ismail hakki tonguc ve demokrasi1 1

Doğumunun 125. Ölümünün 58. Yılında Eğitim Devrimcisi Tonguç Anıldı...

Ulusal Eğitim Derneği’nin her cumartesi günü düzenlemiş olduğu konferanslardan 23 Haziran 2018 günkü etkinlikte,

İngilizce Öğretmeni, Doktora Öğrencisi F. Tuğçe Arıkan’nın sunumu ile Eğitim Devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç 125. Doğumu ile ölümünün 58. Yılında, Ulusal Eğitim Derneği salonunda, emekli öğretmen ve akademisyenlerin katılımları ile anıldı.

ued tonguc semineri2

A.Tuğçe Arıkan,[1] Tonguç’un çalışmalarını, eğitim anlayışı ve bazı ayırt edici yönlerini anlattı. Dr. Niyazi Altunya ve bazı katılımcılar Tonguç'u değişik yönleriyle ele aldılar.

Ulusal Eğitim Derneği Başkanı Nazım Mutlu başkanlığında etkinlik yürütülürken, Tonguç, eğitim devrimcileri, Atatürk, şehitlerimiz anısına saygı duruşu ve sunumcuyu tanıttıktan sonra, konuşmalara geçildi.

ued tonguc semineri1

Tuğçe Arıkan konuşmasında şunları söyledi:

Köy Enstitüleri canlı bir şekilde önümüzde durmaktadır. Tonguç’un eğitimi çağımızın eğitiminin üzerinde olduğunu göstermektedir. Tonguç İlköğretim sorununu ele almış, bunu daha kapsamlı bir eğitim anlayışı ile yaymış, sessizce aramızdan ayrılmış bir eğitimcidir, eğitim bilimcimizdir”.

Burada emekli Eğitimci Dr. Niyazi Altunya’ya söz verilip özgeçmişi hakkında bilgi istendi.

Niyazi Altunya Eğitimci Tonguç’un öz geçmişi konusunda şunları söyledi:

- Tonguç hakkında oğlu Engin Tonguç’un yazdığı 800 sayfa, Tonguç’u tanımak için temel kitap bu. Bu kitap’ta da, Aziz Nesinden, Yaşar Kemal’e Cevat Fehmi Başkurt gibi yazarlar, “Tonguç Baba” diye yazılar yazmışlar. (Başaran’dan  Tonguç Baba diye bir şiir okudu. Dört sene er olarak askerlik yaptırdılar, eşi intihar etti, oraya buraya sürüldü, bir aile dramı yaşattılar)

ismail hakki tonguc1

Tonguç bir göçmen ve bir köy çocuğu, büyük bir düşünür, çok şey okumuş. Batı ve Türk eğitimini biliyordu. İş eğitimi konusunda bilgi becerisi yanında Batı’nın sanayi devriminin metotlarını Türk köylüsüne uyguladı. Köylüden bir şeyler yarattı. Köyde demokrasinin olabileceğini, eğitimin hem kuramında bu topluma uygulanabileceğini kanıtlamış birisi idi Tonguç. Tonguç’un sınıf bilincini kaybetmemiş olması, Tonguç bir köy çocuğudur ve Rumeli’de bu gün Bulgaristan’da kalan Silistre’nin Tatar Atmaca köyünde doğmuş bir çiftçi çocuğu, okuma hasretiyle yanan ama babası tarafından okutulmak istenmeyen, ama annesinin yardımıyla okutuldu. Ankara’ya geldiğinde 21 yaşındadır. Yazdığı bir dilekçe ile Maarif Nazırı Şükrü Bey’in karşısına çıkar, “göçmen çocuğuyum okuma istiyorum”, der.” Şükrü Bey bunu Kastamonu öğretmen okuluna gönderir. Birinci Dünya Savaşı başlamıştır. Ne denizden, ne karadan gitme olanağı yoktur. Günlerce yürüyüşten sonra Kastamonu’ya varır. Bu yürüyüş, ilk defa Anadolu’ya geldiği için Anadolu’yu tanıma olanağı veriri. Daha sonra 9150 köyü gezerek bu tanıma daha çok gelişir. O dönem öğretmen okulunda başarılı olan 20 kişiyi Almanya’ýa gönderiyorlar, pedagoji öğrenimi için. Bir süre sonra mütareke imzalanır, hem Almanya çökmüştür, hem müttefikleri. Altı ayda Almanca öğrenir, çokça Almanca kitap okur, çeviriler yapar. Daha sonra Almanya’ya birkaç defa gidip gelir. Tonguç Babamızın yüksek öğrenim diploması yoktur. Buna rağmen bilgi donanımı bakımından çok güçlü olduğunu gördüm. Bize eğitim sosyolojisini dize bastıran kişidir. İsmail Hakkı Baltacıoğlu Tonguç’n da öğretmenidir. Köye giderek, araştırma ve gözlem yaparak sosyolojiyi bize suna kişidir.

