habip hamza erdem2 1

Devlet Ve Sermaye! (3)

Devlet ve sermaye yazı dizimize devam edeceğiz.

Bu kadar yoğun bir ‘gündem’ içinde, bu denli kuramsal yazıların ne anlamı var diye sorulabilir.

Bir de ‘madalyonun öte yüzü var’ değil mi ama?

Madalyonun öte yüzü bize ‘kuram’ın önemini gösteriyor.

Çünkü ‘kuram’, kuram olabildiği ölçüde, ‘var olanın’, ‘gerçek’in, ‘somut’un betimlemesini veriyor.

Ve salt ‘betimlemek’le yetinmiyor, ‘anlamamızı’ sağlıyor.

Kuşkusuz ‘var olanı’, ‘gerçek’i ve ‘somut’u değiştirmiyor, onun ‘ne’ olduğunu ‘açıklıyor’.

Gündemimizde, diyelim Türkiye’nin ‘eksen kayması’ var.

Eğer gündem buysa, eksen kaymasında ‘Devlet’in ve ‘sermaye’nin bilinmesi gerekiyor.

Çokça yapıldığı gibi, daha doğrusu başka türlüsü yapılamadığı için, kimi ‘düzmece’ rakamlar ya da ‘gelişigüzel beyan’larla, konu anlaşılmaya ve öylece anlatılmaya çalışılıyor.

Açıklama’ yerine ‘beyan’ dedim, çünkü ‘açıklama’ da bir başına çok anlamlıdır.

Yeri gelmişken, yineleyelim, hükûmet sözcüleri ya da ileri gelenlerinin ‘beyan’larına, ‘söylem’ demek kadar aymazlık yoktur.

Söylem, belirli bir konuda, belirli bir çizginin, belirli bir ‘yöntem’le dillendirilmesidir.

Sözle de olabilir yazıyla da.

Yoksa, bu vatan için kimimiz öldük kimimiz ‘nutuk çektik’ sözünde olduğu gibi, salt ‘nutuk çekmek’ değildir.

Gündemimize dönersek, Türkiye’nin ‘eksen kayması’nı, diyelim ‘ekonomik gösterge’lerle açıklama çabamız olsun.

Hep yapıldığı gibi, ‘Enerji hatları’, ‘Konteyner sayısı’, ‘Devlet başkanlarının buluşması’ ya, ‘dışalım/dışsatım rakamları’yla açıklamaya çalışmak; en yalın deyimle ‘sıradan’ ve ‘yüzeysel’ bir yaklaşım olmanın ötesine gitmez.

Örneğin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Truman Doktrini ve Marshall yardımı yoluyla ABD  dünya genelinde ‘Başat Devlet’ konumuna yükselmişti..

Öyle ki, Türkiye’ye, süttozu ve bayat un vermekle kalmadı, İhsan Sabri Çağlayangil’in deyişiyle ‘altını oydu’.

Kaldı ki, sadece Türkiye de değil, ‘Batı’ dediğimiz ve bugün ‘Atlantik Çevresi’ diyegeldiğimiz Devlet’lerin de, altını oymasa bile, kendisine ‘bağımlı’ kıldı.

Günümüzde ise, Çin dünya genelinde ‘Başat Devlet’ olma yolunda ve ABD’nin Marshall yardımının tam sekiz katı bir ‘ekonomik güç’le ortaya çıkmış bulunmakta.

Şimdi ‘canalıcı soru’ şudur: o dışalım/dışsatım rakamlarıyla, ki çoğu ‘doğru değil’ ya da en azından ‘yanıltıcı’dır, bu ‘olgu’yu açıklayabilir miyiz?

Açıklayamayız, çünkü henüz ‘anlayabilmiş’ değiliz.

İşte ‘Devlet ve Sermaye’ yazı dizimizde, örnek olsun, bu ‘olgu’yu da ‘anlayabilme’nin ipuçlarını vermeye çalışacağız.

Diyelim, ‘para’, ‘kredi’ ya da ‘sermaye’ terimleri ABD’nin ve ABD yetiştirmesi ‘akademisyen’lerin öğrenip ve öğrettikleri anlamda mı kullanılıyor, yoksa başka anlamları da mı var?

‘Atlantik bilimi’ ‘kavram’ları mı kullanılacak, yoksa ‘kavram’lara başka anlamlar da yüklenebilir mi?

‘Ulusların Zenginliği’, Adam Smith’in anladığı anlamda bir ‘zenginlik’ midir, yoksa ‘zengin olma’nın başka anlamları da mı var?

Ortalıkta ‘ekonomist’ olarak dolanan, ve biz istemesek de, evimizin baş köşesine oturan ‘şaklaban’ları dinleyerek olup-biteni anlayabilmekte miyiz?

Yoksa anladığımızı sanıp, biz de onu başkalarına mı satıyoruz?

Sermaye sermaye diyoruz ama, batı dillerindeki ‘kapital’i ‘anamal’ diye çevirdiğimize göre, bu ‘mal’ların ‘ana’sı, gerçekten ‘mal’ doğurmakta mıdır?

Yoksa ‘sermayen kadar konuş’ sözündeki gibi kuru bir ‘servet’ mi sözkonusudur?

Kapitalizmi, güya biliyoruz ama sosyalizm Şemsettin Sami bey’in tanımladığı gibi Silk-i sekim-i iştirakiyun mudur?

Yoksa Çin ‘sosyalist’ midir?

İşte bu tür sorulara, ‘kuramsal’, yani ‘gerçeği’ tam olmasa bile ‘olduğuna en yakın’ biçimde açıklamalar getirmeye çalışacağız.

Ve ‘Devlet’i devlet yapan ‘Millet’ midir, yoksa sermaye ‘mal’ların ‘ana’sı olduğu gibi ‘Devlet’lerin de anası mıdır?

Tam da bu nedenle, yazı dizimizin başlığı ‘Devlet ve Sermaye’dir.

Hem ‘ekonomik’ ve hem de ‘politik’.

Ya da, en doğru söylenişiyle ‘ekonomi politik’.

Böyle olunca, yani ‘ekonomi politik’ penceresinden ‘gündemimiz’e bakılınca, hiç de, bu yazı dizimizin, ‘bu kadar iş içinde sırası mı?’ dedirtmemesi gerekiyor.

Kudüs olayı’ diyelim, İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı ya da ona üye ‘Devlet’lerin destek ya da zoruyla mı çözümlenecek yoksa ‘Uluslararası Sermaye’nin istekleri doğrultusunda mı çözümlenecek?

Ve çok daha önemlisi, ‘Uluslararası Sermaye’, bir kez daha ‘sıcak çatışmaya’ girmek için ‘bahane’ler mi aramaktadır?

Demek ki, hem ‘Devlet’ ve hem de ‘Sermaye’nin bir kez daha, ‘bilimsel’ bir yaklaşımla ele alınması gerekiyor.

Dahası, ‘atlantik bilimi’ bilim midir yoksa Hollywood ürünü mü?

Hem ‘Atlantik Çevresi’ne karşı olup ve hem de ‘Hollywood bilimi’ kavramlarıyla düşünmek kadar bir başka ‘saçmalık’ olabilir mi?

Başka türlü ne ‘gündemimiz’i ve ne de ‘gündelik yaşam’ımızı anlamak ve ‘açıklama’nın olanak ve olasılığı yok aslında.

(Sürecek...)

Habip Hamza ERDEM – 15 Aralık 2017

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Mostly clear

21°C

Istanbul