cevat kulaksiz

Bataklık Büyüdükçe Zehirli Sinekler Artmaya Başlar! (2)

Müslüman ülkelerde dincilik arttıkça, dinsel baskı arttıkça kaos, savaşlar, sefalet ve gericilik de artıyor.

Ancak laiklikle toplumlar ve devletler çağdaşlaşırlar.

90 Yıllık Cumhuriyet’in nimetlerinden faydalanıp Cumhuriyeti kötüleyenler

Ahlaklı olmak için din şart mıdır?

Bir ülkede dincilik yarışı başlatıldı mı, artık o ülkenin şirazesi bozulur, her türlü hurafe doğmaya başlar, bundan doğan münakaşalar ve kavgalar, anarşi ne ki terör başlar.

Dincilik yarışında, mezhepler, devletler birbirinin dini inancını,  Müslümanlığını beğenmez. Müslüman toplumlar, devletler arasında münakaşalar, kavgalar, savaşlar bitmez.  

Dünyada, laik ve demokratik ülkeler daha çabuk çağdaşlaşır, daha çabuk kalkınır. Batı ülkelerinin hepsi o refah düzeyine laiklikle ulaşmışlar, bilime önem vererek kalkınmışlar.

Çağdaş dünyada en iyi yönetim, laik devlet yönetimidir, Batı ülkeleri çağdaş uygarlığa laiklikle ulaşmışlar. Atatürk, çağdaş olmanın laiklikle mümkün olacağının bilincinde olduğu için, bütün dünyanın, bütün Müslüman devletlerin hayran kaldığı Laikliği TC ine uygulamıştır. Onun için de, devlet çok hızlı bir şekilde borçlanmadan, kendi çabasıyla kalkınmaya başlamış.  Cumhuriyet tarihi boyunca, Atatürk’ün sağlığında başlattığı kalkınma ivmesine, kalkınma hızının yüzde oranına hiçbir zaman ulaşılamamıştır.

90 Yıllık Cumhuriyet’in nimetlerinden faydalanıp Cumhuriyeti kötüleyenler

Üstelik Cumhuriyet’in kazanımlarını, sayın sayabildiğiniz kadar, nice eserlerini Sümerbak’tan, Etibank’a kadar nice eserlerini, şimdiki  AKP-RTE iktidarı satıp savmış; onun eser ve nimetlerinden yararlanmış,  sattıklarının yarısı kadar bile eser, fabrika yapmamış, bu yetmiyormuş gibi  bir de “80-90 yıllık enkaz” diyerek dünyanın hayran kaldığı Cumhuriyet’in o üretim yatırım çağını veya onun Kuvayi Milliye kahramanlarını kötülenmekteler. Bu ihanet çağdaş dünyada hayretle, üzüntüyle anılmaktadır.

Bunun için, hiç birinde laikliğin olmadığı günümüzün Müslüman dünyasına bakarsak, birçok Müslüman devletin dincilik yarışı altında birbirine hasım ve düşman olduğunu görürüsünüz. Sonra, dini kuralların bir devlette başka, öbür devlette başka uygulandığını görürsünüz. Hemen hemen her Müslüman devletin içinde dini grupların birbirleri ile çekişmeli, kavgalı olduğunu görürüz. Örneğin İran’ın Müslümanlığına bakıyorsunuz, muta nikâhından tutunuz da, farz sünnet, namaz farklılıklarının yanında, başka bir Müslüman ülkesinde kızların sünnet edildiğini, daha bir takım farklılıklar ve ayrıcalıklar, karmaşa oluşmaya başladığını görüyoruz.

Dincilik yarışı arttıkça, bizim Diyanet’in fetvalarında olduğu gibi, bir takım cinsel sapkınlığa varan görüş, düşünce farklılıkların yanında, din adına çeşitli hükümlerin, çeşitli garip fetvaların yaratılmaya başladığı görülür. Böylece Müslümanlar, Müslüman devletler arsında kaos ve kavgaların, ne ki savaşların olmaya başladığına tanık oluruz.

Müslüman ülkelerde, bizde olduğu gibi, dincilik yarışını yöneticilerin başlattığına tanık oluyoruz. Kendi ülkemizde 15 yıllık AKP-RTE iktidarının uygulamalarına baktığınız zaman, dinciliğin bizzat R.T. Erdoğan’ın, “dinci kinci nesil yetiştireceğiz”  telkinleri ile başladığını herkes tarafından bilinmektedir.

