cevat kulaksiz

80 Yaşında ilk köy enstitülü bayan öğretmen...

Köy enstitüsünü anma gününde 80 yaşında köy enstitülü bayan öğretmenle yan yana oturdum.

17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümüdür (17 Nisan 1940). Bu yıl da köy enstitülerinin 79. yıldönümü Ankara’da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ile İnönü Ailesinin Pembe Köşk’te anıldı.

koy enst konf5

İşte anma günü programını izlemek için Çağdaş Sanatlar Merkezi salonunda idim ve en ön sırada oturuyordum. Sağ yanımda iki koltuk boştu, işte o iki boş koltuğa kendilerinden aynı köylü olduğunu öğrendiğim, köy enstitülü iki emekli bayan öğretmen 80 yaşındaki Seher Yıldırım ve onun yanındaki 75 yaşındaki Mechure Kalkan yanıma oturdular. Fötr şapkalı olanla aynı koltuğa iki ay kadar önce bir etkinlik nedeni ile birlikte yine aynı koltuklarda yan yana oturmuştuk.

O zaman yan yana otururken evine hırsız girdiğini, çok değerli kitaplarının çalındığını yakınarak anlatmıştı. Ayrıca komşularından yakındığını kitapları çalanı bildiğini fakat kanıtlayamadığını; ayrıca evinin yakınında iş yeri olan bir müteahhidin evini elinden almak için rahatsız edici halleri olduğunu da o zaman anlatmıştı.

İşte Cumhuriyetin ilk aydınlanma okulları olan köy enstitülerinin ilk okuyanları olan bu iki bayan öğretmen, Atatürk ve İnönü’nün kurulmasında çok büyük emek ve katkıları olan köy enstitülerinden mezun olan ilk öğretmenler oldukları için, Atatürk’ün manevi anısına saygı ifadesi olarak Atatürkçü Düşünce Derneklerinde (ADD) yıllarca çalışmışlar. Seher Yıldırım, “biz her şeyimizi Atatürk’e borçluyuz, ne yapsak onun emeğinin hizmetini asla unutamayız; halkımızın aydınlanması için çok çaba gösterdiler, onlara Atatürk ve İnönü’ye bin rahmet diliyoruz” dedi.

 seher ogretmen1

Kamyon üstünde 15 kızın köy enstitüsüne gidişleri...

Anma programı henüz başlamamıştı. Köy enstitülerinin anma gününde yan yana oturduğumuz 80 yaşında köy enstitüsü çıkışlı emekli öğretmen Seher Yıldırım, o kıtlık yıllarında, köy enstitülerinin yeni açıldığı yıllarda okula 15 kızla nasıl yaya ve sıkıntılı gittiğini şöyle anlattı:

“-Yanımdaki arkadaşımla Bayburt’un Beşpınar Köyündeniz ikimiz de. Aynı okullarda okuduk. Köy enstitülerinin ilk kısmı olan Ahlat Uygulama okuluna gittik. Bu köyden 15 kız gitmiştik, en küçüğümüz yanımdaki arkadaşım Mechure Kalkan. Anne babamız da istedi biz de istedik okumayı. Bayburt’tan Ahlat’a gitmek için bir haftada gidiyorduk. Yollarda kamyonların üstünde, hanlarda yatarak yollarda bitlenerek gidiyorduk. Derken Horasan’da indik handa kalmak için, baktık yanımızda giden Mechure yok. Yok, acaba kamyondan aşağı mı düştü, çünkü bulduğumuz kamyona biniyoruz ya, kamyon gittiyse o kamyonla mı gitti, korkuyla fırladık baktık kamyon orada duruyor. Kamyonun duruşuyla ihtimallerden biri Mechure yok oldu. Hepimiz 14 kız fırladık kamyonun üstüne, buğday çuvalları vardı kamyonda, baktık ki Mechure çuvallardan düşmüş, kamyonun dibinde uyuyor. Hepimiz bir sevindik, bir bayram havası Mechure’yi oradan çıkardık. Düşünebiliyor musun kamyonun içinde çuvallar kızın üstüne devrilse, kamyonun üstünde gidiyoruz, yolda da düşebilir.

