunu hatırlattı. “DEAŞ da DEAŞ” derken, PKK/PYD/YPG'nin adını dahi anmayıp, topu Türk-ABD ilişkilerine attı. 

Görüldüğü üzere, NATO'nun bir terör örgütleri listesi var mı yok mu, PKK'nın konumu ne bu bile meçhulken; İttifakın patronu ABD'nin “kara gücüm” dediği PYD/YPG'yle mücadele için NATO'dan “yardım” bekliyoruz!..

RUS FÜZELERİNİN AKIBETİ !

İyi de bu olmayacak duaya “amin” denmesinin sebebi ne?

Sebep, gayet açık:

Hepimizin gözü önünde ABD'si, NATO'su Türkiye'yi Rusya'dan alınacak füzeler konusunda tehdit ediyor...

Biz de “DEAŞ bittiğine göre, artık İncirlik'i kullanmanıza gerek yok” karşılığını vermek bir yana tam bu günlerde;

THY'nın milyarlarca dolarlık ABD'den Boeing, Fransa'dan Airbus uçak alımını “mutlulukla” kesinleştiriyor,

Ve de NATO'ya “bağlılık” mesajları veriyoruz!..

Peki füze işinin sonucu ne olur?

NATO Genel Sekreteri'nin, “Türkiye bir başka hava savunma sistemi için İtalya ve Fransa'yla görüşüyor” açıklamasını, NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Scarrapotti'nin yukarıda aktardığımız uyarılarını geçelim.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, “Bizi kimse NATO'dan çıkaramaz” dedikten sonraki şu sözleri ne anlama geliyor?

“Kendi füze savunma sistemimiz olmaması nedeniyle buna acilen ihtiyacımız vardı. Kongrenin çekincesi nedeniyle, ABD’den basit tüfek almakta dahi zorluk çektik. Birisinden almak zorundaydık. ABD yönetimi, Kongrenin bunu onaylayacağına dair güvence verirse, onların Patriot sistemlerini alırız.”

Diyeceksiniz ki;

Erdoğan, “Biz S-400'leri zaten aldık, iş bitti” resti çekmedi mi? Hatta Rusya'ya kaparo verildiğini söylemedi mi?

Evet, bunlar oldu.

Lâkin “Eyy NATO” davetinden de anlaşılacağı üzere gidişat o ki, ya “kaporayı” yakacağız!.. Ya da “gururumuza” hâlel gelmemesi için Rus füzelerini alıp -Erdoğan'ın sık sık vurguladığı Yunanistan'ın S-300 füzeleri örneğindeki gibi- depolarımızda çürüteceğiz!..

Müyesser YILDIZ – 11 Mart 2018

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Clear

22°C

Istanbul