Şükrü Bey Maarif Nazırı, İttihatçıların en uzun yıl bakan olarak yapan Maarif Nazırıdır. Emrullah Efendi’nin ölümünden sonra getirilir. Üniversite reformu yapmak için çaba gösteriri, 20 tane Alman profesör getirir, 1933 de tekrar bu yola dönülecek. Kabına sığmayan bir adam ve Cumhuriyet hükümeti valilik filan verip itibar vermek istedi ise de İzmir Suikastına katıldığı için idam edilir. Tonguç da çok üzülür, onu okula kaydeden bakandı, çok yetenekli, çok bilgili olan birisi, Tonguç’un bu sınıfsal kökeni.

Bu gördüğü eğitim kısadır ama kendini yetiştirmiştir. Sadece o değildir, bizim Fuat Köprülü, büyük bir tarihçidir, politik hayatı bir yana. O da öyledir üniversiteyi bitirmemiştir; Nurullah Ataç, bitirmemiştir. Ama bunlara kimse diplomasını sormaz, bunlar cumhurbaşkanı adayı olmadıkları için, diploma filan gerekmiyor (Burada salondan gülüşmeler) İyi yetişmiş kişiler, bir yönü bu.

ismail hakki tonguc2

Tonguç Baba Köy Enstitülerinin Mimarıdır...

Üçüncüsü, Köy enstitüsünü özellikle kurgularken Kemalist rejime olan inancı, hatta Mahmut Makal, “eğitimimizin Atatürk’ü” diyor Tonguç için. Gerçekten de Atatürk’e ve ilkelerine hayran birisi Tonguç, onun en doğru anlayan birisi.

Bir de ülke gerçekliğini sürekli göz önünde tutması. Daha önce de köye öğretmen, sağlık memuru, tarım memuru yetiştirilmiş. Ama köye gitmemişler, giden de tutunamamıştır. Çünkü kendisi köyde yaşayacak” diyen yasa olmayınca hizmet de verilmemiş. Bu gerçeği her yönüyle, sadece kadar basit değil, iyi bir örnek, köy araştırmaları, incelemeleri ile bunları desteklemiş. Zaten ömrünün çoğu köylerde geçmiş, genel müdürken de öyle.

Tonguç’un bir de sanat eğitimcisi oluşu, gözden kaçar. Tonguç resim iş öğretmeni ressam değildi. Kurguladığı eğitim düzeninde sanat vaz geçilmeyecek bir şeydir. Mektuplarında da vardır. Köy Enstitülerinin hayatına sanat, müzik sinmiş oluyor; gündüz inşaatlarda çalışan çocuklar ara verdiklerinde müzikle uğraşıyorlar, mandolin keman çalıyorlar, zeybek, horon oynuyorlar. Müzikten başlayarak sanatın her dalında uğraş veriyordu enstitüler. Tonguç bunların hepsiyle ilgilenir. Aşık Veysel, Ali İzzet Özkan gibi halk şairleri enstitülerde usta öğretici olarak görevlendirilirdi. Böylece sanatın ve iş yaşamının her insanda yaratıcı gücünü ön plana çıkarmak için her türlü çabayı gösterdi”.

