kaz daglari225

Başbakan'a Kaz Dağları'ndan mesaj var!

Kimsesiz , ezilmiş, müştekî ve mağdur Başbakan'a Kaz Dağları'ndan mesaj var!..

Karadeniz Ereğli'deki bitişik nizam ama mâlikâne benzeri 4 katlı ve de Erdemir ile Deniz Kuvvetleri'ne ait her iki limanı da gören Karadeniz'e manzaralı evi terketmek bana hep hüzün vermiştir... İtiraf edeyim ki biraz da bu yüzden Ayvalık'a fizibilite gezisine çıkan aile fertlerine "deniz görsün!" diye şiddetli bir talimat sarkıtmıştım. Ne var ki, üç gün sonra bana gelen haber içler acısıydı; çocuklar, "deniz bulamadık; Kaz Dağları'nı verelim!" diyordu... Mecburen aldım.. kabul ettim. Kaz Dağları aslında fotoğraftaki gibi bir yer; umalım da yakın bir gelecekte, "böyle bir yerdi" demiyelim...

Bölgeye geldiğim 2012'de önce yangın çıkarıldı; sonra da zeytinciliği/zeytinyağcılığı luzumsuzlaştırıp yoketmek amaciyle kanunlarda yapılan/yapılmak istenen değişiklikler, bu dağların emperyalistleri uzun bir süredir iştahlandırdığını kanıtladı.(1) Diğer yandan, meselâ Radikal gibi gazeteler dahi bölgeyi "Alp Dağları'ndan sonra oksijen oranının en yüksek olduğu ve Marmara Bölgesi'nin ciğerleri olarak kabul edilen" diye tanımlıyor. Buna rağmen, ülkeyi emperyalizmin sınır tanımaz iştahına uyarak, onlar tarafından saptanmış fiyatlarla talana açan mevcut iktidar ve onun başı, yedekte başka bir Türkiye varmış da, burası bitince(?) oraya gidilecekmiş gibi davranmakta bir beis görmüyor... Yani taşçılara, altın arayıcılarına, termikçilere, velhasıl Marmara Bölgesi'nin ciğerini söküp almakta tereddüt etmeyecek olan cümle soyguncuya kapı açıyor.

kaz daglari

Bir de, "bunu yaptırmayız!" diyen?"marjinal"?ÇAPULCULAR var; GÜMÇED var meselâ: Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği. GÜMÇED Edremit Körfez Şubesi, 20 yılı aşkın süredir, sayısız etkinlikleriyle Kazdağı, Madra Dağı ve çevresinde doğayı ve bölge halkının sağlığını tehdit eden maden, baraj, taş ocağı, termik santral ve benzeri, çevreye geri dönülmez etkileri olabilecek endüstri yatırımlarının takipçisi olmuş, kentlerde ve köylerde halkı, olası riskler konusunda bilgilendirmek ve yöre halkının desteği ile bu tür projelerdeki hukuksuzlukları ortaya çıkarmak için çalışmakta. Bugüne kadar bu konularda sayısız panel ve söyleşi düzenlemiş, bir çok dava açmış ve bunların çoğunu kazanarak ilgili projeleri durdurmuş, toplum ve doğanın yararı için çalışmıştır. Bakınız : http://www.gumcededremit.wordpress.com/

Evet, buradaki "bir çok dava açmış ve bunların çoğunu kazanarak ilgili projeleri durdurmuş" kısmı, kolayca anlaşılacağı gibi fevkalâde sinir bozucudur... Demek ki GÜMÇED, doğrudan doğruya ve tam cepheden hükümet plan ve programlarının tersine davranmakta, hükümeti "çalışamaz" hale getirmektedir... Tabii ki ülkeyi emirlerle, talimatlarla, telefonlarla yöneten benim hükümetim bu yenilgiyi asla kabul etmeyecektir; yakışık almaz... Dolayısiyle geçtiğimiz Ağustos ayında Kaz Dağları'ndaki talanı protesto etmek üzere yollara düşen insanlara sıkı bir gözdağı vermek lâzımdır. Ne yapılmış, edilmiş, yürüyüş ve miting illegal gibi sunulmuş, benim başbakanıma karşı slogan atan gençlerle birlikte yönetim kurulu üyeleri mahkemelik olmuşlardır. Savcı, başbakanımın mağdur olduğuna karar vererek açmıştır davayı... [Edremit adliyesinin 2. Sulh Ceza Mahkemesi duruşma salonu kapısında asılı durumu görüyorsunuz.]

