muyesser yildiz2 2012 haziran19 225

Darbenin “1 numarası” hakkında ezber bozacak ifade!

Sadece Akın Öztürk değil, tutuklu veya tutuksuz sanıklar da Abidin Ünal-Akın Öztürk görüşmesi hakkında benzer şeyler anlattı.

Üç gün önce Hava Kuvvetleri eski Komutanı Abidin Ünal'ın İzmir'deki darbe davasında SEGBİS'le verdiği ifadeyi aktardığım “Derdest Edilen O Komutan Gece Boyunca Dua Etmiş” başlıklı yazıda, 15 Temmuz gecesine dair bazı ayrıntı ve çelişkileri hatırlattım. 

Yazıyı da, “15 Temmuz gecesi Moda'daki düğüne dair gündeme hiç gelmeyen çok dikkat çekici bir başka ayrıntı daha var. Bunu da bir başka yazıda aktaralım” diye bitirdim.

Bugün o ayrıntıyı yazacaktım, ancak hani “haber içinde haber” denir ya, bambaşka bir gelişme yaşandı.

Önce bu gelişmeye yol açan o yazıdaki tespitleri özetleyeyim.

Darbenin “1 numarası” olduğu belirtilen Hava Kuvvetleri eski Komutanı Akın Öztürk'e duruşmalarda en çok 15 Temmuz akşamı İstanbul Moda Deniz Kulübü'ndeki düğüne neden gitmediği sorusunun yöneltildiğini belirtip, düğün sahibi dönemin Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanı eski Korgeneral Mehmet Şanver'in ifadelerinde bu konuya dair açıklamalarına yer verdim.

Sonuç; Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın 15 Temmuz raporunda ve iddianamelerde Akın Öztürk'ün son gün karar değiştirip, düğüne katılmadığı savunulurken, Mehmet Şanver'in ifadelerinden anlaşılan, Öztürk'ün katılmayacağından önceden belli olduğuydu.

İkinci konu; 15 Temmuz gecesi Abidin Ünal ile Akın Öztürk arasında yapıldığı söylenen telefon görüşmesiydi.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı raporuna göre, “Mehmet Şanver, Öztürk'ü aramış; Hava Kuvvetleri Komutanı'nın emirlerine hilafen uçuş yapıldığı, durumun ne olduğu sorulmuş, bihaber olduğu cevabı alınınca şüphe ile karşılanmış olmakla birlikte derhal engel olması istenmiş, kendisinden dönüş olmamış, daha sonra da telefonda doğru söylemediği, değişik kişilere yanıltıcı bilgi ve cevap verdiği ortaya çıkmış”tı.

Abidin Ünal ise ifadelerinde, Akın Öztürk'ün telefonuna uzun süre ulaşamayınca Korgeneral Mehmet Şanver'den Akın Öztürk'e ulaşmasını istediğini, Şanver Öztürk'e ulaştıktan sonra telefonu kendisine verdiğini ve “Ankara'da uçak uçuruyorlar, ne oluyor oralarda benim emirlerim hilafına darbe mi yapıyorlar?” dediğini, Öztürk'ün de, “Gece uçuşu olduğunu zannediyorum, ben bir araştırayım” karşılığını verdiğini, sonrasında Öztürk'ün kendisine hiçbir şekilde dönüş yapmadığını söylemişti.

Bunları anlattıktan sonra Mehmet Şanver'in iki ifadesinde de Akın Öztürk'le kendisinin veya Abidin Ünal'ın görüşmesinden hiç söz etmediğine dikkat çekmiştim. 

ŞANVER OLANLARI ANLATMIŞ…

İşte bu yazı üzerine dün Mehmet Şanver aradı. Şanver'in söylediklerini aktarmadan önce şunları hatırlatmakta fayda var: 

Akın Öztürk gerek Savcılık, gerek mahkeme ifadelerinde Abidin Ünal'ın arayıp, “Abi, bir git bak, ne oluyor” demesi üzerine Akıncı'ya gittiği iddiasında bulunup, “O gece beni telefonla arayıp, Akıncı'ya gitmemi istediğinde 'hayır' deyip, gitmesem bu duruma düşmezdim... 45 yıllık silah arkadaşıma hayır diyemedim” şeklinde konuştu.

Sadece Öztürk değil, tutuklu veya tutuksuz sanıklar da Abidin Ünal-Akın Öztürk görüşmesi hakkında benzer şeyler anlattı. Dahası Akıncı'dan kurtarılmalarından sonra birlikte gittikleri Hava Kuvvetleri Karargâhı'nda Abdin Ünal'ın, “Akın Paşa olmasa, burada olamazdık. Bazı şeyleri başaramazdık, darbe etkili olurdu” dediğini öne sürdüler. 