Yani biz böyle böyle gittik, hanlarda yatarak gittik, günlerce yol aldık, bitlendik, pirelendik. O zamanları köy enstitülerinin ilk kısmı ilkokul kısmı, yatılı bölge okulu idi.

Ahlat Köy Enstitüsüne böyle meşakkatli yolculuktan sonra vardık. Orada üstümüz başımız soyuldu, yollarda kamyonlarda bitlendik bitliyiz, pireliyiz, doğruca bizi hamama götürdüler. İşte öyle başladık biz okula. Ondan sonra Trabzon İlköğretmen okuluna geldik.

Orayı bitirdikten sonra köylerde çeşitli yerlerde öğretmenlik yaptık. Yine ADD inde yıllarca çalıştık, hiç ayrılmadık, 30 yıl dernekte çalıştık. Konferanslar düzenledik, çeşitli yerlere, çeşitli okullara kitaplıklar açtık, öğrencilere burslar verdik; gecekondularda çalıştık.

koy enst konf6

O yıllar kıtlık sıkıntılı yıllardı, ilk defa memleketinden ayrılıyorsun, hasretlik çekiyorsun, ana ocağından ayrılmışsınız. Fakat bize diyorlardı ki, “bu yaşta niye bu kadar çalışıyorsun, ne mutlu tezekli kemrelerin içinden çıkarmış bizi, bizi okutmuş, biz kendimiz okumaktan ziyade bir de etrafımızdakileri okuttuk, kardeşlerimiz, sülalelerimizi okuttuk. Biz sadece kendimiz kurtulmadık ki, eşimizi dostumuzu da okuttuk.

Şimdi iki oğlum var iki torunum var, biri doktor biri veteriner. Veteriner olan dünya arama kurtarma ekibinde aynı zamanda. Gölcük depreminde çok gayreti oldu, çok iyi organize çalıştı”.

Anma programı başlarken fotoğraflarımız çekildi ve konuşmalar başladığı için, söyleşimizi kestik. Bu başında fötr şapkası güler yüzlü yılların çizgileri yüzüne vurmuş bu emekli köy enstitülü bayanlara sağlıklı günler dileyip salondaki anma programını izlemeye başladık.

seher ogretmen2

Tarımda geri olmamız köy enstitülerinin kapatılması ile ilgilidir...

Bilmem  şimdilerde o 1940 lı yıllarda, ayakları yalın, üstü başı yamalar içinde köy çocuklarının  köy enstitülerine gelişlerinin fotoğraflarını görmüş müydünüz. İşte köy enstitülerinin yeni açılmaya başladığı 1940 lı yıllarda şimdilerde 80 yaşındaki Seher Yıldırım, 75 yaşındaki Mechure Kalkan yokluk içinde okula gitmişler, yokluk içinde okumuşlar. Fakat devrin oy ve siyaset cambazları, toprak ağaları, aydınlıktan aydınlanmadan korkan gericilerin yıkıcı propagandaları ile bu yoksul köy çocuklarının ışıklanmasını, köylünün aydınlanmasını engelleyerek köy enstitülerini, Cumhuriyet tarihinin ilk gerici iktidarı DP Başbakanı Adnan Menderes zamanında kapatılmıştır. (Gerici Demokrat Parti’nin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin önerdiği 6254 Sayılı yasa ile köy enstitüleri 1953 yılında kapatıldı).

İşte o okullar köy enstitüleri devam etse idi, kapatılmasa idi Türk köylüsü daha bilgili, daha aydın olacak tarım da ileriye gidecekti;  toplum daha kültürlü olacaktı. Böylece tarım da ileri düzeyde olacak, köyü terk etmeler de olmayacaktı. Şimdilerde gerilemiş tarımla o yanlışlığın acısını hepimiz toplumca bozulan ekonomi, can yakan pahalılıkla çekiyoruz. 

Cevat KULAKSIZ – 19 Nisan 2019

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.  

Yazarlar