kaz daglari2

Hakkında dava açılan GÜMÇED Yönetim Kurulu üyelerini burada kayda geçirmek boynumuzun borcudur. Çünkü onlar ağacıyla, taşıyla, kurduyla, kuşuyla, çiçeği, böceği ve otuyla tüm alanları "yoketme amaçlı" bu kapitalist sömürü mekanizmasına karşı duran çok değerli insanlardır. Yani onlar Mehmet Akif Öznal (Başkan), Bora Coşkun (Başkan Yardımcısı), Serap Uysal, Metin Aktaş (Köyün Muhtarı) ve İlknur Keslo'dur... Onların yanısıra Haziran Ayaklanması katılımcısı üç genç de "slogancı" olarak davaya dahil edilmiştir. (Basının toplu halde fotoğraf almak istediği sanıkların bir kısmı, avukatları Zehra Tuna'yı da aralarına alarak böyle görüntülendi).

kaz daglari3

Anayasa'nın açık hükmüne rağmen açılan davanın, Türk adliyesinin işlerini lüzümsuz yere işgâl ettiği de açıktır. Ama konu sayın başbakanımız olunca tüm adalet mekanizmasının hızla, ama sadece onun için çalıştırılması esastır. Üstelik davayı açtıran RTE vekili mâzeret dilekçesi göndererek celseye de gelmemiştir. Ama biz, 50 kişiyi aşkın bir kalabalıkla oradaydık... Burada, mahkeme sürecini anlatacak değilim; zaten tıkış-tıkış salonda değil not almak, iki ayak üstünde durmak bile zordu. Üstelik çok daha büyük kalabalık dışarıda kaldı; ifadeler alındıktan sonra da mahkeme ertelendi... Ama, celse sonrasında birbirinden ayrılmayan insanlar, "GEZİ'DEN KAZDAĞLARI'NA DİRENİŞ SÜRÜYOR!" başlıklı basın bildirisini GÜMÇED başkanı'ndan dinlerken, aşağıdaki fotoğrafta görülen mesajı verdiler:

kaz daglari4

1) 1965'lerden arkadaşım, sevgili Can Aksın, 9 Kasım 2013 tarihli MedyAyvalık Gazetesi'nde yazmış; yani o hatırlattı... Aslında bu iştiha, Marshall Planı vasıtasiyle 1948'de başlamış, gönüllü olarak ABD himayesine girmek istediğimiz 50'li yıllar itibariyle de zirve yapmıştır. Yani, "zeytinyağlı yiyemem aman" türküsünün icadedildiği zamanlarda... Zeytinyağlıyı niçin yiyemediğimizi anlamak mümkün olamadı; ama, bir yandan ABD'nin elindeki stok fazlası mısır yağını ithal ederken, diğer yandan büyük Dünya devi UNILEVER şirketinin hemen 1950'de niçin ilk margarin yağ fabrikasını kurduğunu, geç de olsa anladık... Yeri gelmişken Osmanlı Hânedânı'nı da hatırlayalım: Hatay'dan Kuzey Marmara'ya, Trakya'ya, Batı Yunanistan'a kadar uzanan geniş bir alanda zeytincilik yapılmasına rağmen zeytinyağı Osmanlı Sarayı'na ancak 19. yüzyılda,o da tereddütle girmiştir; yani batışının arefesinde... Yüz kızartıcıdır...

2)Fotoğrafta, arkaplanda görülen, ellibin nüfuslu Edremit'te inşa edilmiş kale-saray adliye binası gerçekten de akıllara sezâdır. Sevgili Bora'dan çalarak söyleyeyim: "İçinde adâlet olması dileğiyle"...

Cumhur AKSEL - 17 Şubat 2014 - Baki Selamlar
http://www.bakiselamlar.com/knb/

Son Yazılar

Mostly cloudy

21°C

Istanbul