AKP-RTE iktidarı, şunu bilmeli ki, Çamlıca Tepesine, Opera Meydanı’na oraya buraya lüks cami yapmakla, ülkenin her yanına imam hatip okulu açıp onlar çoğaltmakla ülke asla kalkınamaz, aşırı dincilik hurafe üretir, gericilik üretir, ülke geri kalır. Nitekim uluslar arası ölçüm ve istatistiklere bakarsanız,  tüm okullardaki başarının matematik, fen, öteki branşlarda gerilemeye başladığını görmekteyiz. En başarısızları da imam hatipler. Bizzat Cumhurbaşkanı söylemişti, “eğitim ve kültür alanında başarılı olmadık” demişti. Eğitim öğretim dinselleştiği zaman, oradan bilim ve fen uzaklaşır; bilim ve fen olmadığı zaman da çağdaşlaşma, demokratikleşme mümkün değildir.

Artık şunu iyi anlamalıyız, dünyada dincilik ve mezhepçilikle kalkınmış, çağdaşlaşmış bir tek devlet yok.

Osmanlı da aynı şekilde, Batı’da matbaa bulunup, bilimde, icatlarda hamleler yapılırken, büyük kentlerde sadece cami yapıyordu, şimdiki RTE gibi. Osmanlı uleması da, Batı’daki bilimsel ilerlemeleri, buluşları, icatları “kefere kurnazlığı” diyerek yadsıyor, kafasına göre aşağılıyordu. Öyle ki Osmanlı padişahlarının bazıları, borç para alıp RTE gibi saraylar yapıyorlardı.

Bu bağlamda devlet kadrolarını dinci memurla donatmak için imam hatip okulu sayılarının her geçen yıl artırıldığını, veliler istememelerine rağmen öğrencilerin imam hatiplere yönlendirildiğini, öğrencileri imam hatiplere yöneltmek için “burslar, öğle yemekleri bedava” diyerek o okulları daha cazip hale getirmek istediklerini gördük. İmam hatipler asal bilim okulu olamaz. Çünkü imam hatiplerde şartsız, tartışmasız, soruşturmasız iman, inanç, biat vardır, özgürlük yoktur. Bilim ise özgür ortamda gelişir.

Ayrıca imam hatip ve İlahiyat fakültelerini bitirenlerin Diyanet İşleri Başkanlığına sınavsız olarak atandıklarını, oradan da devletin başka bakanlıklarına güya yatay geçişle geçtikleri zaman zaman Diyanet İşleri tarafından açıklanmaktadır.  Bu uygulama devleti dinci kadrolarla donatmaktan başka bir amaç gütmez. Bu çok yanlış bir uygulamadır, günümüzde fazla dincilik politikası güden İran’daki patlamaları görmeye başladık.

Pakistan da aynı şekilde, laik düzenden şeriat yönetimine, 1988 de bir uçak kazasında ölen Pakistan Devlet Başkanı Ziya ül Hak tarafından geçilmişti. O zamanları, bizde Kenan Evren, Pakistan’da Ziya ül Hak darbeyle gelmişler, dinciliğe meyil etmişlerdi.  Pakistan şimdi dinci terör gruplarının tehdit ve baskısı altında kaos içinde,  Taliban la, El Nusra ile vb dinci terörle boğuşmakta olduğunu görüyoruz.      

İşte böylesine şeriatla yönetilen, şeriatla yönetilmek istenen bütün Müslüman ülkelerde, akıl ve bilim dışı hurafeler, bilim dışı uygulamalar, garip hutbeler artar, halkı da geri kalmışlığın bataklığına sürüklenir. Bu bataklık büyüdükçe elbette zehirli, zararlı haşereler, din militanları, dinci teröristler, din tacirleri de hızla artar. İşte bu bataklığı yaratanlar dinden nemalanmak isteyen insanlardır, onlar da bir çeşit faşist diktatörlerdir.                 

Ahlaklı Olmak İçin Din Şart Mıdır?

Bu yazımı yazarken, bir dost tarafından gönderilmiş e-postama bir resim geldi. O resimde şöyle bir not vardı:  “Yüzde 85 i ateist olan İsveç, yolsuzlukta dünya sonuncusu, “yüzde 99 u Müslüman” Türkiye, yolsuzlukta dünya ikincisi…”

Kaynak: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD

İnan olsun bunu görünce bir tuhaf oldum, yani dinsiz bir devlette yolsuzluk yok, çoğunluğu Müslüman olan Türkiye nerdeyse yolsuzlukta dünya birincisi. O nedenle bunu görünce kendi kendimize, ahlaklı olmak için din şart mıdır, diye sormaktan kendimizi alamıyoruz. Yorum sizin.

