gdo_yasam_patentlenemez

Otizm ve beslenme, bağırsak florasındaki bakterilerin önemi, probiotikler!

Otizm çocuklarda görülen bir gelişim bozukluğu.

Son yıllarda daha çok duymamıza rağmen üzerindeki sır perdesi kaldırılamayan ve tedavisi olmayan bir hastalık olarak biliyoruz.

Dün akşam Arte kanalında seyrettiğim bir program otizmde bakterilerin etkisine ayrılmıştı. Çok çarpıcı bir programdı. Beslenme ile otizm ilişkişini aydınlatmaya çalışıyordu. Bilmediğim bir sürü şey öğrendim.

Programı buradan seyredebilirsiniz.

Gördüklerimden beni sarsanları sizinle paylaşmak istedim.

1) Otizme gelişmiş ülkelerde daha sıklıkla rastlanıyor. Özellikle göç etmiş ailelerin çocukları otizme daha çok yakalanıyor. Somali örneği çok çarpıcı. ABD, Kanada ve Avrupa'ya göç etmiş Somalilerin çocuklarında bu oran 4 katı fazla. Bunu sadece çevresel nedenlere bağlayabiliyorlar, gerisi konusunda hiçbir bilgi yok. Avrupa'da en çok Afrikalı, Asyalı ve Antillerden göç etmiş ailelerin çocuklarında görülüyor.

2) İkinci çarpıcı bilgi son 50 yılda otizmin artma hızı. 50 yıl önce 10.000' de 1 çocukta görülürken bugün Avrupa'da her 147 çocuktan 1'inde, Kore'de her 38 çocuktan birinde görülüyor. İnsanlık tarihinde beslenme biçiminin son 50 yıldaki değişimini düşünün. Endüstrileşmiş ülkelerdeki beslenme biçimindeki değişim, hazır gıdalar, katkı maddeleri ve GDO insanlığın kökünü kazıyacak gibi duruyor.

3) Beni en çok etkileyen diğer bir bilgi çocukların bir yaş civarına kadar normal gelişim gösterip yakalandıkları otit sonucu alınan antibiotiklerden sonra otizm başlaması. Çocukların gözlerindeki ışığın yavaşça kaybolmasına hangi kalp dayanabilir. Annelerin mücadelesi yine çok etkileyiciydi.

4) Otistik çocukların bağırsaklarındaki çok miktarda bulunan iki kötü bakteri Desuljovibrio ve clostritium. Otistik çocukların bağırsaklarında bazı bakterilerin yokluğunun veya fazlalığının bu hastalığa yol açtığı sanılıyor. Bebek doğarken doğum kanalından bağırsak florası için gerekli ilk bakterileri alır ve bağırsak bakteri gelişimi 2 yaş civarı tamamlanırmış. (normal doğumun önemi) Bu bakteriler hayati önem taşıyor besinleri sindirebilmemiz için gerekli olduğu kadar bakterilerin eksikliği veya bazı kötü bakterilerin fazlalığı otizm, depresyon, obezite, astım, alerjik hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıklarında kilit rol oynuyor. Otistik çocukların bağırsaklarında iki kötü bakteri var.

5) Dr. Wakefield 90'larda çocuklara yapılan özellikle kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşıların otizme yol açtığını iddia etmiştir. Aşı firmalarının lobisinde uzun tartışmalara yol açmış İngiltere'de meslekten atılmıştır. Ancak Amerika'da halen doktor olarak çalışıyor ve söylediklerinin halen arkasında. Çocukken biz bu hastalıkları geçirdik. Çocuklarımızın geçirmesine de izin vermeliydik.

Programa dönersek;Somalili bir ailenin iki oğlu Bhasir ve Ali otizme yakalanmış. Otistik çocukların yüzde 70'inde mide bağırsak hastalıkları yaşanıyormuş. Somalili anne Kanada'ya göçünce oranın beslenme biçimine göre yemek yedirmeye başlamış. Bu hastalıktan sonra taze ürünlerden hazırlanan geleneksel yemeklere geçiş yapmış. Kendi gözlemlerine göre süt ve glusid'leri azaltınca çocuklar sakinleşmiş, mide bağırsak problemleri kaybolmuş. Somali geneneksel olarak fermente besinleri çok tüketen bir toplum. Kanada tarzı beslenmede fermente yiyecekler günlük hayatlarından tamamen çıkmış.

