ataturk225

Ölümün yenemediği deha, Atatürk

Fransa Denizcilik Bakanlığı’nın 9 Haziran 1922 günü yayımladığı resmi tebligat, Samsun’un ABD’nin desteklediği Yunan savaş gemileri tarafından bombalanmasını ayrıntılı biçimde aktaran bir metindi:

Yunan donanmasına bağlı savaş gemileri, 7 Haziran’da kıyıda büyük miktarda mayın ve top mermisinin depolandığı, ciddi anlamda tahkim edilmiş Samsun Körfezi’ne girdi. Samsun Limanı, Kemalin* en önemli mühimmat destek merkezlerinden biridir. Uluslararası deniz hukukuna uygun olarak, mahalin mutasarrıfına şehirdeki tahkim ve mühimmatın imhası için süre verildi. Mutasarrıf, şehrin askeri tahkimli olmadığı gerekçesiyle öneriyi geri çevirdi. Yunan filosunun limana girişinden dört saat sonra, şiddetli bir bombardıman başlatıldı. Düşmanlar (Y.N.Türkler!) bombardımana uzun menzilli ağır toplarla cevap vererek mutasarrıfın limanın tahkimli olmadığı yönündeki tezini de yalanladı. Yunan savaş gemileri kıyıdan 3000 ila 1000 metre uzaklıkta pozisyon almışlardı. Düşmanın top ateşi çok yoğundu. Ama iki saat süren bombardımandan sonra ağır kayıplar veren bataryaları sustu.

Bambardıman Samsun vilayet binasını, liman idaresini, gümrük binasını, iskele ile mermi ve mayın depolarını imha etti. Limanda demirli birkaç küçük tekne ve yelkenli batırıldı. Mühimmat bulunan bazı ambarlarda yangın çıktı. Şehrin zarar görmesinden özenle kaçınıldı. Filo ne insani ne de maddi hiçbir zarar görmedi.

Venizelos’cu Patris gazetesi, Samsun’un bombalanması haberinin yüreklere su serptiğini yazdı. Kendilerine 14 Kasım’da teslim edilen Pontus’taki Hellenizm cellatlarının, cinayetlerine cezalandırılmadan devam edemeyeceklerini böylece anlamış olmaları gerektiğini vurguladı. Aynı gazete, ‘Ama şimdi işlenen cinayetlerin araştırılmasını mı bekleyeceğiz? Samsun bombardımanıyla yetinecek miyiz, yoksa oradaki talihsiz kardeşlerimizi kurtarmak için daha etkin bir yol mu izleyeceğiz’ sorusunu da gündeme getirdi.

Politia gazetesi ise Türk ordusunun lojistik anlamda Pontus kıyılarından beslendiğini vurguladı. Samsun’daki tahkim çalışmalarının imha edilmesini, en basit savunma önlemi olarak yorumladı.

Gerçekten de donanmanın böyle bir operasyonu niçin daha önce gerçekleştirmediğini anlamak zor. Bombardıman zamanında yapılsa, Yunan gemilerinin batırılması ve Türk ordusuna mühimmat ikmali önlenebilirdi.

Averoff zırhlısı ve Panthir muhribinin zararsız ziyansız Konstantinopolis’e döndüğü bildiriliyor. Yine Samsun vilayeti için hiçbir sivilin zarar görmediği, şehrin zamanında boşaltıldığı gelen bilgiler arasında.

Bombardımanı USS filosu yönetti !

Samsun denizyolunun Yunan denetimine girmesiyle sonuçlanan 7 Haziran 1922 bombardımanı sırasında, ABD savaş gemileri Sands, McFarland ve Sturtevant,gözlemci” sıfatıyla Samsun Limanı’na demirliydi ve komutanları Mark Bristol, Preston B.Haines, Robert L. Ghormley ile Charles Vriasco doğrudan katılmadıkları savaşta Yunan donanmasını adeta “uzaktan kumandayla” yönetti, değerli okurlarım.

Georgios Averof ve Kilkis zırhlıları, panter sınıfı iki muhrip, iki yardımcı kruvazör ve dört küçük mayın tarayıcı gemiden oluşan Yunan filosu; Samsun mutasarrıfı Faik Bey’e de zaten Amerikan filosu aracılığıyla ültimatom vermişti.

Kurtuluş Savaşı’nın lehimize sonuçlanmasını iyi ki etkilemeyen bu bombardımanı, sizler meraklı olduğunuz için okuduğunuz kitaplardan bilirsiniz. Ama tarihi lise ders kitaplarından okuyanlar öğrenmez, bilmez.

Kurtuluş Savaşı tarihi, Türkiye’nin 11’den 12 yıla çıkarılan okul müfredatında sözüm ona laik hükümetler döneminde bile oldum olası eksik, hamasi, bazen gerçeklerden uzak ve Atatürk kültüne dayalı basmakalıp özetlerle öğretildi. AKP ve AKP/MHP’nin 17 yıllık sultasında ise iyice budandı, hemen hiç öğretilmedi, öğretilmiyor. Zaten siyasal İslamcıların tarihi çarpıtmalarındaki kolaylık ve yaygınlık, bu özenli “cehalet eğitimi”nin sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

İdamlık komutanlar...

Örneğin sözünü ettiğim eksik ve çarpık müfredatta, Kurtuluş Savaşı’ndaki hasım Yunan orduların başkomutanı olarak çoğumuzun aklına savaşın sonunda binlerce askeri ve yüzlerce subayıyla esir alınan Nikalaos Trikopis’in adı gelir.

Oysa savaşın başından öteye Yunan orduları 3 kez başkomutan değiştirmiştir. İzmir’in işgali sırasında Yunan başkomutanı Anastasios Papaulas’tır. Birinci ve İkinci İnömuharebelerinde İsmet Paşa’nın karşısında o vardır, yenilince istifa eder, 1935’te vatana ihanet suçundan idam edilir.

Sakarya ve Dumlupınar muharebelerinde Atatürk’ün karşısındaki Yunan başkomutanı, cani ve deli General Georgios Hatzianestis, yenilginin sonucu olarak Başbakan Dimitrios Gounaris ve 5 astıyla birlikte 1922 Kasım ayında Atina’da idam edilir. Sakarya’da Yunan ikinci kolordusuna komuta eden Prens Andereas Elladas da idamlıklar arasındadır, ancak İngiltere’nin araya girmesiyle kelleyi kurtarır, Yunanistan’ı terkeder.

General Nikalaos Trikopis, Hatziasnestis’in yerine Yunan ordularına başkomutan atandığını ancak muzaffer Türk ordularına esir düştükten sonra öğrenmiştir...

Başka bir deyişle Atatürk ve silah arkadaşları Kurtuluş Savaşı’nda 3 Yunan başkomutanın da başını yemiş, Yunanistan’da hükümetler düşürmüş, kazandıkları zafer pek çok politikacının, subayın idamına neden olmuştur.

Üstelik Atatürk, zafere giden yolda attığı her adımı Kurucu Meclis’e onaylatmış, her işi demokrasiden taviz vermeden başarmıştır.

Dünya tarihinde üç yönde aynı anda başarı kazanan, savaşırken düşmanları bölecek ve zayıflatacak diplomatik zaferlere imza atan, meclis kurup yeni bir devlet düzeni başlatan başka bir muzaffer yoktur.

İşte bunun içindir ki Atatürk, hükmü öldükten yüzyıllarca sonra da sürecek olan dehadır. 

______________

*Mustafa Kemal

Mine KIRIKKANAT - 10 Kasım 2019

Son Yazılar