tevfik fikret1908 galatasaray klubu2

Nazım Hikmet’in Kaleminden Tevfik Fikret:Türk edebiyatının en büyük dağıdır...

Nazım Hikmet, bir mektubunda ‘Fikret büyük şairdir.

Dünya ölçüsünde pek genişliği olmasa da her halde memleketi ölçüsünde ve yakın şark memleketleri ölçüsünde’ der.

Büyük şairimiz Nazım Hikmet, 1938- 50 arasında yattığı cezaevlerinde, dostlarına ve üvey oğlu Memet’e gönderdiği mektuplarda, şair ve yazarlar hakkında geniş değerlendirmelerde bulunur. Edebiyat tarihimiz açısından çok kıymetli olan bu değerlendirmelerde, ölümünün 100. yılını anacağımız hürriyet şairi Tevfik Fikret de vardır. Nazım Hikmet, Memet’e gönderdiği tarihsiz bir mektubunda Fikret için, “Fikret büyük şairdir. Dünya ölçüsünde pek genişliği olmasa da her halde memleketi ölçüsünde ve yakın şark memleketleri ölçüsünde” der. (Nazım Hikmet Yazıları, Koza Yayınları, İstanbul, 1976, s.26)

Nâzım Hikmet başka bir mektubunda da Tevfik Fikret hakkında uzun bir değerlendirme yapar ve şunları belirtir: “Fikret yarı müstemleke olan Osmanlı İmparatorluğu’nda, on dokuzuncu asrın ortalarından yirminci asrın ilk on yıllarına kadar yaşamıştır, bu yarı müstemleke şark memleketinde orta sınıftan gelmiştir ve bu devirde bütün dünyada artık kendini kuvvetle göstermeye başlayan sosyal adalet kavgalarına (bilhassa Fransa kanalıyla memleketine sızan) memleketinde de zayıf bir burjuva sınıfının yerli derebeyliğe karşı mücadeleye başladığına, muzaffer olunca da hürriyeti sırf kendine tahsis ettiğine şahit olmuştur.

tevfik fikret1908 galatasaray klubu

“Fikret hayatının bir devrinde Allah- ü Ekber diye şiir yazmış, sonra: Göçüyorsun da arş ü ferşinle yok tabiatta bir inilti bile, diyen bir inkılâpçı fakat metafizik materyalist olmuştur. Fikret hürriyet için yazılarında döğüşmüş, fakat hürriyeti ele geçiren burjuvazi bunu yalnız kendi güç ihtirasları için kullanınca: Yiyin efendiler yiyin, diye feryada başlamıştır. Fikret’in bu şiiri yeryüzündeki bütün burjuva inkılâplarından sonra iktidara geçen sınıfların yüzüne hâlâ bir tokat gibi inebilecek kudrettedir. Fikret ütopik bir sosyalizme hasret çekmiş -başka türlü de o zaman olamazmış, memleketimizde henüz gerçek sosyalizmin bayrağını taşıyacak proleter sınıfı pek zayıfmış- ve bizzat Fikret sosyal menşei bakımından menşeinin, yani küçük burjuvazinin bütün zaaflarını ve kuvvetini tevarüs etmiştir.

tevfik fikret galatasaray klubu 1908 1909

‘İNSANA İNANDI’

“Nitekim, İttihatçılar iktidara geçtikten sonra, Fikret’in düşündüğü büyük hürriyet yerine, temsil ettikleri zümrelerin menfaatlarını koruyunca, Fikret bir yandan onlara saldırırken, bir yandan da dünyaya küsmüş, dağın tepesine çekilmiştir. Fikret mücerret ahlâka, mücerret iyiye ve kötüye inanmış, bunların zamanla, mekânla öz ve kalıp değiştiren konkre şeyler olduğunu anlayamamıştır. Dünyada ve kendi memleketinde her şeye rağmen insanların ileriye doğru atıldıklarını görmüş ve bundan dolayı insana inanmış, güvenmiş ve ana hattında hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamıştır. İçinde yaşadığı dünya ve öz memleketinin şartları onu mücadeleci yapmıştır.

“Hülâsa Fikret’de ikilik vardır. Fakat bu ikilik gitgide ilerinin lehine, gerinin, sallantıda, tereddütte olanın aleyhine bir birliğe doğru inkişaf etmiştir. Öz bakımından söylediklerimizi, yazısının tekniği, dili, şekli bakımından da söyleyebiliriz. Türk şiirine Avrupalı insanı ilk getiren odur, insanı veren en uygun şekillerin Türk şiirine girmesi onunla başlar. Son devirlerinde yazdığı, bilhassa çocuklar için yazdığı şiirlerde dil de gitgide temizlenir. Hasılı Tevfik Fikret, Türk edebiyatının on dokuzun sonu yirminci yüzyılın başındaki en büyük dağıdır. Fikret’i anlamadan, Fikret’i okumadan bugün şiir yazanlar varsa bunlara acırım.” (Nâzım Hikmet, Cezaeviden Memet Fuat’a Mektupları, Oğlum, Canım Evladım Memedim, De Yayınevi, İstanbul, 1968, s.47-49.)

YAZILIŞ OKUNUŞ FARKI...

“Aruzda Tevfik Fikret’in şiirleri, hecede Faruk Nafiz’in şiirleri, bunun en güzel şahididir. Ve bundan dolayıdır ki, Fikret’in şiirlerinde yazılış ile okunuş arasında bir fark vardır.” (Nazım Hikmet Yazıları, Koza Yayınları, İstanbul, 1976, s.22.)

Ercan DOLAPÇI - 19 Ağustos 2015 - Aydınlık

Son Yazılar