tc anayasasi 

Hökümet!          

Duydum ki Alaca Karanlık Partisi’nin kabinesinde değişiklik yapılmış.   

Yeni ‘Bakan’lar filan.           

Kimileri ‘dağ fare doğurdu’ diyor, kimileri de ‘hökümete taze kan’..           

Ben bunların, topunun birden, kanlarını soruşturacak değilim.           

Ancak karakterlerini sorgularım.           

Bunların içinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti lehine çalışacak bir tek, ama bir tek tanecik, adam var mı, ben ona bakarım.           

O ‘herif’ gitmiş bu ‘karı’ gelmiş..           

Bunlar, topu birden, Türkiye Cumhuriyeti Devlet’ini yıkmak için gelmediler mi?           

Bunların partilerini, o günün Anayasa Mahkemesi kapatma kararı almadı mı?           

Daha doğrusu, bir tek Haşim Kılıç’ın oyuyla, kapatmanın eşiğinden dönmediler mi?           

Bunlar değil miydi Türk Ordusu’nu ‘Dr Recep’in Yeniçeri Ocağı’na çeviren.           

Bu yazıyı yazarken, televizyonda Yaşar (Songüleniyi) Güler’i gördüm.           

Bize madalya verin’ mi ne diyor.           

Sen madalyanı çoktan aldın ‘Paşa’.

Sen ‘Mustafa Kemalin Askeri’  olamayacağının madalyasını aldın bir kez.

Tüm ‘Komuta Kademesi’, tümünüzün Türk halkının ‘ulusal çıkar’larıyla ilginizin olmadığını ne kadar yazsam az.

Bugün ‘Kıbrıs Barış Hareketi’nin yıldönümü.

İçinizden biri bir açıklama yapsaydınız ya.

Sizin Kıbrıs diye sorununuz yok, Ege diye bir sorununuz yok, ABD üsleri diye bir sorununuz yok.           

Gidip Somali’de, Katar’da, Kenya’da ‘kahramanlık’ satın o zaman.           

Sizi gidi ‘III.Abdülhamit’in Yeniçerileri’ sizi..           

İki yüzyıl sonra ‘Yeniçeri Ocağı’nı bu ülkenin başına saranlara lanet olsun.           

En önce de sana...           

Size saygı duymak şöyle dursun, sizlerden utanıyorum, utanıyor.           

Savaşıyormuş.           

Hadi oradan..           

Savaş sadece ‘dış güçlere karşı’ yapılmaz; ondan da önce ‘iç düşman’a karşı yapılır, fındıkkafa.            

Beylik deyimle ‘İç tehdit’ hökümet olmuş, bizimki dış güçlere karşı savaşmakta..           

‘Emir komuta’ iç tehditin elinde, bizimki ‘destan yazıyor’.           

Hadi oradan hadi.           

Fikri Lamba’nın mı emrindesin, Caniklioğlu’nun mu?           

Sen yarın Çapanoğlu’nun da emrine girersin, Çerkez Ethem’in de..           

Çünkü sende ‘Türk askeri ruhu’ yok.

Hükûmet diyordum, bu Yaşar çıktı karşıma, ben de konuyu dağıtacak oldum.

Yine de, bir gün Türk Ordusu’nun kesinlikle ‘kendine geleceğine’ inanmak istiyorum.

Vesayet’ –mesayet diyen her kimse, ya aptaldır ya da kara cahil.           

Demokrasi’ denilen rejim, sandık-mandıktan öte, ve öncelikle, Ordu gibi, İşçi Sendikaları gibi, Barolar gibi, Tüccar ve Esnaf Odaları gibi, Üniversiteler gibi, Eli kalem tutan aydınlar gibi ‘kurum ve kişiler’in vesayeti demektir.           

Bu sayılanlar ve sayılacak olanların ‘vesayeti’ olmadan ‘demokrasi’ mi olur, fındıkkafa?           

Senin ‘Demokrasi’ dediğin, fındıkkafaların başına çöreklendiği ‘siyasal parti’ler ve onların her sabah ne yumurtladıkları mıdır?           

Küçük Fındıkkafa şöyle dedi, büyük Fındıkkafa böyle..           

Devlet çökertildi diyoruz, seninki ‘Yeni Bakan’ın yırtmacına bakıyor.           

Twitt atmışmış mı atmamış mı?

Peki bu kadının ne özelliği varmış; ne okumuş; Devlet deneyimi var mıymış?           

Yok. Yokoğlu yok.           

Haydi az-buçuk olduğunu varsayalım.           

Bu Meclis’in 340 sözde milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası’nı ‘tebdil, tağyir ve ilgaya teşebbüs’ ettiler mi etmediler mi?           

Biz ‘Anayasa’yı tanımıyoruz dediler mi demediler mi?           

O değişiklik önerisi Türk halkı tarafından, halkoylamasında ‘red’ edildi mi edilmedi mi?           

Edildi. Bal gibi reddedildi..           

Bu Meclis ve bu Hükûmetin ‘yeni anayasa’ya göre yaptığı her işlemin gayrimeşrû olduğunu, Türk halkının bildiği kadar, uluslararası kurumlar da biliyorlar mı bilmiyorlar mı?

Dünya alem biliyor.

Eee nasıl oluyor da ‘Yeni Bakan’, ‘Eski Bakan’ diye yorum yapabiliyorsun?

Eyy fındıkkafa..           

Senin Türkiye Cumhuriyeti Devleti diye bir sorunun yok, demek ki..           

Sen ‘elle gelen düğün bayram’ diyen zavallı birisin.           

Zavallı..           

Yeri geldiğinde, hatta yerli yersiz ‘mangalda kül bırakmazsın’, değil mi ama?           

Yurtseverliği kimseye bırakmazsın.           

Bayrak-mayrak, şehit-mehit edebiyatında üzerine yok.           

Oysa her türlü alçaklık ve namussuzluğu içine sindirebiliyorsun.           

Bu ‘Hökümet’ de sana kutlu olsun o zaman.           

Her halk layık olduğu rejime göre yönetilir’ diye bir söz vardır.           

Bu da senin layığın.           

Sen daha beterine layık kal e mi?

Utanılacak haldesin, biliyor musun?

Hain’ dememek için, kibarca utanılacak diyorum, anlıyor musun?

Ey fındıkkafa..

Cici gibi çatlatacaksın insanı..           

Habip Hamza ERDEM – 21 Temmuz 2017

(*) Bizim orada ‘Ağustos böceği’ne  ‘Cici’ denir. Bir sorunu yinelemekten usanan insanlar, ‘cici gibi çatlayacağım’ derler. Nazım da, bir şiirinde ‘Bağır bağır bağırıyorum’ der ya, işte öyle.. Ben bu hökümetin ‘gayrimeşru olduğu’nu, bu Ordu’nun Türk Ordusu olma niteliğini her geçen biraz daha yitirdiğini, bu ‘Millet’in ayağa kalkmadıkça ‘ulus’ olamayacağını bağır bağır bağıracağım. Gerekirse cici gibi çatlarım.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Clear

12°C

Istanbul