Tonguç’un Köy Enstitüleri, öğrenciler, köy gibi konularda öteki etkinliklerinden sonra

ismail hakki tonguc ve demokrasi1

Öğretmen Tuğçe Arıkan sunumuyla konuşmasını şöyle sürdürdü:

“-Tonguç ölümünde önce 1960 yılında yazdığı bir yazısında anlattığı konuları bütünsel olarak ele alan, inceleyen gerçekçi, anlamlı incelemeleri olan bir eğitim bilimcimiz.

Ben bu gün Tonguç’un canlandırma ve iş odaklı konularına değineceğim. Tonguç’un gezi yazıları, gezi notları, genelgeleri, kanun tasarıları mektupları, kültür sanat anlayışı, köy enstitüleri başlı başına bir mucizedir.  Derslerine mi, binalarına mı, ders programına mı bakalım, oradaki misafir yabancı insanlara mı, tarihsel olayları bütünlüğü içinde gerekçeleri ile anlatılması, incelediği kitaplar, hepsi başlı başına incelenmesi gereken konular.

Bunlardan iki tane unsura yönelmeyi düşünüyorum. Oğlu Dr Engin Tonguç’un babası hakkında, en çok heyecanlandıran yer köy enstitülerine bağlı kalmadan sadece Tonguç’ a bağlı kalarak İsmail Hakkı Tonguç üzerinde durmak istiyorum.

Bu arada oğlu Dr Engin Tonguç’un perdeden görsel dinletisi konuşması sunuldu. “Tonguç’un çocuklarını yetiştirmeyi, tohuma, tohumu toprağa ekmeyi, büyümesine izlemeye, ürün vermesine benzetiliyor. Ayrıca öğrencilerin deneysel öğrenme, katılım, yönlendirilmiş katılım, sosyal hareketleri öğrenme, bağlam içinde öğrenme bunların hepsinin toptan 90 yıl önce harmanlandığını, yapıldığını biz de duygulandığını, bu ortamların hepsini görüyoruz. Tonguç’un kurduğu, uygulama yaptığı köy enstitüleriyle bir serçiçeğe benzetiyor Engin Tonguç. (Engin Tonguç, görsel sunumda şunları söylüyordu): “Köy Enstitüleri Dünyada Tek; insanlık kurtulacaksa Köy Enstitüleri gibi kurumlar gerekli. Bunu eğitimcilerimiz, büyüklerimiz sağladılar, sağlamışlar, fakat kaybettik”.

ismail hakki tonguc kitabesi

1893 de doğan Tonguç 1909 da İstanbul’a geliyor, sekiz kardeşinin de en büyüğü. Tonguç soyadını en büyük evlat anlamına geliyor, en büyük erkek güçlü evlat anlamına geliyor. “Benim küçük Tonguç’um” diye severmiş dedesi zaten. 34 yılında soyadı kanunu olduğunda kendisine “Tonguç” soyadını alıyor.

Onun toprağa verildiği gün, Cebeci’de, eve geliyorlar Tonguç ve arkadaşları, Emek’teki İsmail Hakkı Tonguç’un evine geri geliyorlar. Evde bakıyorlar yeni yazılar, Eğitim bakanlığına, 1960 ihtilalından sonra, yeni anayasa için, daha o halde de hala notları var, o notlara dayanarak son ana kadar sorunlarla ilgilenmiş.

Tonguç’un son yazısında eğitimin zorunlu ve parasız olması vurgusu var. Bu okullarda eğitim hakkına vurgu yapıyor, eğitime katılan her öğrencinin çağdaş, laik, okullarda uygulayacak öğretmenlere kavuşma bu öğretmenlerden her vatandaşın yararlanma hakkına sahiptir, şeklinde kalem aldığı yazısı var.

Eğitim hakkı, özellikle yoksulların eğitim hakkına her zaman ulaşamayanların eğitimi Tonguç’un har zaman hareket noktası. Her katmandan olursa olsun her çocuk yeteneğine göre okullarda eğitim görme hakkına sahiptir. Normal olan çocuklar ve normal olmayan çocuklar durumuna göre eğitim almalılar. Bu konularda çok detaylı anlatan yazıları var.