Darbe davalarına bakan bir Mahkeme Başkanının ifadesiyle, “Sanıkların yalan söyleme hakkı olduğunu” belirtmekle yetinip, sanık olmayan Genelkurmay Başkanlığı'nın 15 Temmuz'dan 5 gün sonra yaptığı açıklamada da şöyle bir maddenin bulunduğunu unutmayalım:  

“Ayrıca Hv. K. Komutanı Ankara’da Akıncı Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın Öztürk'ü arayarak kendisine 4’üncü Ana Jet Üssü Akıncı'dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle Akıncı'ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir.”

Bilindiği gibi, geçen ay Abdülkadir Selvi'ye konuşan Abidin Ünal bu açıklamayla ilgili olarak, “Açıklamaya Akın Öztürk ismini koymadım. Sonradan kim ekledi acaba?” diye sorup, bir anlamda Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ı işaret etti.

Ancak sonradan bu açıklamanın, Abidin Ünal dahil tüm kuvvet komutanlarının “mutabakatıyla” yapıldığı, dahası Akar bile tereddüt ederken, Akın Öztürk isminin konulmasını kendisinin istediği ortaya çıktı.  

Şanver'in telefonda anlattıklarına gelince;

Birincisi; Daha Haziran ayında düğün davetiyesini götürdüğünde Akın Öztürk'ün gelemeyebileceğini söylediğini vurgulayıp, “Nikah şahidi olacaktı. O yüzden bir gün önce yeniden aradım. Gelmeyeceğini bildirince düğüne bir gün kala nikâh şahidini değiştirdik ve masadan ismini çıkardık” dedi.

İkincisi; Abidin Ünal ve Akın Öztürk arasındaki telefon görüşmesine dair bildiklerini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına tanık sıfatıyla verdiği ifadede anlattığını, yani bir anlamda tespitimin doğru olmadığını söyledi. Her iki ifadesinde de bu konunun kesinlikle yer almadığını belirttim. Şaşırdı ve Savcıya neler anlattığını şöyle özetledi:

“Abidin Ünal'ın yanına gittiğimde, 'Akın Öztürk'e ulaşamadım' deyince, beni aradım. Akın Öztürk'ün biri resmi, diğeri özel iki telefonu vardı. Telefonu bende 'Akın Öztürk özel' diye kayıtlıydı. Zaten o kısa bir süre önce kızımı kutlamak için aramıştı. Son arayan numaraydı, hemen çevirdim. Açtığında, 'Neler oluyor?' diye sordum. 'Televizyondan izliyorum, ben de bilmiyorum' dedi ve telefonu Abidin Paşa'ya verdim. Yani ben aramadım, Abidin Ünal'ın isteği üzerine arayıp, telefonu verdim. Yaptığım sadece iki orgeneral arasında aracılıktı.”

Burada durup, soralım:

O sırada halen görevdeki bir general olan Şanver'in bu beyanları niye ifadesine konmadı? Sebebi neydi?

ABİDİN PAŞA AKIN ÖZTÜRK'E DEDİ Kİ…

Sebep şu olabilir mi?

Şanver ifadesinde, Abidin Ünal'ın Akın Öztürk'e, “Akıncı'ya git. Orada senin sözünü dinleyecek çocuklar vardır” dediğini de söylemiş.

Bizatihi olayların tanığı ve Akıncı davasının mağdur/müştekilerinden birisi olan Mehmet Şanver'in bu sözleri, “Akın Öztürk darbeyi yönetmek üzere Ankara'da kaldı ve Akıncı'ya gitti” şeklindeki ezberleri bozmaz mı? 

Mehmet Şanver'in, “Tüm bunları yakında çıkacak olan kitabımda çok detaylı yazdım” dediğini de ekleyip, bir tahmin veya yorumda bulunayım.

Bilindiği gibi, Mehmet Şanver'in Hava Kuvvetleri Komutanı olmasına kesin gözüyle bakılıyordu.  16 Temmuz'da Akıncı'dan kurtarıldıktan sonra Eskişehir'e görevinin başına döndü. Ancak hemen peşinden hakkında, “Tutuklandı, gözaltında” haberleri çıktı. Şanver bu haberleri tekzip edip, “Görevimin başındayım” dedi.

