baris doster

ABD, Ortadoğu’da bunları göremedi…

Suriye’de yeni tertiplere hazırlanan ABD’nin Türkiye, Rusya, Çin ve İran’la yaşadığı gerilim,

Suriye meselesinde Suudi Arabistan’ı daha çok işe koşması, Filistin’e yönelik düşmanca tutumu, Avrupa Birliği’nin lideri Almanya ile sürtüşmesi, aslında tek bir gerçeği ortaya koyuyor: ABD’nin azalan devlet kapasitesini ve aşınan hegemonya kabiliyetini gerektiğinde zor kullanarak koruma çabasını. Ne var ki, bu konuda da umduğunu bulamıyor. Nükleer doktrinini pekiştiren, Trump döneminde açıklanan savunma doktrininde Rusya ve Çin’i “ABD hegemonyasına rakip güçler” (aslında hasım demek) olarak niteleyen ABD karşısında, Rusya ve Çin geri adım atmıyorlar. ABD ise gerilimi sadece Rusya ve Çin’in çevresinde değil, açık denizlerde, sanal alemde, uzaydaki rekabette de tırmandırmak istiyor. 

ABD’nin iki büyük “rakibini” ele alalım…

Rusya; ABD’nin yeni savunma doktrinini endişe verici buluyor. ABD ve NATO’nun Rusya’yı çevreleme stratejisini öncelikli tehdit olarak tanımlıyor. ABD’nin İran’la imzalanan nükleer antlaşmadan, Paris İklim Antlaşması’ndan, Antibalistik Füze Antlaşması’ndan çekilmesini eleştiriyor. ABD’nin, Rusya’ya karşı askeri üstünlük sağlamak için gösterdiği çabanın zaman ve para kaybı olduğunu vurguluyor. “Boşa uğraşma, beni geçemezsin” diyor. Rusya ve müttefiklerine yönelik bir saldırıda, nükleer silah kullanmaktan çekinmeyeceğini ilan ediyor. ABD ve Batılı müttefiklerinin Rusya’yı Orta Asya, Kafkasya, Balkanlar, Doğu Avrupa, Karadeniz, Akdeniz, Baltık Denizi, Ortadoğu üzerinden kuşatma stratejisine tepki gösteriyor. Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan’da 2003, 2004, 2005 yıllarında yaşanan renkli devrimlere, Baltık Cumhuriyetleri’nin (Estonya, Letonya, Litvanya) NATO üyesi yapılmasına, Gürcistan ve Ukrayna’nın ısrarla NATO üyesi yapılmak istenmesine itiraz ediyor. ABD’nin Karadeniz’de daimi üs edinme çabalarını düşmanca buluyor.

Anımsatalım; 2008’de yaşanan Rusya – Gürcistan savaşı, 2014’de Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı, gerçekte Rusya – ABD geriliminin yansımalarıydı. Keza 2011 Mart ayında Suriye karıştığından beri BAAS Rejimi’ne destek veren Rusya, 2015’ten beri hava kuvvetleriyle de devrede. Bu da Moskova’nın işi nasıl ciddiye aldığını gösteriyor.   

ÇİN’İN YATIRIM VE YARDIM KAPASİTESİ…

Rusya’dan sonra Çin’e bakalım…

İngiltere ve AB ile ilişkileri gelişen Çin, yatırım ve yardım kapasitesini Afrika’da, Ortadoğu’da kullanıyor. Hem İsrail’le hem de İslam dünyası ve Arap alemiyle ilişkilerini geliştiriyor. Son olarak Filistin’e 15 milyon dolar; Ürdün, Suriye, Yemen ve Lübnan’a toplam 95 milyon dolar yardım yapacağını açıkladı. Temmuz 2018’de Pekin’de düzenlenen Çin – Arap Ülkeleri İşbirliği Zirvesi’nde, Arap ülkelerine 20 milyar dolardan fazla kedi ve bağış sözü verdi. Çinli ve Arap ortaklığıyla bir bankacılık konsorsiyumu için de 3 milyar dolar kaynak ayırdı. Halen Arap ülkeleriyle 200 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip olan Çin, önümüzdeki 5 yılda Arap ülkelerinden 8 trilyon dolarlık ithalat yapmayı da öngörüyor (“Çin’den Ortadoğu Adımı”, Cumhuriyet, 11. 07. 2018). Çin, gerekirse Suriye’de rejim güçlerine destek amacıyla asker yollayabileceğini açıklayarak, önemli bir hamle daha yaptı.