Sapkın Fetvalar Sapkın Görüşler

Bakıyorsunuz, bir Müslüman ülkede bir yetkili çıkıyor, bu çağda, “dünyanın yuvarlak” olduğundan bahsediyor;(AKP Gençlik Kolları Başkanı da demişti). Dinciliğe gaz veren bir devletin başındaki kişi çıkıyor, “Kuba’yı Kritof Kolomb değil, Müslümanlar fethetti” diyor. Bakıyorsunuz, Suudi Arabistan’da bilim öğretmesi gereken bir üniversitede, “kadınlar insan mı değil mi?”  diye seminer düzenliyorlar, sonunda da “ kadın doğuran bir mahlûk” diye karar alıyorlar. [1]

Bazı Müslüman devletlerin ve Müslüman yöneticilerin parasal destekleri ile Kökten dinci” denen gruplar,  Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile daha da güç kazandı ve El Kaide, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tipi acımasız terör örgütleri tüm ülkeleri tehdit eder duruma geldi. [2]

Daha nice örnekler verebiliriz.

Yine Müslüman devletlerine bakıyoruz, hiç birinde bilimsel bir buluş yok, hepsi de gericilerin “gâvur” dedikleri Batı ülkelerin icatlarına, buluşlarına, teknolojilerine muhtaç; hepsi de terör, yoksulluk, açlık içinde kıvranıyor.

Ülkemizde dincilik bataklığı büyüdükçe bu çağda toplumu utandıran iğrenç olaylara tanık oluyoruz. Bazı dinci yurtlarda (Ensar Vakfı) erkek çocuklara aylarca tecavüz ediliyor, ilgili bakan tarafından “bir defacıktan bir şey olmaz”  deniliyor. Bu nasıl ahlak?

Bakıyorsunuz Prof. Dr. görünen bir akademisyen,  "Cinsel münasebet esnasında affedersiniz eşeklerin yaptığı gibi tamamen soyunmayın" diyor(Prof. Dr. Cevat Akşit). Nedense dinsel düşüncesi ağır basanlarda böylesine kuşaktan aşağı sapıklıklar görülüyor.

Aldığı dev bütçe ve Mercedes’ler karşılığında olay fetvalar yaratmayı kendine görev edinen Diyanetin bir bakıyorsunuz ahlak dışı bir fetvası sosyal medyada: Diyanet'ten fetva: “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil!” Bu nasıl bir zihniyet, bu nasıl bir din anlayışı, bir arkadaşın dediği gibi, “bu dinlerin işi gücü kuşaktan aşağı işler” mi olacak. [3]

Rektöre Bakın: Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü, sosyal medya hesabından bir kadınla tokalaşmanın ateş tutmaktan daha korkunç olduğu” fetvasını paylaştı. Bu çağda bu rektöre bu sözler yakışır mı? İran Molla rejiminin bilim adamı mısın? [4]

Bakıyorsunuz bir üniversite ilanından, “şeytanla mücadele edecek öğretim üyesi alınacak” diye gazetelere yazılıyor.

Kendisinin “Ben bilim adamıyım, bilim adına konuşuyorum”   diyen bir akademisyen bakın bilim dışı neler söylüyor: “Nuh Tufan sırasında Nuh’un kendisine inanmayarak gemiye binmeyen oğluyla cep telefonu üzerinden görüştüğünü savundu. Örnek ayrıca Nuh’un 400 metrelik dalgalara dayanan çelik levhalardan yapılmış bir gemi inşa ettiğini ve bu geminin nükleer enerji kullandığını öne sürdü. İddialarının tamamının bilimsel kanıtlara dayandığını”; “Nuh’un oğlunun uçan bir cisim kullandığını, Hz. İsa’nın 2000 yıl önce değil 2 bin 300 yıl önce doğduğunu, Nuh Tufanının bölgesel değil küresel çapta gerçekleştiğini, gemiye canlı hayvan alınmadığı, Hz. Nuh’un döllenmiş bir dişi bir erkek yumurta sipariş ettiğini ve siparişlerin o dönemde Amerika’dan, Fransa’dan Hz. Nuh’a yollandığını” söyleyebilmekte. Bilim adamı da, din adamı da her yönden ne yazık çağın çok gerisinde kalmış. [5]

