ali eralp2

“Ah ile Vah İle Geçti Bu ömrümüz…”

Ülkemizdeki bazı insanlara göre başkan, lider ne derse, ne düşünürse doğrudur…

O yalan söylemez. Yanlış konuşmaz. Yanlış iş yapmaz.

Hep doğru yoldan gider. Topluma zarar verecek hiçbir davranışta, girişimde bulunmaz.

Bu nedenle, onu üzecek, yargılayacak, ona ters gelecek düşüncelerden şiddetle kaçınmalı, onun izinden gitmeli, o ne emrederse hemen dediğini yerine getirmelidir.

Bu adamları, “Kurşun asker, Emir Eri, yandaş, yalaka…” vb. adlarla nitelendirebiliriz…

Bunlar “Kraldan çok kralcıdırlar…”

Hele onların liderlerine bir tek laf et, bir tek eleştiri yönelt; bir hatasını, bir yanlışını ortaya çıkar. “İşte o zaman yandı gülüm keten helva…”

Bak gör, neler oluyor, neler… Ne hakaretlerle, ne ağza alınmayacak sözlerle, sövgülerle karşılaşırsın…

Çünkü onlarda düşünme, yorumlama, yargılama yeteneği yoktur. Başkanları onların yerine düşünür, onların yerine yorumlar, onların yerine yargılar.

Ama bu yalakaların bir özelliği daha var. Her an başkanlarını terk edip, başka bir partiye katılabilirler. Farklı bir düşünceyi savunabilirler…

Bunlar Bukalemun gibi durmadan renk ve şekil değiştirirler. Renkten renge, şekilden şekle girerler. Bugün ak dediklerine ertesi gün kara derler. Bugün ümmetçi olurlar, bir başka gün milliyetçi olurlar…

Bugün Amerikancı olurlar yarın bir numaralı Amerikan düşmanı kesilirler…

Bir gün evvel Atatürk’e veryansın ederler, ağızlarına geleni söylerler, bir gün sonra en keskin Atatürkçü olurlar…

Yandaşlık, yalakalık günümüzde o kadar yaygınlaştı, öyle geçerli bir meslek haline geldi ki bu tür adamlar her yerde, her zaman karşımıza çıkabilir.

Her zaman, her yerde, her kurumda en üst makamlara atanabilirler.

Onların arasında sağcı da vardır, solcu da vardır. Her partide, her kurumda, her sendikada, her dernekte bunlara rastlayabilirsiniz…

Çünkü dürüstlük, doğruluk onların kitabında yoktur.

Yazmaz.

İktidar, muhalefet, yargı günümüzde bu nedenle uyum içerisinde çalışmakta, “Al gülüm ver gülüm” ilkesiyle hiçbir engele rastlamadan, hep birlikte işi götürmektedirler…

16 yıldan bu yana AKP’nin iktidarda kalmasının temel nedeni de işte budur.

İktidar iktidarlığını, muhalefet muhalefetliğini, vatandaş vatandaşlığını, aydın aydınlığını yapmamakta; herkes sadece olup biteni, yolsuzlukları, haksızlıkları seyretmekle yetinmektedir.

Adam sekiz yıldan bu yana hep muhalefette kalmış. Hiç seçim kazanmamış. Ülke, vatandaş, toplum lehine tek başarı ortaya koymamış…

Ama onun kara sevdalıları başkanlarının bu yanını görmezler. Görmezden gelirler. Dünyaya pembe bir tül arkasından bakarlar.

Onların görmediklerini görür, eleştirilerini sıralarsan, suçlu sen olursun.

Başkan, zeytinyağı gibi hemen suyun üzerine çıkar. Üstüne üstlük bir de yandaşlarından ağza alınmayacak küfürler, hakaretler işitirsin.

Vee hemen oracıkta “Vatan Haini” ilan edilirsin.

Bu solcu başkan… Ve bunlar da solcu yandaşları… Bir de sağcı başkan ve yandaşları var…

Dolar 7 TL’ye ulaşmış. Adam Fabrikaları, kamu mallarını “Babalar gibi satmış.” İşsizliği, yoksulluğu en yüksek düzeyine çıkarmış.

Dünyada kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olan Türkiye’yi ele güne muhtaç etmiş. Sonra da ne kadar suçu, hatası varsa tümünü ABD’nin omzuna yükleyip işin içinden sıyrılmış.

Hele sıkıysa ona da tek kelime söyle, hele “Gidişat kötü” de. İşte o zaman yandın Marmara Çırası gibi…

Bittin. Kül oldun…

Hemen oracıkta “vatan haini” damgasını yersin ve Amerikan yandaşı olursun…

Bir de yarım asırlık bir devrimci başkan ve onun devrimci müritleri var. Başkan, açık açık din sömürüsü yapandan, ülkeyi Ortaçağa götürenden, cumhuriyeti, Atatürk ilkelerini ayakları altında çiğneyenden yana tavır alır… Müritleri onu alkışlarlar.

Bu gidişi, bu anlayışı eleştirdiğin zaman hemen Amerikancı, vatan haini, emperyalizm yanlısı damgasını yersin…

Sağ, sol, devrimci…(!) Bu üç parti ülkeye yön vermekte, halkının, toplumun geleceğini belirlemektedirler…

Bu ülkenin kurtulabilmesi için önce bu liderlere kul, köle olma, biat devrini bitirmek gerekir.

Bu ülkenin kurtulabilmesi için önce “Kurşun asker, Emir Eri, yandaş, yalaka” anlayışına ve tipine son vermek gerekir…

Vee en önemlisi bu ülkenin kurtulabilmesi için önce bu yandaş muhalefetten Türkiye’nin kurtulması gerekir.

Yoksa sittin sene bu bozuk düzen ortamından çıkamayız.

“Ah ile vah ile geçip gider gider ömrümüz…”

Ali ERALP – 24 Ağustos 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Clear

22°C

Istanbul