YAŞ toplantısına kısa bir süre kala ise Şanver'in tabiriyle “ikinci aşama” geldi. Daha önce tanık ve mağdur olarak ifade verdiği halde, ikinci kez “pek anlam veremediği” şekilde Savcılığa davet edildi. Bu gelişmeyi Şanver, geçen yıl Kasım'da Yeni Şafak Gazetesi'ne verdiği röportajda şöyle anlattı:

“Gittik. Gözaltı işlemi değildi. Suçlama veya sanıklık durumu yoktu. Bir anlamda misafir edildim. 48 saate yaklaştığında ancak Savcı Beyle görüşebildik. Görece kısa bir görüşmemiz oldu; Hakkınızı helâl edin diyerek uğurladı sağ olsun. Tüm bunlar; Yani hakkımda yalan haberler ve aniden ikinci kez ifademin istenmesi, terfi durumumun görüşüleceği Yüksek Askeri Şuraya günler kala yaşandı. Bu bakımdan enteresandı.”

Evet enteresandı. Çünkü Ankara'da o günlerde ve sonrasında, Savcılığa çağırılması ve durumundaki bu “belirsizlikler” yüzünden Şanver'in Hava Kuvvetleri Komutanı olmasının “uygun” görülmediği konuşuldu.

Şanver de emekliye ayrıldı.

Şimdi tüm bunlara bakınca diyorum ki; Acaba Şanver'in tam YAŞ üzeri bu “enteresanlığı” yaşamasında ve neticede Hava Kuvvetleri Komutanı yapılmamasında Savcılığa verdiği, ama kayıtlara geçmeyen o açıklamalarının bir etkisi olmuş mudur?

Müyesser YILDIZ – 26 Kasım 2017 – Odatv

İlgili Yazı :

Derdest edilen o komutan gece boyunca dua etmiş!

Şanver 25 Temmuz'daki ifadesinde de benzer şeyleri anlattı, ancak her ikisinde de Akın Öztürk'ü arayıp, kendisinin veya Abidin Ünal'ın görüştüğünden hiç söz etmedi.

Tüm darbe davalarında sanıklar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar başta olmak üzere dönemin Kuvvet Komutanları ile Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'nın tanık olarak dinlenmesini talep etti, ediyor.

Tanık olarak dinlenen ilk isim Aksakallı oldu. Ancak duruşma salonunda sanıklar ve avukatların huzurunda değil, özel bir celsede sadece mahkeme heyetinin sorularını cevapladı. 

Israrla dinlenilmesi istenen komutanlarından ikisi ise dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu idi.

İşte Salı günü İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen darbe davasında bu iki komutan da tanık olarak dinlendi. Aksakallı'dan farklı olarak sesli ve görüntülü sistemle duruşma salonuna bağlanan komutanlar, mahkeme heyeti ile sanıkların sorularını cevaplandırdı.

Lâkin bu önemli gelişmeden hiç kimsenin haberi olmadı. Zira duruşma salonunda sadece iki sanık avukatının bulunduğu, medyanın ise izlemediği bildirildi.

Medya yoktu” dense de o gün Doğan Haber Ajansı ile Anadolu Ajansı'nın geçtiği, ama bir internet sitesi hariç hiçbir medyada yer almayan ve sadece Abidin Ünal'ın ifadesinden söz eden bir haber buldum.  

AA'nın haberine göre, Ünal, 15 Temmuz günü İstanbul Moda Deniz Kulübü'nde yapılan düğünde olduğunu, saat 19.30 sıralarına kadar herhangi bir olumsuzluk ya da olağanüstü bir durum hissetmediğini anlatıp, “Jetlerin alçak uçuş yaptığını öğrenmesinden sonra bunun bir darbe girişimi olduğunu anladığını” söylemiş.  

Ünal ayrıca, “Derdest edildiğim gece boyunca, Akıncı Üssü'nün kapatılması ya da etkisiz hale getirilmesi için dua etmiştim” demiş.

Duruşmayı izleyen avukatların aktardıkları ise farklı. İddialara göre, Ünal, darbe teşebbüsünden 19.05'te haberdar olduğunu, ancak daha önce de böyle bilgiler geldiği için önem vermediğini, ayrıca telaşa yol açmamak için bundan kimseye söz etmediğini, salon basılınca darbe olduğunu anladığını ifade etmiş.

Doğrusu nedir; Ünal ve Bostanoğlu neler anlattı?.. “İfadelerinin dökümü çıktığında öğreneceğiz artık” deyip, bu vesileyle o geceye dair bazı ayrıntı ve çelişkilere dikkat çekelim.

AKIN ÖZTÜRK DÜĞÜN PROGRAMINI SON ANDA MI İPTAL ETTİ ?