Çin, uzun yıllar gerilim yaşadığı Hindistan’la ilişkilerini de geliştiriyor. İki ülke enerji odaklı işbirliklerine önem veriyorlar. İran doğalgazını Pakistan’dan Hindistan’a taşıyacak hat olgunlaşıyor. Çin Bir Kuşak Bir Yol Projesi ile, Rusya ise Trans Sibirya’dan Kuzey Kore ve Güney Kore’yi bağlayarak geçip Asya Pasifik’e açılan tren yolu / enerji hattı ile Avrasya’da önemli adımlar atıyorlar (Ceyda Karan, “Kore’lerin Barışı”, Cumhuriyet, 02. 05. 2018). Çin bir yandan da, küresel ticarette rezerv para birimi olma statüsü elde eden yuan’ın kullanımını yaygınlaştırmaya çabalıyor. Öte yandan Çin, yurt dışındaki ilk askeri üssünü, 2017’de Cibuti’de açtı, Somali’de de üs kurmaya çalışıyor. Belirtelim; Cibuti’de ABD’nin de üssü var. 

ABD’NİN GERİLİMİ ARTIRICI HAMLELERİ…

Çin ve Rusya’nın çok yönlü adımlarına karşılık, ABD gerilimi artırarak yanıt veriyor. Hem askeri yollara daha çok başvuracağını söylüyor hem de ticaret savaşlarını başlatıyor. Çin’in Güney Çin Denizi’nde artan askeri ağırlığına tepki gösteren ABD, 2017’de İsrail’deki ilk askeri üssünü faaliyete açtı. ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde, PKK – PYD – YPG terör örgütünün etkili olduğu bölgede, 20 tane üssü var. Keza ABD bu terör örgütüne 5 bin tır silah yardımı yaptı, teröristlerden oluşan 70 bin kişilik de bir ordu kuruyor. Ayrıca ABD, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan ve Ürdün, Ocak 2018’de yaptıkları bir toplantıda Suriye’nin bölünmesini, İran’ın kuşatılmasını ele aldılar. ABD, Suriye’deki askeri varlığını sürdürmeye kararlı olduğunu açıkladı. IŞİD terör örgütüyle mücadeleyi de, Suriye’deki ABD varlığının bahanesi olarak kullanıyor. Suriye’deki iç savaşın çözümünde, Cenevre sürecinin zayıflayıp, Astana sürecinin güçlenmesi de ABD’yi endişelendirdi. O nedenle hem Astana sürecini geriletmek, hem de Cenevre sürecini canlandırmak için PKK – PYD terör örgütünü de masaya oturtmak istiyor.

Tüm bunlara karşın ABD istediği hedefe ulaşamıyor. Rusya Lideri Putin, NATO’nun füze kalkanı sistemini “delikli şemsiyeye” benzeterek, alay ediyor. Ülkesinin elinde dünyanın her yerine ulaşabilecek nükleer füze olduğunu söylüyor. Federal borcu 20 trilyon doları aşan ABD, yaşadığı bunalımı aşmak için, askeri gücünü, ekonomisinin lokomotifi olan askeri-endüstriyel yapıyı daha çok öne çıkarıyor. Suudi Arabistan’a, Katar’a, Güney Kore’ye milyarlarca dolarlık silah satıyor.

Şu nokta önemli; ordular sadece asker sayıları ya da sadece kullandıkları silahların teknolojisiyle ve teçhizat sayısıyla değil, bunların yanında ülkenin nüfusu, coğrafi konumu, doğal kaynakları, sanayi yapısı dahil 55 farklı unsur dikkate alınarak değerlendirildiğinde, dünyanın en güçlü 3 ordusu sırasıyla ABD, Rusya ve Çin orduları olarak sıralanıyor. (global firepower.com, 2018 yılı sıralaması) Sıralamada Türkiye 8., ilk 10 içinde Britanya, Hindistan, Fransa, Almanya ve Mısır da var. Dolayısıyla ABD, bu konumunu korumak için sürekli olarak savunma bütçesini artırıyor. 2019 yılı bütçesi 716 milyar dolar oldu.

Sözün Özü: Bu tabloda Türkiye’nin tavrı çok önemli. Ne var ki, ABD ile yaşadığı onca gerilime rağmen, Türkiye’nin aklından ciddi bir yaptırım, misal; Malatya Kürecik’teki füze kalkanı radarını, İncirlik üssünü, büyük imtiyazlar verilen Cargill’i kapatmak geçmiyor. Dahası, Türkiye yeni bir NATO komuta merkezine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Turizmden tekstile, üniversite adlarından hastanelere dek her alanda görülen İngilizce isimler, tabelalar ise kültür emperyalizmine ne kadar teslim olduğumuzu gösteriyor. 

Barış DOSTER – 02 Eylül 2018

Yazarlar

Mostly cloudy

9°C

Istanbul