ali eralp

Atı Alan Üsküdar’ı Geçemeyecek Bu Kez...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, referandum sonucunu küçümsemeye gayret edenlerin olduğunu söyleyerek,

“Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış. Boşuna uğraşmayın. Atı alan Üsküdar’ı geçti, haberiniz yok" demişti bir zamanlar.

Ama Türk milleti, önümüzdeki seçimlerde birilerinin “Atı alıp Üsküdar’ı geçmesine” izin vermeyecek gibi görünüyor.

Çünkü halkımız isyanlarda. Çilelerde. “Bu kadar da eziyet, sıkıntı, zulüm olmaz ki” diyor.

Çünkü bıçak kemiğe dayandı. Homurtular, gürültüler yükselmeye başladı. Çünkü Türkiye’yi yaşanmaz hale getirdiler.

Basın yandaş, yargı yandaş… Bağlı oldukları kişilerin ağzından çıkan her şeyi manşet yapan bir medya var; haksızlıkları, hukuksuzlukları, yolsuzlukları görmezden gelen bir yargı var.

Üniversiteler bölünmeye çalışılıyor. Bütün bunlara sebep rant, kâr hırsı. Oyunlar oynanıyor.

Ortalık mahşer yerine döndü. Ormanlar, fabrikalar haraç mezat satılıyor. Dereler kurutuluyor. Kimse sesini çıkarmıyor, çıkaramıyor. Çünkü OHAL var. Ağzını açıp konuşanı, iki satır eleştiri yazısı yazanı dört duvar arasına atıyorlar.

Ekonomi çöktü. Bütçe açık üstüne açık veriyor. Dolar durmadan yükseliyor. İktidar 1,5 yıl daha bu şartlara dayanamayacağını anladı ve erken seçime gitmeye karar verdi.

AKP, ortamı kendisine elverişli görüyordu. Alevi başkana sahip CHP ile Sünni başkana sahip Saadet partisinin bir araya gelemeyeceğini ve yapılması gereken birtakım parti işlerini zamanında gerçekleştirmediği için, YSK’nın, İYİ Partiyi seçimlere sokmayacağını düşünüyordu.

Bu yüzden baskın seçime karar verdi. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı.

İşler ters gitti. 15 yurtsever CHP’li milletvekili istifa ederek İYİ Partiye katıldı ve onun Mecliste grup kurmasını sağladı.

 İYİ parti böylece artık hiçbir engelle karşılaşmadan, seçimlere doğrudan girebiliyor. Üstelik hazine yardımı da alıyor.

Şimdi iktidar korku ve telaş içerisinde.

Anketlerde oyları yüzde 45’leri aşamıyor.

Ölüm kalım savaşı veriyorlar. Onlar, seçimi kaydettikleri zaman başlarına ne geleceğini herkesten çok biliyor.

Şimdi demokrasiden ve yargının “daha da bağımsız” olacağından söz ediyorlar. Peki, adama sormazlar mı? 16 yıldan beri siz iktidarda değil miydiniz?  Elinizi tutan mı vardı. Neden “daha da bağımsız”  bir düzen kurmadınız?

Aslında bu soruya da hiç gerek yok, çünkü yargı, her zaman ve her dönemde bağımsız olmak zorundadır.

Tüm gelişmeler ve şartlar gösteriyor ki iktidar artık atı alıp Üsküdar’ı geçemeyecek.

Geldikleri gibi gidecekler.

Önümüzde seçim var.  Türkiye ringlerinde 16 yıldır oynanan maçın son raundudur bu…

Bu bir var olma, yok olma savaşımıdır…

Bu mücadele, ezenle ezilenin, sömürenle sömürenin, aydınlıkla karanlığın, şeriatla cumhuriyetin kavgasıdır. 

Maçın bir yanında Damat Ferit’ler, Kenan Evren’ler, Turgut Özal’lar, Tansu Çiller’ler; öteki yanında Mustafa Kemal’ler, Kubilay’lar, Hasan Tahsinler vardır…

AKP, bu maçı kazanmak zorunda olduğunu çok iyi biliyor…

Bu nedenle neyi var, neyi yok, ortaya koyuyor. Tüm gücüyle savaşıyor.

Ama “Korkunun ecele faydası yok.”  İsteseler de istemeseler de o gün gelip çatacaktır. Çünkü halk tribünlerden sahaya inmeye başlamış, partiler birleşme, bütünleme yolunda önemli adımlar atmışlardır. Anketler iyi sonuçlar vermektedir.

16 yıllık zulüm, baskı, sefalet dönemi sona ermek üzeredir.

Ama bir şartla:

Partiler ve özellikle ana muhalefet partisi iyi bir konumdayken ve tam seçimler yaklaşmışken, geçmişte olduğu gibi siyasal hatalar yapıp, oy oranlarını aşağılara çekmemelidir.

Topluma, seçmene ve parti üyelerine ters gelecek sözler söylememeli, yanlış girişimlerde bulunmamalıdır.

Örneğin 2011 genel seçimlerinden önce 2010 yılında, “İktidarı alırsam, üniversitelerde, tüm resmi kurumlarda türbana serbestlik sağlayacağım” denildi.

Ben de aynı yılda şunları yazdım: “Türbanla mürbanla bir yere varılmaz, genel afla, menel afla, cemaatlere saygılı olmakla bir yere varılmaz, siz Atatürk’e ve Atatürk ilkelerine sahip çıkın.”   

Nitekim de tam dediğim gibi oldu.

2011 Seçimlerinden önce, hayli yukarılarda olan oylar seçimlerden sonra düştü.

Buna benzer bir uygulama da “Ekmeleddin” Olayı” ile yaşanmıştı.

Bir de bunun yanında, yurdumuzda SEÇSİS denilen bir  seçim sistemi var.  Hileye hurdaya çok müsait...

Vatansever partilere sesleniyorum: Sonsuza dek muhalefette kalmak, muhalefet olmak istemiyorsanız, sadece büyük kentlerde değil, kasabalarda, köylerde de önlemler alın.  Yeryüzünde eşine rastlanmayan bu sakat bilgisayar sistemini takip edin, ettirin. Artırdığınız oyları ve kazanacağınız iktidarı sandıklarda, bilgisayarlarda kaybetmeyin.

 Haramzadeleri, eşkıyaları bir kez daha başımıza hükümdar yapmayın…

Ali ERALP – 27 Nisan 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Mostly clear

25°C

Istanbul