tayyip ruhani putin1

Türkiye, yaptırımlarla nasıl mücadele etmeli?

Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde, PKK-PYD-YPG terör örgütüne karşı düzenlediği Barış Pınarı Harekâtı’na başından beri itiraz eden ABD, Türkiye’ye yönelik ilk yaptırımları açıkladı.

ABD’den önce, Fransa ve Almanya dahil, Çekya’dan Norveç’e, Hollanda’dan Finlandiya’ya dek bir dizi Avrupa ülkesi de Türkiye’ye yaptıkları silah satışını askıya almışlardı. İktisadi baskıları, daha da artan siyasi baskılar izleyecektir. Fakat ilişkileri gerseler bile, kopmasını göze alamazlar. Çünkü Türkiye ile güçlü bağları vardır. Türkiye’de yatırımları, çıkarları vardır. Türkiye’den beklentileri vardır. Türkiye’deki yaklaşık 5 milyon Suriyeli sığınmacının birini bile Avrupa’da görmek istemezler. Ayrıca, Türkiye’nin Batı’yla daha fazla gerilim yaşayarak, Rusya ile daha çok yakınlaşması da işlerine gelmez.

Peki, Türkiye ne yapmalı? Birlikte düşünelim.

Birincisi, Türkiye emperyalist merkezler arasındaki rekabetten, çıkar çelişkilerinden faydalanmaya çalışmalıdır.

İkincisi, Suriye’nin bağımsızlığı, bütünlüğü ve egemenliğini savunan, Rusya ve İran’la birlikte bunun garantörü olan bir devlet olarak, daha fazla zaman geçirmeden, Suriye devletiyle temas kurmalıdır.

Kamu diplomasisi ne kadar işe yarar?

Üçüncüsü, ABD ve Avrupa, Türkiye’ye karşı çok önyargılı olsa da, terör örgütlerinin propagandasından fazlasıyla etkilense de, Türkiye, geleneksel diplomasinin yanında kamu diplomasisi araçlarına da başvurmalıdır. Baştan belirtelim, bu hamle sonuç alıcı olmaz. Batı, Türkiye’ye gözünü, kulağını kapamıştır. Fakat yine de Türkiye, elinden geleni yapmalıdır.

Dördüncüsü, hem ABD hem Rusya, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığına karşıdır. Her iki büyük güç de PKK – PYD – YPG terör örgütünü farklı yöntem ve araçlarla desteklemektedir. O nedenle Türkiye, terör örgütünün dünyadaki mali, siyasi, diplomatik, toplumsal, askeri desteklerini kesmeye odaklanmalıdır.

Beşincisi, Türkiye, IŞİD terör örgütünün arkasındaki en büyük gücün ABD olduğunu dünyaya anlatmaya gayret etmelidir. Bizzat ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık seçimleri öncesinde, Başkan Obama ve başkan adayı Clinton’ın, IŞİD terör örgütünü kurup yönlendirdiğini açıklamıştır. Çünkü ABD için IŞİD terör örgütü, Irak ve Suriye’ye yönelik müdahalelerinin gerekçesidir. Bölgeyi istikrarsızlaştırmanın önemli bir aracıdır. Bölge ülkelerinin yanında, Rusya ve Çin’e karşı kullanacağı işlevsel bir aparattır. Ayrıca ABD ve Avrupa, PKK – PYD – YPG terör örgütünü, diğer gerekçelerinin yanında, “IŞİD’le mücadele ettikleri gerekçesiyle” de desteklemektedir.

Altıncısı, Türkiye, Irak ve Suriye’nin bölünmesinden, işgal edilmesinden, istikrarsızlaşmasından en çok, El Kaide, IŞİD, PKK – PYD – YPG gibi terör örgütlerinin yararlandığını dikkate alarak, hem terör örgütlerine hem Batı emperyalizmine karşı bölge ülkeleri arasında işbirliğine öncülük etmelidir.

Kısacası Türkiye, terörle mücadelede kapsamlı bir programı gündemine almalıdır.

Barış DOSTER- 16 Ekim 2019

Yazarlar