Engin Tonguç’un da yazdığına göre, babası İ.Hakkı Tonguç’un vefat ettiği masanın üstünde bırakılan metin, uzun bir metin, gönderiyorlar arkadaşları yeni anaysa yapanlara ama yeni anayasaya eğitimle ilgili yeni bir unsur da girmiyor. İsmail Hakkı Tonguç’un bu yazısı girmediği gibi herhangi ilerici bir hüküm de girmiyor. Fakat çocukluğundan itibaren farkında olduğu eğitimle ilgili sorun içinden çıktığı sorun varmak istediği bir amaç.

ismail hakki tonguc heykeli

17 kitap yazmış 17 kitabın içinde kendisinin de anlatım tarzı üçgenler ve piramitler, Hürrem Arman’ın da kitabının da piramit olmasının da tabi bir ilgisi olsa gerek. Benim sunumumda da böylesine bir üçgen var. Üçgen içinde eğitim anlayışının nasıl olması gerektiği, içinde nelerin olması gerektiği, anlattığı üç ayrı kitap yazmış zaten. Kitapları arka arkaya incelediğimizde, görüyoruz ki iş ve meslek terbiyesinde eğitim bilimi anlayışını anlatmış. Köyde eğitim nasıl bir eğitim olacak ve eğitim yoluyla canlandırılacak köy nasıl olmalıdır, köyde nelerin olması gerektiğini anlatan. Tabi 1920 lerde Kemalist ve Cumhuriyet ikisinden gitmesi Tonguç’un köy okullarının önemini de artırmıştır. Ulusu aydınlatma ve çağdaşlaştırma ülküsü olan öğretmenler toplumsal dönüşüm sağlayacak ve bunların tohumunu ekeceklerdir.

Mahmut Makal’in bir videosunda şöyle diyor: “Köy enstitülerinin niçin kurulduğunu ne yapmak istediğini bize bir cümleyle anlattı sanki, Tonguç’la benim aramda geçen bir şey, Öğretmenimiz Mumtaz Sayın Yurt Bilgisi öğretmeni, ders Yurt Bilgisi, öğretmene bir dakika, sen otur, ben çocuklarla ilgileneceğim. Tonguç beni kaldırdı, ben de köyede biraz çekincem var. Öyle umulmadık, tanınmadık insanların karşısında biraz sıkılırım, sesim bile değişir. Orada sesim de çıkmadı, Tonguç döndü öğretmene dedi ki, çocuğu kusurlu saymıyorum, size düşen iş bunları konuşturmaya alıştırmak, düşünmeye alıştırmak ve düşündüğünü söylemeye alıştırmak. Yedi asırdır sustukları için bunu yapmanız gerekir. Köy enstitülerindeki temeli sanırım bu. O düşünmedim, bir ay sonra, iki sene sonra düşünmüşümdür. Bunu hiç unutmadım”.

Toplumsal dönüşüm ve dönüştürme konusunda, dönüştürme toplumsal özgürlüğün bilinçlendirme özgürlüğünün,

Eğitimin ders dışında çeşitli öğrenme ortamlarında iş yerinde toplumsal hareketlerde, en formal öğrenme programlarında günlük hayatın içinde ve mesleki eğitimin içinde yer alan bir yaklaşım. Bu yaklaşım, Amerika’da Jek Meziro tarafından yasallaştırılıyor, toplumsal paradigmaları fark etmesi bireyin sonucunda sorgulaması, “neden be bu şu andaki toplumsal sorunu yaratan bu ortaya çıktı diye sorgulaması, yeniden yapılandırmasını isteyen bir süreç. Bu sürecin sonunda dönüşen ve daha iyiye giden bir toplum olduğundan bahsediliyor.

Bu kuramlar daha sonra bir kuramcı tarafından sunuluyor. Tonguç’un farkı, kurguyu yaptıktan sonra da altını çok başarılı bir şekilde yine tek başına, kimi yöntemleri, sınıf içi etkinlikler, sonuçlar, hedefler öğrencinin görevi, öğretmenin görevi, yoklamalar, notlar, notlandırmalar, vs hepsini ele aldırmasından dolayı Tonguç, had safhada iş okulu, iş eğitimi kavramı, çoktan dönüştürücü öğrenmeyi, pratik etmiş bir eğitimcimizdir.

