mustafa kaymakci

Şimdi de suyumuza gözlerini diktiler!

Suyun özelleştirilmesi konusu yine gündemde. Ancak kısaca yakın geçmişten bir anımsatma yapalım...

Suların özelleştirilmesi, en son Birleşmiş Milletler (BM) 22 Mart 2013 Dünya Su Günü’nde alınan kararlarda başlamıştı. Bu bağlamda Dünya Su Konseyi (DSK) kuruldu.

Ancak DSK, diğer uluslararası örgütler gibi, yeni-liberal politikalara hizmet eden bir örgüt durumuna getirildi.

5 YIL ÖNCEKİ TASARI YENİDEN ÖNÜMÜZE GETİRİLDİ !..

DSK’de alınan kararlarda;

  • “Dünya su kaynakları küresel aktörler tarafından yönetilsin.
  • Suda kamu çıkarı değil, kar peşinde koşan şirketlerin çıkarları söz konusu olsun.
  • Suyun bedelini ödemeyen yoksulların suları kesilsin” görüşleri egemen duruma getirilmişti.

DSK’inde alınan kararlar doğrultusunda, Türkiye’de de suyun özelleştirilmesi konusunda adımlar atılmış ve 2013 yılında bir yasa tasarısı hazırlanmıştı.

Ben de, 22 Mart 2013 tarihinde kaleme aldığım, "Dünyanın suyunu tekeller mi içecek" adlı yazıda, Türkiye’de de hazırlanmakta olan "Su Yasası" taslağı için, “'Yeraltı suları ve yüzeysel sularını kapsayan su kaynaklarının 49 yıllığına devredilmesi, özelleştirilmesi, ulus ötesi ve yerli tekellere satılması ve şebekeler aracılığı ile evlere dağıtılan, tarımsal sulamada kullanılan ve fabrikaların üretimde gereksinme duyduğu bütün sular, piyasa fiyatlarıyla kullanıcılara sunulması' öngörülüyor. Kısaca, tasarı yasalaşırsa: 'Ülkemiz su kaynaklarının ticari bir meta haline getirilmesi' DSK’in kararları doğrultusunda gerçekleşecek” demiştim.

CEZALAR KESİLECEK !..

Su Yasası tasarısı, bir süre buzdolabına konmuştu. Ancak 2013’de hazırlanan yasa tasarısı 5 yıl aradan sonra yeniden ısıtılarak ilgi gruplarının önlerine geldi.

14 mart 2018 günlü gazete haberlerine göre, ilgi gruplarından İzmir ve Manisa İlçelerindeki 19 Sulama Menemen Birliği ve 6 Ziraat Odası Başkanlarının katılımıyla Menemen’de bir toplantı yapılmış ve Menemen Sol Sahil Sulama Birliği Başkanı Önal’ın kamuoyuna paylaştığı ortak bildiride ana hatları ile şunlar dile getirilmiş:

  • Yapılacak kanun değişikliği ile parayı veren çiftçinin sulama konusunda hiçbir söz hakkı kalmayacak.
  • Sulama tesislerinin çiftçi açısından ekonomik bir şekilde işletilmesi mümkün olmayacak.
  • Özelleştirme ile su kaynaklarına sahip şirket,sulama planlamasını yapacak, plana uymayan çiftçilere katlanarak artan cezalar kesecek.
  • Su kaynaklarının kötü niyetli grupların eline geçmesinin önünde hiçbir engel kalmayacak” demiş.

ŞİMDİ NE YAPILABİLİR?

Su Yasası tasarısına, tümüyle, suyun her türlüsünü ticari meta durumuna getiriyor.

Bu nedenle Su Yasası tasarısına karşı, sulama birlikleri, ziraat odaları ve ziraat mühendisleri odaları başta olmak üzere, tarımsal amaçlı kooperatifler ve çevre örgütleri kamuoyu oluşturma konusunda etkinliklerde bulunmalı. Türkiye’de HES’lere karşı mücadele eden toplumsal güçler, bu konuda iyi bir örnek oldu.

Yoksa iş işten geçecek gibi gözüküyor. İş, birkaç bildiri ile geçiştirilemeyecek derecede ciddi...

Mustafa KAYMAKÇI - 22 Mart 2018

İlgili Yazı :

dunyanin suyunu tekeller mi icecek1dunyanin suyunu tekeller mi icecek2

Mustafa KAYMAKÇI - 22 Mart 2013

Son Yazılar

Clear

28°C

Istanbul