diabete type2

Tip 2 diyabetin tedavisi mümkün mü?

Kapitalist ekonomiyi benimseyen diğer ülkelerde olduğu üzere Türkiye'de hekimler hem tıbbi pratik uygulamalar yönünden hem de eğitim yönünden ilaç endüstrisi ile kuşatılmıştır.

Akademik camianın ilaç endüstrisinin bir elemanı gibi davranması ve yetiştirilmesi elbette hazindir.

"Öldürücü ilaçlar ve Organize Cinayetler: Big Farma Sağlık Sistemini Nasıl Yıktı?" isimli eserin yazarı Dr. Peter Goetzsche, "İlaç firmaları sadece ilaç satmaz, aynı zamanda yalan da satar. Sağlık sistemi ilaçların mantıklı, ekonomik ve güvenilir boyutlarda kullanımını engellemekte. Endüstri bilgiyi kontrol altına alarak kazanç sağlamakta. İlaç araştırmaları, uygunsuz çalışma protokolleri, analiz yöntemleri, hoş olmayan sonuçların yok edilmesi ve hayali makaleler üzerinden kurgulanmakta. Güya bilimsel veriler ilaç satışlarını artırmak için yegane koşuttur" demekte.

İlaç endüstrisinin kendisi, bugün salgın boyutunda gözlenen kalp hastalığı, felç, kanser, diyabet, osteoporoz ve diğer birçok kronik hastalıkların engellenmesini önleyerek gelişiminden bizzat sorumludur. Yani ilaç endüstrisi bir hastalığı tamamen tedavi etmek istemez. Zira endüstri kronik hastalıklardan beslenir. Sağlık verilerine göre dünyada ortalama 24 bin ilaç hiçbir tedavi edici değeri olmadığı halde reçetelenmekte ve satılmaktadır. Daha da dramatik olanı dünyada kalp hastalıkları, kanser ve felçlerden sonra dördüncü sıra ölüm nedeni ilaç yan etkileridir. 

KOŞUYOR KOŞUYOR KOŞUYOR, BİR ARPA BOYU YOL ALAMIYORUZ…

Tip 2 Diyabet hastalığı da bu gerçekler üzerinden değerlendirilecek bir hastalıktır. Hastalığın adı dahi tartışmalı olup artık birçok otör Diyabet ismini kullanmadan "Obezite'ye bağlı şeker yüksekliği" terimini kullanmakta. Kısacası Tip 2 diyabetin tamamına yakın nedeni şişmanlık ve yanlış beslenme. 

Biz Kalp Damar hekimleri Türkiye'de çeyrek asır içerisinde bir dram yaşıyoruz. Bu dram obezite ve yanlış beslenme sorunuyla birlikte başladı. Artık üç kişiden birisi Tip 2 Diyabet, bir kişi Diyabet temayüllü ve sadece bir kişi diyabet hastası değil. Kadınlarımızda durum çok daha vahim. OECD 2017 verilerine göre kadın obezitesinde ABD'den sonra ikinci sıradayız. Bu sıralama kadınlarımızı, başta diyabet olmak üzere diyabetin getirdiği kalp damar hastalıkları ve diğer kronik hastalıkların pençesinde kıvrandırmakta. Yanında torba torba ilaç taşıyan kadınlarımız ve erkeklerimiz biz hekimlerin reçetelerinden çare ararken; biz hekimler kendi çıkmazlarımızın ayırdında dahi değiliz. Kapitalist sağlık sistemi bedenimiz ve emeğimizle birlikte bağımsız gözlem yapacak zihnimizi de esir aldı. Bir kabusu yaşıyoruz. Koşuyor koşuyor koşuyor, bir arpa boyu yol alamıyoruz.

Bilimin bağımsız olması toplum sağlığında yıkımın engellenmesi için yegane kural. Ancak bağımsız yani ilaç endüstrisinin kontrolünde olmadan yapılan bilimsel makalelerin toplum sağlığını korumada değeri yok hükmünde. Bağımsız bilgi Tıp eğitimine ve topluma ulaşmadığı sürece; bu bilgi sağlık sistemini belirleyen siyasilerin politikalarını belirlemediği sürece suya yazılan yazılar hükmünde. Birazdan vereceğim bir çalışmanın sonuçları da suya yazılan bir yazı etkisinde olacağını düşünmekle birlikte "Tip 2 Diyabet kronik hastalıktır; hayat boyu tedavi gerektirir; hayat boyu ilaç içmek gereklidir," yalanını deşifre etmek için oldukça önemli. 

KISACASI BİRİLERİNİN HASTALIĞI BİRİLERİNİN EKMEĞİ…

5 Aralık 2017'de The Lancet isimli saygın bir dergide yayınlanan bir makale Tip 2 Diyabet'in tamamen ilaç almadan tedavisi mümkün bir ön hastalık olduğunu ispatlıyor. Bu çalışmada Tip 2 diyabetik hastaların kullandığı ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçlar tamamen kesildi ve 12 ay boyunca çok sıkı bir karbohidrattan fakir diyet uygulandı. Kontrol grubu ise hiçbir kür umudu olmadan standart ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçlar devam ettirildi.

Çalışma sonunda ilaç almadan sıkı karbohidrat kısıtlaması ve zayıflama programında olan hastaların yarısında tam kür (Diyabetin ortadan kalkması) sağlandı. Daha fazla kilo kaybedenlerde daha fazla başarı vardı. Bir yılda 15 kilogram ve üzeri kilo kaybedenlerin % 90'ı tamamen iyileşti. Enteresan bir sonuç olarak şeker ilaçlarını devam eden kontrol grubunda iyileşme sadece %4 idi.     

Diyabet ilaç endüstrisinin babası konumunda bir hastalık. Türkiye'de diyabet ve komplikasyonlarına ait tedavinin yıllık maliyeti 5 milyar 144 milyon avro civarında. Bu para umutsuz hasta insanların diyeti konumunu koruyor ve koruyacak. Kısacası birilerinin hastalığı birilerinin ekmeği. İlaç endüstrisi güya bilimsel makalelerin, araştırmaların, kitapların önderliğinde Tıp eğitimini, pratiğini kontrol ederek ekmeğini de pastasını da yiyor. Topluma düşen pay hastalıklı bir şişmanlık. Kapitalizm şişmanlatarak insanlığın bedensel ve zihinsel evrimini başardı. Ne yazık ki bedensel evrimin sonucu bireysel ölüm; zihinsel evrimin sonucu toplumsal yıkım...  

Gülümser HEPER – 25 Mayıs 2018

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Clear

27°C

Istanbul