gdo oldurur

AVM'lerde tükettiğimiz besinler sağlıklı mı?

Günümüzde sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim,fiyat artışları ile birlikte önemli konulardan biri oldu.

Bu nedenle cebinde biraz parası olan sosyal katmanlar organik denilen gıdalar peşinde koşuyor, bireysel kurtuluş arıyor.

Kimileri, "Cebinde parası olanlar sağlıklı, olmayanlar ise sağlıksız beslensinler. Bu normaldir, çünkü beş parmak bir değildir"* diyebilir.

Bu yaklaşım acımasız bir toplum düzeninin göstergesidir. Oysa konu, toplumu doğrudan ilgilendiriyor, bir başka deyişle konu, toplumsal...

Bu nedenle konuya şöyle bakmak gerekmiyor mu? Sosyal bir devletin en önemli görevlerinden biri toplumun bütün bireylerinin sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişmesini sağlamak değil mi?

SAĞLIKSIZ VE KALİTESİZ GIDA ÜRETİMİNİN PERDE ARKASINDA NE VAR ?

Burada büyük resmi gözden kaçırıyor, ya da kaçırmak isteyenlerin tuzağına düşüyor ve sonucu yargılıyoruz.

Gıda üretiminin, tarla ve hayvan barınağından tüketiciye kadar olan süreçte, tarım sistemi, taşıma ve işleme olmak üzere üç aşamada ele alınması gerekiyor.

Sağlıksız ve kalitesiz gıda üretimi, ilk aşamada endüstriyel tarımın bir sonucudur.

Sağlıksız ve kalitesiz gıda üretimi önce,üretim aşamasında endüstriyel tarımla ortaya çıkıyor.

Endüstriyel tarım için önemli olan, birim alandan ya da hayvandan alınan miktarın artırılmasıdır.

Bu amaçla bitkisel üretimde GDO’lu tohum kullanılır, kimyasal gübre ve tarımsal ilaç en yüksek miktarda öğütlenir.

Hayvanlar, GDO kaynaklı yemlerle beslenir, gerekiyorsa hormon ve antibiyotik yüklenir, hiç hareket ettirilmez.

Özetle, endüstriyel tarım, üretilen gıdaların kalitesini olumsuz etkilediği gibi, aynı zamanda bir yandan toprağı, suyu ve havayı da kirletir.

Diğer yandan da köylülüğü tasfiye eder, onları işsiz bırakır. Bu,onun olumsuz sosyal yanıdır.

Gıdaların sağlığı ve kalitesi,taşıma sürecinden olumsuz olarak etkilenir.  

Ucuza kapatılan bir tarımsal ürün,kimi zamanlar binlerce kilometreden tüketiciye ya da işlenmek üzere fabrikalara taşınır.

Taşıma işlemi,bir yandan kaliteyi olumsuz etkiler,bir yandan da taşıma maliyetini tüketiciye yükler. Kimi durumlarda gıdanın bozulmasını engellemek amacıyla koruyucu maddeler de eklenir.

Gıdalar, işleme sürecinde de sağlık ve kalitesini kayıp edebilir.

İşleme sırasında gıdalara çok yüksek ışıl işlemler uygulanır, raf ömrünü uzatmak amacıyla koruyucu maddeler konulur.

Diğer yandan işlemede ürünü daha ucuza mal etmek için, örneğin şekerleme sanayisinde olduğu üzere, şeker pancarı ürünü şekeri yerine ucuza mal olan mısır şurubu yeğlenir, bunun kandaki şeker katsayısının doğrudan yükselteceği göz ardı edilir.

Gıdaların lezzetini artırmak amacıyla kimyasal tatlandırıcılar bile eklenir.

Bu şekilde üretilen gıdaları artık uluslararası tekellerin denetimine girmiş AVM’lerden alır ve tüketiriz. Sağlıklı beslendiğimizi sanırız. Üstelik bunların fiyatları da çok ucuz değildir.

Diğer yandan, AVM’ler dışında semt pazarlarında da AVM’lere göre ucuza satılan gıdalar da son derecede denetimden uzak üretilir ve pazarlanır.

ÇÖZÜM VAR MI ?

Hiç kimse günlük ya da bireysel çözümler  peşinde koşmasın. Çünkü toplumun büyük bir çoğunluğu sağlıksız ve kalitesiz gıdalarla beslendiği için, buradan kaynaklanan hastalıkların bedelini hepimiz ödemiyor muyuz?

Günümüzde durum böyle değil mi?

Öncelikle söyleyelim. Sağlıksız ve kalitesiz gıdaya erişimi yaratan düzenin adı, emperyalizm denetimli liberal düzendir, üstelik bu düzen, çevre ülkelerinde daha acımasızdır.

Çözüm önerilerimizi, gelecek yazımızda tartışmaya açalım mı?

Mustafa KAYMAKÇI – 10 Nisan 2018

 (*) “Beş parmak bir değildir” atasözü, bir toplumu oluşturan bireylerin farklı yapısal özelliklerinden  kaynaklanan karakter yapına sahip olduğu anlamına geliyorsa,doğrudur, ancak bu atasözü bireylerin beslenme, barındırma, güvenlik, sağlık ve eğitim gibi temel gereksinmelerine erişmesi anlamında eşit olamayacağı anlamında kullanılırsa, kabul edilmesi tartışmaya açıktır ve sorgulanmalıdır.

Son Yazılar

Mostly cloudy

16°C

Istanbul