habip hamza erdem2 1

Fındık Ve Mercimek!

Bu ‘fındık’, tahmin edileceği üzere, CHP’nin ‘Fındık adaleti’ eylem ve söylemindeki fındık değil.

Devlet Bahçeli’nin ‘Devlet’indeki ‘fındık’.

Bir ara, ‘Devlet’in başına Devlet gelecek’ diye bir slogan vardı.

Devlet’in başına ‘Fındık kafa’ gelecek diye çevrilebilir.

Bugün ortaya çıktı ki, ‘Devlet’in başına ‘mercimek’ gelmiş.

Şu ‘15 Temmuz Meclisi’nin başkanı, ‘mercimek kafalı’ İsmail, sağa sola ‘mercimek’ diye saldırdı ya; ‘Devlet protokolü’nde üçüncü sırada olan CHP genel başkanını odasına davet etmemiş.

Biz fındık ve mercimek kafalılar oturup konuşalım, televizyona çıkalım, gazetelerimiz de bizi böylece yazsın demiş olmalılar.

Nohut kafalı Hulusi de gelsin demişler.

Ve bizim ‘aklıevvel’lerimizin ‘Devletin zirvesi’ böylece toplanmış olmuş.

Burada ‘toplantı gerçekleşti’ diye, tüm televizyon sunucularının düştüğü ‘hata’ya düşmemek için, ‘toplanmış olmuş’ diye yazdım.   

Çünkü toplantı gerçekleşmez, yapılır.

Yapılmış ise, ‘olmuştur’.

Bu Fransızca’da ‘être’, İngilizce’de ‘to be’ fiileriyle karşılanıyor.

Ama hiçbir koşulda ‘realizeyşın’, ‘realizeyd’ biçiminde dillendirilmez.

Bizim sunucu kalkıyor; Dr Recep bugün ‘uyanmasını gerçekleştirdi’ye varan bir ‘gerçekleştirme’, kusura kalmayın lütfen, zevzekliği yapabiliyor.

Birkaç gün önce ‘Dil Bayramı’ idi, yazamadım; buradan haykırıyorum.

Kim ki, olur olmaz yerde, daha doğrusu olmayacak yerde, ‘gerçekleştirme’ terimini kullanıyor; Türkçe düşmanıdır; fındık ya da mercimek kafalıdır.

‘Fındık zirvesi’ne dönülecek olursa; bizim Şaban Tv’nin Şaban’ı; zaman zaman bu tür ‘zirveler’in yararını saya saya bitiremez.

Şimdi de üzülmüş olmalı.

Niye benim bir gün ‘milletvekili’ olacağım Parti’nin Genel Başkanı, zirveye çağrılmadı diye dizlerini dövecektir.

Şaban bey kardeşim, senin bir gün, inş’allah milletvekili olacağın partinin genel başkanı, eğer davet edilse ve katılsaydı, yemin olsun kendi kendisini inkâr etmiş olacaktı.

Tanrı mercimek kafalı İsmail’den razı olsun.

Unutmuş.

Daha doğrusu, ‘unutturulmuş’ olmalı.

Her ne kadar Kemal Kılıçdaroğlu, gel televizyonda tartışalım diyorsa da, Dr Recep onunla konuşmak istemez.

O nedenle  Mercimek İsmail’e ‘unut onu’ demiş olmalıdır.

Ya Tanrı korusun, ‘devet’ gitmiş olsaydı; acaba Kemal Kılıçdaroğlu o zirveye katılır mıydı?

‘Gayri Meşru’ diye ilan ettiği bir adamın elini nasıl sıkacaktı?

Hah, Kemal Bey Kılıçdaroğlu, ‘Devlet’in ali menfaati falan diyecek idiyse, o başka.

Böylece ‘zurnada peşrev’ çekilecek noktaya gelmiş bulunyoruz.

Bu ‘Fındık, Nohut ve Mercimek Kafalı’ların, ‘Meclis’ ve benzeri ‘Devlet Kurum’ları, pek yakın bir gelecekte; ‘Savaş’ ama gerçek bir savaş tehdidiyle bir araya gelmek zorunda kalacaklar.

O zaman Kemal Bey Kılıçdaroğlu’na, ‘yalvavarım geliniz’ diye haber bile gönderebilirler.

Çünkü Kemal Bey Kılıçdaroğlu’na ‘meşruiyet kaynağı’ olarak gereksinmeleri olacak.

Meşruiyet payandası’ da denilebilir.

İşte, ben o zaman Şaban Tv’nin tavrı ne olur diye merak ederim.

Ben bir-iki kanaldan başkasına bakmadığım için, geriye kalan yüzlercesini saymıyorum.

Hatta onları televizyondan bile saymam.

Ancak, şu bizim Şaban Tv sayesinde, dört ayda on kilo verdim desem yeridir.

En ciddi programların arasına çıkan, üstelik güzel de olmayan bayanlarının önerdikleri kremi de kullanmadım ama saatlerce onları dinleye dinleye ‘eridim’.

Diğer ürün reklamları farklı mı diyeceksiniz.

İçlerinden bir tanesi de, vapurdaki seyyar satıcılardan farklı bir ses tonuyla yapılmış olsun; değil mi ama?

Ama hayır.

Sanırsınız ki, tümü birden, bir gün Dr Recep olacaklar.

Pavyon fedaisi gibi yürüyüp, sokak keşleri gibi bağıracaklar.

Bu ‘reklam’lar insanı öylesine ‘eritiyor’ ki, bakınız neredeyse konuyu dağıtacaktım.

Ama hayır, konumuz aynı, merak etmeyin.

Çünkü ‘Bunlar’ın ’15 Temmuz Meclisi’, onun başkanı, bakanları ve onun milletvekilleriyle, Şaban Tv’nin yağ eritici krem reklamcılarının bir farkı yok.

Hangisini izlerseniz izleyin, her dakika, ayırdında olmadan kilo veriyorsunuz.

Eriyorsunuz.

‘Bunlar’, ‘Devlet’i eritmekle kalmadı ‘Millet’i de erittiler.

Şimdi ülkemizi eritecekler.

Coğrafyamızı.

‘Bunlar’ gitmeden önce, varlığımızı eritecekler, göreceksiniz.

Türkiye, “to be or not to be” konumundadır.

‘Bunlar’ başta oldukları sürece, Türkiye’de ülke için, millet için, komşularımız için, giderek insanlık için zerre kadar ‘iyilik’ gerçekleştirilemeyecektir.

Çünkü bunların ‘fıtrat’ı bozuk.

Mercimek İsmail tam elli yıldır fitne ve fesatın bayrağını taşımış.

Şimdi mi, Yunus’un ‘Sevi’si aklına geldi?

Seni mercimek kafa seni.

Habip Hamza ERDEM – 01 Ekim 2017

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Clear

12°C

Istanbul