İmam hatip öğretmeni küçük yaştaki kız öğrencisini taciz ediyor, eşi ve üç çocuğu olduğu halde öğrencisini ikinci eş olarak almak istiyor, (Diyarbakır’da). Hizbullah terör örgütü üyeliğinden dört yıl mahkûmiyet almış bu öğretmen ne yazık ki, tekrar öğretmenliğe alınıyor. Üstelik Laik TC kanunlarına göre yargılanmak değil, şeriat mahkemesinde yargılanmak istiyor. Demek ki, dinciliğe özenen iktidar, (Feto cuları zamanında koruduğu gibi) dinci terörist bile olsa onu korumak istiyor. [6]

Bir akademisyen çıkıyor, “deve sidiği şifadır” diyor. [7]

İşte Gerçegi Gören Bir Kaynak:

“İşte, “öngörüsüz sözde aydınların” desteği ile de Türkiye şimdi bir yol ayırımına getirildi. Gerçi, Amerikalı düşünür Noam Chomsky. “Halkın geneli neler olup bittiğini bilmez. Hatta neyi bilmediğini de bilmez.” demişti. Bununla beraber, ya Atatürk’ü kendi kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde saf dışı bırakacak vurdumduymazlık sürdürülür ve ulusun çöküşü seyredilir ya da Türk Toplumu tekrar Modern Dünyada yerini alma fırsatına yirmi yıl geriden başlayarak tekrar kavuşur. İşte Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve tartışmalı da olsa Çatı Aday bunun için çok önemli. Birinci öncelik, geri giden ve freni tutmayan otobüsü durdurmak”.[8]

Çocuklara verilen tuhaf bir ödev konusu:

Ülkenin her kurumunda dinsel yapılanmanın iktidar eliyle uygulanmaya çalışıldığı bu zamanında 8.01.2018 günü Kızılay-Batıkent Metro vagonlarının birinde giderken, resmini de çektiğim ilan panosunda şöyle bir dinci yarışma ilanı gördüm:

Bilgi ve Kültür Yarışması adı altında,  “Yazılsın her yere, kalplere, gönüllere, dağlara, taşlara “SÜNNET OLMADAN ÜMMET OLMAZ”  BİNLERCE ÖDÜL. Yarışma konusu: Kur’an ve sünnet bütünlüğü” .(Altında da 7-8 tane sponsor ismi yazılıydı).

Sanki başka ödev ve yarışma konusu bulamamış gibi, adamlar laik devletin okulunda dinci bir yarışma konusu seçmişler.

Bu küçük örnekte olduğu gibi, ülkemizde bizzat iktidar ve seçtiği dinsel düşüncesi ağır basan yöneticiler tarafından, laiklik karşıtı her türlü çalışma her alanda yapılmaktadır. O ilan panolarında, bir tek olsun bilimsel içerikli konferans-panel duyurusu görmedim, sürekli Kuran okuma yarışmalarından tutun da filan hoca efendinin konferansı gibi sürekli dini içerikli duyurular yapılıyordu. Buna gelip geçen binlerce vatandaş tanık. 

Kısaca 15 yıllık AKP-RTE iktidarının zorlaması ile dinci devlet yaratmaya çalışmak, ülkeyi çağın gerisine götürmektir. Nitekim ülkemizin, yanlış yönetimler yüzünden ABD de,  AB de de itibarı sarsılmıştır.

Cevat KULAKSIZ – 09 Ocak 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Dipnotlar :

[1] http://www.sozcu.com.tr/2016/dunya/suudi-arabistanda-kadin-insan-midir-semineri-yapildi-1114146/

[2] Kaynak: Müslüman Ülkeler neden geri, Batı neden ileri? - Serbest Kürsü

[3] https://www.birgun.net/haber-detay/diyanet-ten-fetva-babanin-oz-kizina-sehvet-duymasi-haram-degil-100117.html

[4] https://indigodergisi.com/2017/10/kadinla-tokalasmak/

[5] https://www.evrensel.net/haber/342640/nuh-tufanina-modernist-yorum-oglunu-cep-telefonuyla-aradi

[6] https://www.birgun.net/haber-detay/tacizci-ogretmen-seriat-mahkemesinde-yargilanmak-istedi-198789.html

[7] http://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/deve-sidigi-sifadir-diyen-ilahiyatciya-iste-burada-ic-o-zaman/

[8] Kaynakça: Bernard Lewis, What Went Wrong? (Yanlış Giden Ne Oldu?)

Yazarlar

SP_WEATHER_BREEZY

21°C

Istanbul