habip hamza erdem2 1

Devlet Ve Sermaye! (12)  

Devlet’e gelince..

Devlet, özellikle de ‘politika bilimci’lerince, tarafsız, toplumunun ‘tüm’ünü kucaklayan ve bir ‘üstyapı’ kurumu olarak ele alınır.

Konuyu sıradanlaştırmadan, Devlet’in ‘üretim biçimi’ne doğrudan bağlı olduğunu ve ‘üretim ekonomicileri’nin de Devlet’i bilmeden ‘üretim’i anlayamayacaklarını söylerek başlayabiliriz.

Günümüz başat ‘üretim biçimi’nin kapitalist üretim biçimi olduğu bilindiğine göre, günümüz Devlet’ini de ‘kapitalist devlet’ olarak tanımlamakta herhangi bir sorun olmayacağı söylenebilir.

Piyasa’nın egemen olduğu varsayılan bir düzende, kimi zaman ‘minimum devlet’ ya da ‘liberal devlet’ türü, saf , saf olduğu kadar ‘ussal’ olduğu düşünülen ‘şablon düşünce’ler geliştirmek kolay gelebilir.

Oysa Hz Ömer’in devesi gibi, ‘doğru’ yanı bulunmayan bir ‘düşünce sistemi’dir sözkonusu olan..

Devlet’ ve ‘Piyasa’nın biribirlerine ‘dışsal’ olduğunu ileri sürebilmek için, işi Tanrı’ya olmasa da, ‘görünmez el’e havale etmek yeterli görülür.

Böylece ‘Görüntü’ kurtarılmış olur.

Ancak ‘bilimsel yaklaşım’, sadece ve ancak ‘görünenin görülemeyenin yüzünü ortaya çıkarabildiği oranda’ bilimsel olabilmektedir.

İlk birikim’ ve hatta ‘ilkel birikim’ zamanlarından buyana, sermaye Devlet’e muhtaç olmuştur.

Bu salt, ‘güvenlik’ açısından değil ama, kendisini yeniden üretebilmenin ‘gerekli koşulu’ olmasından dolayı böyledir.

Bu da,  iki temel ‘ilişki’yle mümkün olabilmektedir: para ve ücret.

Türkçe’de yerleşik bir deyim vardır; kazanç alışta başlar.

Bunu sözde ekonomistler, ‘düşük maliyet’ olarak ifade etmektedirler. 

Böylece, ‘düşük faizli kredi’ler, ‘yatırım teşvikleri’, ve ‘ucuz emek’le, sözde ‘toplumsal göneç’ artırılmak istenir. Buna da ‘insancıl’ olmasa da ‘ulusal ekonomi politikaları’ denilir.      

Daha tumturaklı olsun diye, ‘yerli ve millî’ de denilebilir.

Devlet’in ‘ekonomi politikaları’na gelmeden önce, ‘ekonomi politik’ açısından Devlet ve Sermaye ilişkisini Suzanne de Brunhoff (*)’un çalışmasını izleyerek özetlemeye çalışalım.

Şöyle bir soru sorularak başlanabilir: ‘Neden kapitalist üretim ve dolanım belirgin bir Devlet müdahalesi olmadan olmaz?”

Sonra, madem Devlet bu denli vazgeçilmezdir, ‘nasıl olur da devlet hıyar üretmez’ türü abuk-sabuk görüşler ileri sürülebilmektedir.

Kaldı ki, bu görüşleri, nereden çıktığı belli olmayan politikacılar değil, ünlü üniversitelerin Nobelli ekonomistleri de dillendirebilmektedirler.

İşte bu sonuncular, ‘üretim ve dolanım süreçleri’ni ‘Devletsiz’ olarak modelleştirmekte, kuramlaştırmakta ve daha doğrusu ideolojileştirmekte oldukları için Nobellik olabilmektedirler.

Hiç kuşku yok, ekonomide, kapitalist üretim biçimini güzellemeyen, onu kutsamayan, vazgeçilmezliğini kanıtlamaya dayanmayan hiç bir ekonomist, ama hiç biri, ‘Nobel-mobel’ alamaz.

O kadar da değil, ‘Tanrı Devlet’e zeval’ vermesin sözünde olduğu gibi, iliklerimize değin bir ‘Devlet ‘fetişizmi’ içinde olduğumuz bile söylenebilir.

Bu konuya ilerleyen bölümlerde değineceğiz.

Şimdilik, salt ekonomik alanda, üretim ve dolanım süreçlerinde Devlet’in ‘yeri’ni belirlemeye çalışalım.

Öyle ki, bu ‘yer’ ekonomi kuramlarında ‘yok’ sayılmıştır ve çıplak gözle bakıldığında ise gerçekten ‘görünmez’ gibidir.

Çünkü Devlet, ekonomik alanda, insanlardan çok şeyleri yönetmek, toplumsal ilişkilerden çok malların dolanımını düzenlemekteymiş gibi görünmektedir de ondan: (L'action économique de l'Etat semble administrer des choses plutôt que des hommes, gérer des flux plutôt que des rapports sociaux.)

Bunları yaparken de, sanki, tarafsızmış (nötr) gibi görünmektedir.

İşte asıl araştırılması ve ortaya çıkarılması gereken, açıklanması gereken diyelim, Devlet’in bu ‘tarafsızlığı’nın gerisindeki ‘taraf’ıdır.

Demek ki, şöyle baskı aracı, böyle zalim türü öznel değerlendirmeler yerine, devletin ekonomik rolünü, ekonomik işleyiş içinde ‘nesnel’ olarak ortaya koymak gerekmektedir.

Bizim burada yapmaya çalıştığımız ise bundan başkası değildir.

(Sürecek...)

Habip Hamza ERDEM – 08 Ocak 2018

(*) Suzanne de Brunhoff, Etat et Capital, presses de l'Imprimerie Ch. Corlet, 1981. Kitap Kuvvet Lordoğlu tarafından İmge Yayınlarınca Türkçeye çevrilmiş(imiş). Henüz Türkçesi’ni edinemedim ancak, tüm profesyonel ekonomistlere şiddetle öneririm. Umarım, sevgili Kuvvet Lordoğlu da kolay anlaşılabilir bir ‘çeviri’ yapmıştır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Cloudy

25°C

Istanbul