ali riza tasdelen

Sayın Macron Amerikanca değil Fransızca konuşunuz!

13 Kasım 2015 tarihinde IŞİD, moda deyimle DAEŞ teröristlerinin Paris’i kana bulayan

ve 132 masum insanın ölümüne neden olan saldırıdan sonra, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande “Savaştayız” açıklamasında bulunmuştu.

İster Suriye’den kaçan Fransız cihatçıları olsun, isterse Paris’te bu saldırıları yapmak için ABD’nin kullandığı gladyo elemanları olsun. Fransa’nın canı yanmıştı. Eylemi düzenleyenlerin üslendiği yer Suriye idi.

Savaştayız diyen Hollande, Paris saldırısından iki gün sonra, bölgedeki uçak gemilerinden kalkan savaş uçakları Rakka’da IŞİD mevzilerini bombaladı açıklamasında bulunmuştu. Dönemin Savunma bugünün Dışişleri Bakanı  Jean-Yves Le Drian, ''ABD ile işbirliği yapıyoruz; onlar işaretliyor biz vuruyoruz'' demişti.

IŞİD’i ABD’nin yarattığı konusunda bugün hiç bir tereddüt yok. Paris saldırısının arkasında ABD-İsrail kontrolünde bir gladyo eylemi olduğu konusu bugün bile konuşuluyor.

Ama bugün mesele şu: Fransa, ülkesinin güvenliğini tehdit eden ve kendisinden 4-5 bin km uzağında Suriye’de üslenen IŞİD terörislerine savaş açıyor, uçakları bombalar yağdırıyor, askeri elemanları ve istihbaratı bölgete faaliyet gösteriyor.

Bir de, o dönem özgürlük savaşçıları olarak gördükleri PYD/YPG’ye silah veriyor, destekliyor. Neymiş; PYD, IŞİD teröristlerine karşı savaşıyormuş.

Uzun bir giriş oldu belki ama, Fransa’nın kendi çıkarları söz konusu olduğunda takındığı tavırla bugün Türkiye’nin Afrin harekatına karşı takındığı tavrı karşılaştırmak açısından önemli.

Ülkemizin güvenliğini tehdit eden ve parçalanmasını amaçlayan ABD’nin kara gücü PKK/PYD bize 4-5 bin km uzağımızda değil, bize sınır. Ve sınırın ötesinden ülkemize binlerce saldırı ve son dönemde 100’ün üzerinde füze saldırısı.

Sorun 3-5 terörist olayı da değil. Bu bir Amerikan projesi: Irak’ın kuzeyinde bir İkinci İsrail oluşturmak ve onu Suriye’nin kuzeyinden bir koridor ile Akdeniz’e bağlamak. Bunu gerçekleştirmek için ABD 5 bin TIR sihah ve teçhizat ile binlerce Amerikan askeri  gelmiş karşımıza dikilmiş. Üstelik açıkça 30 bin silahlı ordu oluşturacağım diye meydan okumuş. Türkiye de nasıl 2015’te PKK’yı hendeklere gömdüyse, nasıl 2016’da Fırat Kalkanı Operasyonu ile ABD’nin bu şer korudorunu yardıysa, bugün de Zeytin Dalı Operasyonu ile Afrin’den başlayarak Suriye’nin Kuzeyinden bu Amerikan piyonlarını temizleyerek ABD-İsrail koridorunu dağıtacaktır.

Yani, Fransa kalkıp da bize “aman işgalden kaçının”, “sivilleri öldürmeyin”, “Uluslararası anlaşmaları ihlal ediyorsunuz” türünden açıklamalar yapmasın. Amerikan ağzıyla konuşmasın.

Biz sizin sömürgeci tarihinizi çok iyi biliyoruz. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun dediği gibi öyle Cezayir katliamlarınıza kadar uzanmaya gerek yok. Afganistan, Libya, Mali, Fildişi Sahilleri, Orta Aafrika Cumhuriyetleri ve Suriye’de yaptıklarınızı sıralamamız bile sizi kamuoyu vicdanında mahkum ettirmeye yeter.

Bugün Fransa’nın güvenliği de, ekonomik refahı da ABD belasından kurtulmasına ve Atlantik cephesinden kopmasına bağlıdır. Fransa’nın De Gaulle’ün ilk yıllarında izlediği Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleriyle eşit, bağımsızlığa saygılı ve paylaşımcı politikaları yeniden keşfetmesinin zamanıdır. Almanya ile elele vererek Avrupa’nın Asya’ya kavuşması için çalışmalıdır. Hayat bunu size dayatacaktır.

Bu adımlar da atılmaya başlanmıştır. Sayın Macron’a naçizane önerim; Ocak ayında, Çin ziyaretinde, Fransa-Çin Ortak bildirisini bakanlar kurulunuzda bir kez daha sesli olarak okuyarak geleceğiniz için adım atmanızdır. ABD’nin yenilgisini değil Asya’nın ilerlemesini paylaşmalısınız.

Ali Rıza TAŞDELEN – 12 Şubat 2018 – Aydınlık Paris

Yazarlar

Mostly cloudy

24°C

Istanbul