habip hamza erdem2 1

Sayısallık Üzerine Notlar... (4)

Bu yazıyı sonlardıkmak için gelelim işin ‘felsefesi’ne..

Yöntembilim’ine (metodoliji) demek daha doğru olacak.

Sayısallık dedik, rakamların ikili (binaire) ve tekdoğrusal (linéaire) olarak kullanımına dayanıyor.

O bizi şaşırtan ‘akıllı telefon’, ‘akıllı’ bilmem nelerin tümünde ‘akıl-makıl’ yok aslında, sadece ‘hız’ var.

Tüm sistem ‘evet’ mi ‘hayır’ mı sorusunun yanıtına dayanıyor.

Devlet’lerin de E-Devlet aşamasına geldiği söylenebilir.

Fransızlar Sayısal Devlet (République Numérique) diyorlar.

Bir Devlet dairesinde işini görecek bir yurttaşa, örneğin ‘Bilgisayar’ ya ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ diyebiliyor.

Çünkü, bilgisayarın işi, adı üzerinde, bilgileri (data) saymaktan öte değil.

Yurttaşa evet ya da hayırın dışında bir ‘çıkış yolu’ bırakmaz.

İnsanî hiçbir ‘değer’, ‘norm’, ‘duygu’ her ne ise ondan tanımaz, tanıyamaz.

Çoğu yerde insanı insanlıktan çıkarıp, bilgisayarı balta ile kırmaya değin gidebilir işlemin sonu.

Çünkü onun aklında ‘matematik’ten başka bir şey yok.

Güzel..

Yazıya başlarken, bir ‘ekonomi sevdalısı’ olarak, ekonomide ‘matematik’ten hoşlanmadığımı yazmıştım.

Çünkü ‘ekonomi’ sadece ‘hesap’ işi değildir, ‘insana ilişkin’dir, ‘yaşam’a ilişkindir.

Tam da bu nedenle, televizyonlarda, gazetelerde ya da üniversiter çalışmalarda ne kadar çok rakam, formül, grafik görsem içinin boş olduğunu düşünürüm.

Matematik kullanılmamalı mı peki diyorum?

Hayır, herşeyden önce bir ‘ölçü’ kullanmak gerekiyor.

‘Kaç para’, ‘kaç kilo’, ‘kaç metre’ gibi sorulara kuşkusuz rakamlarla yanıt veriyoruz.

Ve J.P. Sartre’ın da dediği üzere bugün öyle bir ‘kültür’ aşamasındayız ki, kültürümüzü paylaşabiliyoruz, onu betimleyebiliyor ve hatta ‘model’lerini çıkarabiliyoruz.

Hatta çokca denildiği üzere, ‘ekonomik ajan’ların ‘davranışlar’ını da ‘modelize’ etmek mümkün.

Buna ‘yatırımcılar’, şöyle ‘karar’ verdi , böyle karar verdi diyorlar.

Bütün bu ‘davranış’ ve ‘karar’lar insanların sadece ve ancak ‘biyolojik’ ve ‘kültürel’ güdülerine göre verilebiliyor.

Ve eğer, ‘ekonomi’ salt cepdeki para ya da almak istenilen ‘mal’lar olarak tanımlanırsa, sayısallık’ın hiçbir sakıncası yok.

Hatta çok ‘iyi’!

Oysa, ‘ekonomi’, biyoloji ve kültürün ötesinde, ‘insan doğası’na ilişkindir dedik.

Yukarıdan beri söylenilenler ‘hayvanlar’ için de geçerli şeylerdi.

Kaç kilo geldiği kaç kilo yem yediği ya da ne kadar konforlu bir ağılda yaşayacağı ‘hesaplanabilir’.

Ancak sözgeilişi benim bugün Türkiye’deki ‘Devlet anlayışı’, ‘Devlet Adamı’, ‘Politikacı’ ya da ‘Takkeli Yurttaş’tan ne kadar ‘utandığımı’ ve ne kadar ‘hayıflandığımı’ ve olan-bitene ne kadar ‘öfkelendiğimi’ ölçecek bir sayısal, nümerik ya da dijital teknik yok.

Sözü uzatmadan bağlayayım o zaman:

İnsanın tekniği kullanacağı yerde, nümerik ya da dijital ile teknik insanı kullanmaya başlamıştır.

İnsanı insanlıktan çıkarmıştır bile denilebilir.

Bu her alanda olduğundan çok, ‘ekonomi alanında’ genelleşmiş, dünyasal boyutlara varmıştır.

Ve son savım olsun, son toplamda ‘teknik’, her derde deva olsa bile ‘ekonomi’de  kullanılacak yalın bir ‘araç’ın ötesine gidemez.

Ekonomik karar’lar da salt biyolojik ya da kültürel değerlere dayandırılamaz.

Kuşkusuz insanı gözeten bir dünyada yaşamak isteniyorsa..

Aksi halde, söylemek bile fazla; ‘mal meydanda’!

Habip Hamza ERDEM – 30 Ağustos 2018

Yazarlar

Mostly cloudy

9°C

Istanbul