ataturk halkini dinleyen lider2

Konfüçyüs’ten adalet ve yönetim hisseleri...

17 yıldır ülkeyi yöneten iktidar tarafından ülkemizde devletin üç temel taşı-erki olan yasama, yürütme, yargı bozulduğu şu günlerde,

2500 yıl önce yargıçlık yapan Çinli Filozof, Eğitimci, Yazar Konfüçyüs’ün (MÖ 551-MÖ 479) adalet üzerine söylediklerini anımsadık.

Konfüçyüs 2500 yıl önce, Adalet devletin hazinesidir” diyor. O zaman şimdiki yönetim bu hazineyi bozup dağıtırsa ülke ne olur, siz yorumlayın.

17 yıldır ülkeyi yöneten, adaleti siyasi, dini, fikirleri çıkarına göre eğip büken, çıkarları ve muhalifleri sindirmek için kanunlar çıkararak, muhalif kişileri, muhalif gazetecileri susturmak için hapse atarak toplumu sindirmeye çalışan AKP-RTE iktidarına katlanmaya devam ederken yine 2500 yıl önce yaşayan Konfüçyüs’un şu sözlerini anımsadık:

“-Halkı, siyasal güçle yönetip yasa ve cezayla sınırlarsanız, yasaların söylediğine saygı duyacaklardır, ama dürüstlük ve utanma konusunda hiçbir anlayışları olmayacaktır”.

 Yine Konfüçyüs, binlerce yıl öncesinden şunları söylüyor:

“Eğitimli insanlar öncelikle adalete değer verir. Eğitimli insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca asi olurlar. Küçük insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca haydut olurlar.”

Konfüçyüs 2500 yıl öncesinden sanki bu günler için söylüyormuş gibidir:

“Bir ülkede adaletin varlığı kişinin kendini özgürce ifade etmesinden anlaşılır. Bir ülkede adaletsizliğin varlığı ise kişilerin başına buyruk davranışından anlaşılır. İyi insanlar sorunları önlemek için çaba sarf ederler.”

Saraylarda oturup, diktatör gibi yaşayan, muhalifleri, muhalefeti aşağılayan, muhalifleri hapislere atan yöneticilerin, ülkeleri her alanda geriye gidiyorsa, insanlar gittikçe yoksullaşıyorsa, yoksulluktan intihar ediyorlarsa, öylesine yöneticiler için 2500 yıl öncesinden bakınız Konfüçyüs ne diyor: “Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir”.  

Diktatörler, diktatör yapılı kimseler her şeyi bildiklerini, ama bilmediklerini asla kabul etmezler, hep kendilerinin görüş ve kararlarının doğru olduğuna inanırlar. Ne bir toplumda, ne bir mecliste doğru bildiklerini tartışmazlar, sorgulatmazlar, eleştiri ve katkılara tahammül etmezler.  “Ben Kaf dağına kanal yapacağım” dedi mi asla buna itirazı kabul etmezler,  toplumu da aptallaştırırlar. Bakınız böyle diktatör yapılı kişiler için, güzel sözleri, öğütleri ile çağlara hükmetmiş Konfüçyüs neler diyor:

Bilen kişiyle dost ol, çünkü seni aydınlatır; bilgisiz kişiyle dost ol, çünkü sen onu aydınlatırsın; bilmediğini bilmeyenlerden hemen uzaklaş, çünkü onlar aptaldır, seni de aptallaştırır”.

Konfüçyüs’ün her sözünde, öğüdünde herkesin alacağı ders ve hisse vardır, elverir ki ders ve hisse alınabilsin, işte bir sözü:

Elde edilecek bir çıkarı olduğu halde adaleti düşünen, tehlike karşısında hayatını hiçe sayan ve eski taahhütlerini unutmayan insan mükemmel bir insandır”.

Aşağıdan yukarıdan hangimiz bu özdeyişin anlamına uygun hareket edebiliyoruz.

Cevat KULAKSIZ – 06 Şubat 2020

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Konfüçyüs Kimdir? (M.Ö. 1027-256)

Büyük Çin bilgesi, filozof, siyasal yönetici ve Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüs, M.Ö 551 yılında, Lu kentinde -şimdiki Shatung eyaletinde- doğdu. Chou hanedanlığı döneminde (M.Ö.1027-256), Hristiyanlığın doğuşundan yaklaşık beş yüz yıl önce yaşadı. Küçük yaşlardayken babası ölünce, annesi tarafından mütevazı koşullarda büyütüldü.

Ambar bekçiliği ve kamu arazisi yöneticiliği yaptı ama asıl isteği, Chou hanedanlığının ilk zamanlarına özgü ahlak değerlerini yaymak, bu hanedanlığın kuruluş döneminde hüküm süren iki kralın, Wen ile Wu'nun ülkülerini yeniden canlandırmaktı. Ama onun dönemi zorlu bir dönemdi. Chou hanedanlığının ilk yıllarının ayırıcı özelliği olan siyasal birlik, siyasal güç, hanedanlığı oluşturan kent devletleri arasındaki çatışmalarla, hanedanlıktan olmayan devletlerin yayılmacı saldırılarıyla, dağlarla vahşi bölgelerden gelen göçebe toplulukların akınlarıyla büyük ölçüde örselenmişti.

Konfüçyüs'ün kenti Lu işgalcilerin denetimi altına girmişti. Konfüçyüs, öğretisine yetke, nüfuz sağlayacak bir kamu görevine atanmayı başaramamıştı. Bundan ötürü, benzer beklentiler taşıyıp benzer güçlüklerle karşılaşan diğerleri gibi Konfüçyüs de, küçük bir öğrenci, izleyici topluluğunun eşliğinde gittiği saraylara, yöneticilere hizmet sunarak gezginci öğreticilik yapmaya başladı.

Konfüçyüs'ün yaşam öyküsüyle kişiliğinin de ona atfedilen öğretilerin ayrıntılarının da doğruluğundan emin olmak olanaklı değil. Kaynaklarda, onun ölümünden sonra geliştirilmiş, kuşkusuz pek çok yönüyle izleyicileri tarafından elden geçirilmiş, zenginleştirilmiş, yeniden düzenlenmiş karma açıklamalar vardır. Mevcut bilgilerdeki kimi iç tutarsızlığa, kimi vurgu farklılığına karşın, bilgi ile ahlaksal erdem arayışına tutkuyla inanan, tüm yaşamı boyunca dürüstlüğünü koruyan, kendini sadece öğretmeye adayan bir adama ait bütünlüklü çizgileri seçmek olanaklı. Benzer şekilde, Konfüçyüs'e atfedilen yazılı özdeyişlerin ona ait olup olmadığını saptamak da olanaklı değil. Konfüçyüs'e atfedilen deyişlerle düşüncelerin çoğu ”Konuşmalar” diye bilinen bir seçkide toplanmıştır.

Yazarlar