Bu bağlamda eski okul ve yeni okul kavramlarını karşılaştırma sürdürüyoruz. Eski okul fikrini ilköğretim Genel Müdürü olunca bakana rapor olarak sunuyor. Ve kafasındaki geleneksel okuldan mezun olan sanayi devrimine hizmet eden, sanayiye hizmet eden bir çocuk değil, yapay bir okulda enseden yapan bir öğrenci değil; daha doğru merkezden ders yapılıyor, öğretmen merkezli, durmadan laflarla anlatılıyor, birisi laf da söylüyor. Öğrencide onaylama prosedür. Doğa işbölümü olan, yaparak öğrenilen, öğrenci merkezi, düzlem ve deneye dayanan, özgür düşünce bir eğitimden bahsediyoruz, tabi eğitim kavramı okulunda nüfusunun yüzde 80 i öyle olması, ilköğretim çağına gelmiş, ancak. Fireye yara. Bu yeni okul, demiştik. Bu yeni okulda enseden eğitimi poşu gibi eşyaları laflarla anlatılıyor, birisi dinliyor, birisi laf söylüyor. Öğrencinin onaylayıcı pozisyonu var.

Yeni okulda ise, doğal işbölümü olan yaparak öğrenilen öğrenci merkezli, gözlem ve deneye dayanan özgür düşüncenin olduğu bir eğitimden bahsediyoruz. Tabi bu eğitim kavramının bu yeni okulun da, nüfusunun yüzde 80 inin ilköğretim sorununun olması zamanlarda çeşitli sebepleri var, kentteki öğretmenler gelmiyor, gelseler de köye kalmıyor. Ancak çok kısaca söylersek, köye faydalı bireyler ancak köyün içinden çıkan bireyler olacak.

Bu yeni okul enseden eğitim yapan değil, ezberci değil, öğretmen merkezli değil önürdeşme-rekabetçi bu gün eleştirel ekonomi dergisinde rekabetçi diye bahsettiğimiz kavramların tabi ki eleştirisini o zamanlar kendisi de yapmış, rekabet etmek yerine yardımlaşan bir öğretim sisteminden bahseden yazıları var. Hem öğrencinin hem öğretmenin kendi kendisinin yetiştirdiği, yani öğretmen olarak Köy enstitüsünden mezun oldunuz köye gittiniz,  sizin hala kendinizi yetiştirme göreviniz ilerletme göreviniz var. Yaşamın kendisinde yaşamla beraber bütünleşen bir okuldan bahsediyoruz. Dolayısıyla kurguladığı, incelediği, fırsat kolladığı ve uygun zamanlarda bakanlara sunduğu yazılar raporlar gösteriyor ki, Tonguç gerçekçi bir eğitimci. Bir imkânsızın, bir ütopyanın peşinden koşan bir eğitimci değil. Bu özgünlüğü aynı zamanda bizim de doktora programlarımızda eleştiren, eleştiren pedagoji burada da birçok anlatımlar yapıldı. Kavramıyla da ilişkili, 90 yıl önce Tonguç’un eğitim anlayışının içinde olduğunu görüyoruz”.

Fakat Tonguç olayları daha bütünsel daha detaylı aldığı için daha özgün bir eğitimci”.

Sunumdan sonra karşılıklı soru ve tamamlamalarla Tonguç’u anma günü sona erdi.

Cevat KULAKSIZ – 25 Haziran 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Dipnotlar :

[1]Tuğçe Arıkan Kimdir? 1968 Ankara doğumlu. İlkokulu Çanakkale’de, Ortaokul Liseyi Çanakkale’de bitiren Arıkan H.Ü. İngilizce Bölümünde öğrenimini bitirdikten sonra 1993 Yüksek Lisansını ODTÜ İngilizce öğretmenliğinde yaptı. AÜ. Eğitim Bilimleri Fakültesi Yetişkin Eğitimi ve Yaşam Boyu Öğrenme Bölümünde Doktora programında tez aşamasında olan Tuğçe Arıkan  Bir taraftan da İngilizce Öğretmenliği yapmaktadır, 20 yıldır. İlgi alanları Köy Enstitüleri Tonguç, Öğrenme Kuralları, Yetişkin Eğitimi gönüllülük.

Yazarlar

Cloudy

8°C

Istanbul