İkinci aile Amerikalıydı. Çocuklarında 1,5 yaş civarı otit zannedildiği için 6 hafta süren antibiotik tedavisi sonrası başlamış. Otit zannedilen şey aslında süt alerjisiymiş. Aile çocuğu videoya çekmiş tüm hastalık boyunca ve yayınladılar. Ağlamaması mümkün değil. 1,5 yaşına kadar oynayan, konuşan çocuk sonra kendi dunyasına kapanıyor. Yukarıda bahsettiğim iki bakteriyi yok etmek için Amerikali aile bir sürü doktorun kapısını çalıyor ama hiçbiri bilgi sahibi değil. En son iletişim kurdukları doktorla bu bakterileri yok edecek antibiotik tedavisi uyguluyorlar. Çocuk bir anda kendine geliyor elbise giymeye başlıyor, annesiyle oynamaya, gözüne bakmaya, birkaç kelime etmeye değişimin mucizesine çok mutlu olup iyileşti zannediyorsunuz. Antibiotik kesilince bakteriler geri geliyor ve çocuk kendi dünyasına kapanıyor. Çok ağlıyorsunuz evet ama bu sadece örnek bir çocuk daha binlercesi var. Çocuk bugün 19 yaşında nispeten daha iyi durumda. Ailenin yaptığı araştırmalarla bugün bağırsak florası ve otizm arasında ilişki kuruluyor. Bağırsak artık en önemli organ olarak anılıyor bağırsağın beyin ile direk bağlantısı var . Aile otizmde beslenmenin önemi üzerinde çalışan bakteriolog ve beslenme uzmanlarıyla bağlantı kuruyor beslenme biçimi toptan değişiyor. Probiotikler, fermente yiecekler, taze sebze ve meyveden hazırlanmış yiyecekler, GDO'suz yiyecekler, süt yok, bazı vakalarda gluten yok. Bu konudaki gerekli doktor isimlerini bulunca yazacağım.

Tüm bu yazdıklarımı özetlersem; otizmi tedavi eden bir ilaç henüz yok ama iyileşmeye doğru yaklaştıran bir çözüm var gibi görünüyor. Her otizmli çocuğun yolu birbirinden farklı, tipik bir vaka yok. 1940'larda ilgisiz anneler yüzünden olur denirken bugün bağırsak florası ile ilişkisi üzerine calışılıyor biraz mesafe katedilmiş durumda. Evde taze meyve ve sebzelerle hazırlanan yemekler, probiotik haplar, probiotik, prebiotik içeren yiyecekler, fermente yiyecekler, endustriyel gıdalardan uzak durulması, GDO'suz yiyecekler, sütün kesilmesi ve belki doktor denetiminde glutensiz gıdaların tüketilmesi yeni bir kapı açılmasına yol açabilir.Yeşil çay, basmati pirinci, bezelye, mercimek, mantar, zerdeçal, meyan kökü, bağırsak mukozasını özellikle onaran besinlermiş.  Hemeopatik ilaçlar, antibiotik kullanımının azaltılması, düzenli spor önerilenler arasında.

Beste PEKÖZ BONNARD   - 15 Haziran 2012 - Beste'nin Naneleri
http://www.bestebonnard.blogspot.fr/

Kaynaklar :

1-Arte program l'enigme de l'autisme: la piste bacterienne

2-http://www.blog-micronutrition.com/post675.htm

3-http://aspergeraide.com/phpBB2/viewtopic.php?p=26143

4-Dr Georges Mouton Écosystème intestinal

5- Denis Riché Micronutrition, santé et performance

Son Yazılar

Rain

9°C

Istanbul