Duruşmalarda, darbenin 1 numarası olduğu belirtilen Hava Kuvvetleri eski Komutanı Akın Öztürk'e en çok sorular sorulardan birisi, 15 Temmuz'da Mehmet Şanver'in kızının İstanbul'daki düğününe niye gitmediği. Öztürk, eşinin rahatsızlığı dolayısıyla gitmediğini anlatsa da son anda yapılan iptalin sebebinin “darbe faaliyeti” olduğu vurgulandı. 

Sadece iddianameler değil, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın o geceye ilişkin hazırladığı raporun ilk cümlesinde de, “15 Temmuz tarihinde İstanbul'daki düğün törenine Hava Kuvvetleri Komutanı dahil 24 hava generali iştirak etmiştir. Davete katılacağını bildiren Org. Akın Öztürk son gün karar değiştirerek, İzmir'den Ankara'ya geçmiştir” deniliyor.

Peki böyle mi oldu?

Düğün sahibi Mehmet Şanver'in ifadelerine başvuralım.

İlk olarak 22 Temmuz 2016'da Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'na müşteki sıfatıyla verdiği ifadesinde şunları söyledi:

“Saat 21.00-21.15 sularında YAŞ üyesi Orgeneral Akın Öztürk'ten Emir astsubayım Ömer Aydın telefon geldiğini belirtti ve telefonu bana verdi. Kısa bir tebrik, hayırlama görüşmesi yaptım. Kızıma da komutanın iyi dileklerini ileteciğini belirttim ve telefonu kapattım.”

Şanver bu ifadesinden 3 gün sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki ifadesinde ise daha detaylı bilgi vererek, şunları anlattı:

“Kızım Banu Çiçek'in 15 Temmuz 2016 tarihinde İstanbul Kadıköy Moda Deniz Klübü'nde düğünü vardı. 14 Temmuz 2016 tarihinde Perşembe günü düğün hazırlıkları için kızıma ait araç ile İstanbul'a gittim. Yanımda emir subayım Yüzbaşı Ömür Öz de vardı. İstanbul'a geçmeden önce eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk ile ben birkaç kez görüşmüştüm. Düğüne gelip gelmeyeceğini sormuştum. Bana durumun netleşmediğini, katılmaya çalışacağını söylemişti. Ben de kendisine, 'Komutanım kızı siz verdiniz, sizin katılmanızı, mümkünse nikah şahidi olarak düğünde bulunmanızı talep ediyoruz, ona göre protokolde yerinizi ayıracağız' dedim. Ancak bana, 'Gelmeye çalışacağım' şeklinde cümleler söylemişti. Net bir cevap vermemişti. 14 Temmuz tarihinde İstanbul'a doğru giderken, emir subayım Ömür Öz'e Akın Öztürk'ün emir subayını aramasını, Komutan Akın Öztürk'ün İstanbul'daki düğüne katılacağına ilişkin bir hazırlığı olup olmadığını sormasını istemiştim. Akın Öztürk'ün emir astsubayı Serdar Astsubay benim emir astsubayım Ömür Öz'e telefonda, 'Komutanımızın İstanbul'a yönelik bir hazırlığı yok. Düğüne gelemeyecek' dedi. Bunun üzerine biz protokol masasında Akın Öztürk ismini çıkardık... Aynı gün 14 Temmuz tarihinde akşama doğru Akın Öztürk beni makam cep telefonumdan aradı. Bana, 'Düğüne gelemeyeceğim. Ben yarın düğün sırasında Banu Çiçek'i ararım, tebrik ederim' dedi. Cuma günü saat 20.45 sıralarında emir astubayım Ömer Aydın makam telefonumu bana uzattı, 'Akın Öztürk generalim arıyor' dedi. Telefonu ben açtım. Bana, 'Düğün hayırlı olsun. Banu Çiçek ile görüşebilir miyim?' dedi. Ben de, 'Komutanım kızım uzakta. Misafirlerle ilgileniyor, ben iyi dileklerinizi iletirim' dedim. Bana Akın Öztürk, 'Hayırlı olsun' dedi ve telefonu kapattı. Bunun dışında bana özel herhangi bir şey söylemedi.”

Şanver'in ifadelerinden, Öztürk'ün düğüne katılmayacağını 1 gün önceden, daha İzmir'deyken bildirdiği anlaşılıyor.

ÜNAL, AKIN ÖZTÜRK’LE GÖRÜŞTÜ MÜ GÖRÜŞMEDİ Mİ ?

Bir diğer ayrıntı; 15 Temmuz gecesi Abidin Ünal ve Akın Öztürk arasında yapıldığı söylenen görüşme.

