habip hamza erdem2 1

Yalancının Ampulü!

Yalancının mumu yatsıya kadar’ diye bir sözümüz var.

Peki ‘yalancının ampülü’ nereye kadar acaba ?

Kuşkusuz sonsuza kadar değil, ama ‘Türk Milleti’nin onur ve gururunu yerlerde süründürünceye kadar süreceğe benziyor.

Çünkü Türk Milleti, dünya alemin gözünde her gün ‘yüce’likten ‘cüce’liğe doğru sürüklenmekte.

Ve her gün ve her saat, gıdım gıdım ve adım adım…

Ve hem de ‘sözde yöneticiler’inin eylem ve söylemleriyle..

Başörtülü bacı’sından, ‘faiz lobisi’ne, NATO’sundan, ‘Zarrab Davası’na değin, içeride ve dışarıda, en sıradan olayından en canalıcı konularda..

En yüksek makamından en sıradan temsilcisine bir ‘yalancı güruhu’nun tutsağı olmuş Türkiye..

‘Dışişleri Bakanı’ Mevlüt Onbaşıoğlu, Zarrab davasının savcısı için ‘Fetöcü’ demiş.

Savcı da ‘Bu Mevlüt yalancıdır’ diyor.

Kimin yalancı olduğu dava sonuçlanınca göreceksiniz diye de ekliyor.

Şimdi ‘Bizim Mevlüt yalan söylemez’ diye, Mevlüt Onbaşıoğlu’nun arkasına mı geçeceğiz yoksa, yoksa ‘Amerikan Emperyalizmi’, ‘CİA ajanı’, ‘Febei(FBI) kuklası’ diye Amerikalı savcıya mı küfredeceğiz?

Benim gördüğüm kadarıyla, bizim ‘safdil yurtsever’lerimiz, ‘sözde Atatürkçülerimiz, ‘fındıkkafa politikacılar’ımız ve ‘kendinden menkul aydın’larımız, Mevlüt Onbaşıoğlu’nun arkasındalar.

Ama ne için orada olduklarının ayırdında değiller.

Güler misin ağlar mısın, ben de şaşırdım.

Gelelim NATO’daki ‘skandal’a.

Haberi ilk duyduğum an, ‘Yalan’ diye haykırdım içimden.

Gerekçelerimden biri, öncelikle, ‘Devlet Bahçelikgiler’in Cumhurbaşkanı’nın söylemiş olması idi.

Ben onun bir tek sözcüğünün de ‘doğru’ olabileceğine inanmayanlardanım.

Allah bir dese, içimden mutlaka ikidir diye geçer.

NATO’nun Türkiye’ye verdiği zararları bilmeyenlerden değilim.

Ama, yer yerinden oynasa, NATO karargâhında Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini ‘düşman tahtasına’ koymazlar diye düşündüm.

Hem niye koysunlar ki?

NATO’cu olsun, Varşova Paktı’ndan olsun, Şangay’cı ya da bilmem nereli olursa olsun, bir ‘askerî karargahta’, ve gerçekten ‘subay’ olabilmiş hiç kimse ama hiç bir asker, yirminci yüzyılın ‘En Büyük Komutan’ının resmini ‘hedef tahtası’na koymaz, koyamaz.

Açıklamada ‘düşman tahtası’ denilmesi bile ben yalanım diye haykırıyordu zaten.

Sonra Mustafa Kemal Atatürk’le Dr Recep’in resimlerini niye yanyana koysunlardı?

Orada AKP toplantısı mı yapılıyordu?

O da olmayacak işlerdendi.

Ve iki cihanda bu iki ismin yanyana gelmesinin olanak ve olasılığı ‘sıfır’ idi.

NATO’nun Türkiye’yi dışlamak istediği uzun süredir biliniyor.

Bunu bilmeyen sadece bizdeki ‘NATO mermerci’ler.

NATO’dan çıkmak istemeyi ‘yurtseverlik’ sananlar ise sadece ve yalnızca bizim ‘tatlısu yurtsever’leri.

Ulusalcı’ demek abesle iştigal olacağı için, ‘tatlısu yurtsever’i diyorum.

Bilgi ve bilinçle yurtseverlik yapmak yerine duygu ve heyecanlarıyla yurtseverlik yapanlar için de denilebilir.

Adama darbeyi kimden duydun diye sormuşlardı; ‘Eniştemden’ demişti.

Bu ‘skandal’ı kimden duyduğu da ilginç değil mi:  ‘AB’den sorumlu bakanı’ndan.

Sünnî mi idi şafî mi yoksa ‘İstikşafi’mi ne idi.

Kemal Bey Kılıçdaroğlu ve tüm CHP’yi dolandıran..

Yedeğinde de Dr Recep’in ‘genelkurmaybaşkanı’.

Bunlar en baştakinden en sondakine ‘yalancı’.

Siz bunlara Devlet’i ‘teslim’ ettiniz, bunlar da Devlet’i alıp dönüştürdüler, bir ‘yalan makinası’na çevirdiler, bir ‘dolan mekanizması’ yaptılar.

Şimdi kalkıp bana ‘Ben devletime söz söyletmem’ diye böbürleniyorsunuz.

Başınızda paralansın, daha ne diyeyim ?

Çünkü siz, evet en bilgininizden en ağzı açığınıza, ‘Devlet’i bilmiyorsunuz ‘Devlet’i.

Devlet (Etat), Millet (Nation) ve Vatan (Pays-Patrie) bir ve tek Zatiyet (Entité)’tir.

Sizin ise Zatiyet’iniz gitmiş bir tek ‘Zat’ınız kalmış.

Zatisungurunuz..

Habip Hamza ERDEM – 21 Kasım 2017

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Cloudy

14°C

Istanbul