Önce Hava Kuvvetleri Komutanlığı raporundaki şu bilgiyi aktaralım:

“Yoğun telefon görüşmeleri ortasında tüm hava generallerinin aranmasına devam edilmiş ve Akıncı'da bulunan Org. Akın Öztürk de Muharip Hava Kuvveti Komutanı tarafından aranmış, Hava Kuvvetleri Komutanı'nın emirlerine hilafen uçuş yapıldığı, durumun ne olduğu sorulmuş, bihaber olduğu cevabı alınınca şüphe ile karşılanmış olmakla birlikte derhal engel olması istenmiştir. Kendisinden dönüş olmamıştır (Daha sonra da telefonda doğru söylemediği, değişik kişilere yanıltıcı bilgi ve cevap verdiği ortaya çıkmıştır).”

Rapora göre, o gece Öztürk'ü arayan isim Mehmet Şanver.

Şimdi de Abidin Ünal'ın ifadelerine bakalım:

Ünal 17 Temmuz 2016'daki ilk ifadesinde, Ankara üzerinde jetlerin uçtuğu haberinin gelmesinden sonra yaptığı görüşmelerle ilgili olarak şunları söyledi: 

“Hakan Evrim'i telefonla aradım. Uçakların kendisi tarafından uçurulup uçurulmadığını sordum. Hakan Evrim bana, 'Görevi ben verdim, mecburdum’ dedi. Ben de kendisine, 'Böyle bir mecburiyet yok. Havaya uçak kalkmayacağına dair emir size verildi' dedim. Bana, 'Durum bildiğiniz gibi değil, benim de canım tehlikede sizin de canınız tehlikede' dedi. Bunun üzerine Orgeneral Akın Öztürk'ü aramayı planladık. Ben Akın Öztürk'ün Akıncı'da torunlarının yanında olduğunu biliyordum. Akın Öztürk'ün telefonuna uzun süre ulaşamadım. Daha sonra Korgeneral Mehmet Şanver'den Akın Öztürk'e ulaşmasını söyledim. Şanver, Öztürk'e ulaşınca telefonu bana verdi, 'Ankara'da uçak uçuruyorlar, ne oluyor oralarda senin emirlerin hilafına darbe mi yapıyorlar?' diye sordum. Kendisi bana, 'Ben sadece gece uçuşu olduğunu zannediyorum, ben bir araştırayım' dedi. Ben de kendisine, gece uçuşu değil Ankara'da alçak uçuşlar olduğunu söyledim. Bundan sonra Akın Öztürk bana hiçbir şekilde dönüş yapmadı. Yapmaya teşebbüs etmiş olmuş ise de telefon bende olmadığından bana dönmeye teşebbüs edip etmediğini bilemiyorum.”

Ünal, 30 Temmuz'daki ek ifadesinde ise Akın Öztürk'le ilgili bölümü aynen tekrarlayıp, sadece “Senin emirlerin hilafına mı darbe yapıyorlar” cümlesini, “Benim emirlerim hilafına mı darbe yapıyorlar” diye düzeltti. Ayrıca Mehmet Şanver ve Akın Öztürk'ün telefon numarasını verip, TİB'e sorulmasını talep etti. 

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın raporuna göre, Akın Öztürk’le görüşen isim Mehmet Şanver... Abidin Ünal’ın beyanlarına göre ise Şanver’in telefonundan Öztürk’le görüşen kendisi. 

ŞANVER’İN İFADELERİNDE NİYE YOK?

Şimdi de Mehmet Şanver'in ifadelerine dönelim.

22 Temmuz tarihli ilk ifadesi şöyle:

“Komutanın arkasından daha önce kokteyl yapılan alana gittik. Komutanımız Hakan Evrim'e o arada ulaşmıştı. Onuna konuşuyordu. Kendisine, 'Ankara üzerinde uçaklar uçuyormuş, darbe mi yapıyorsunuz? Sizi Divan-ı Harbe veririm' şeklinde ikazlarını duyunca, durumun ciddiyetini anladım. Akabinde bana bağlı olduğu için Hakan Evrim'e ben de ulaşmaya çalıştım, ancak telefonlarıma cevap vermedi.”

Şanver 25 Temmuz'daki ifadesinde de benzer şeyleri anlattı, ancak her ikisinde de Akın Öztürk'ü arayıp, kendisinin veya Abidin Ünal'ın görüştüğünden hiç söz etmedi. 

İlginç değil mi? 

15 Temmuz gecesi Moda'daki düğüne dair gündeme hiç gelmeyen çok dikkat çekici bir başka ayrıntı daha var. Bu da bir başka yazıda aktaralım.

Müyesser YILDIZ – 24 Kasım 2017 – Odatv

Yazarlar

Cloudy

14°C

Istanbul