ali eralp

Seçimde AKP’yi Alaşağı Edip, Atatürk Cumhuriyetini Yeniden Kuralım…

16 seneden beri bu ülkede, kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk’e ve devrimlerine yapılmayan kötülük, düşmanlık ve ihanet kalmadı…

16 seneden beri bu ülkede, ATA’mıza ağızlarına geleni söylediler... Bebelerin, gençlerin, çocukların beyinlerine Atatürk’e karşı kin, nefret tohumları ekmeye çalıştılar.

Cumhuriyeti, laikliği ortadan kaldırmak için ellerinden geleni artlarına koymadılar.

Milli devlet, milliyetçilik, bayrak, Türk, Türklük yok edilmek istendi. Tabelalardan TC’leri sildiler. Mitinglerde bayrak satan garibanları yerlerde sürüklediler. Ellerinde bayrak taşıyan şehit analarını meclis kapısından geri çevirdiler.

PKK ile önce canciğer kuzu sarması oldular, meydanlarda halay çekip, Kürtçe türküler söylediler, sonra kavga ettiler…

Ulusal kurtuluş savaşlarına bile dil uzattılar.

Cumhuriyet dönemini, devrimleri, yapılan yenilikleri, İstiklal Savaşı komutanlarını ve kahramanlarını küçümsediler… Adlarını kitaplardan, okullardan, resmi kurumlardan, konuşmalardan çıkardılar…

Onlarla alay ettiler.  Onlara hakaretler yağdırdılar.

AKP Ankara milletvekili adayı Ela Kiraz, “Bir gün gelecek 29 Ekim’i yas, 10 Kasım’ı bayram olarak kutlayacağız” dedi.

AKP eski Balıkesir milletvekili Tülay Babuşçu, "600 yıllık İmparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi" mesajını paylaştı ve büyük tepki topladı.

Babuşçu bu sözlerinin ardından “Bizans dostu kahpe İnönü” şeklinde bir tweet paylaşmış, tepkiler nedeniyle tweetini silerek, Meclis'te özür dilemiş, sonra da Cumhuriyete tekrar dönmüştü…

TBMM Başkanı ise şunları söylemişti:

“Dünyanın en eski tüneli Londra'da, ikinci en eski tüneli ise İstanbul'da Karaköy-Taksim arasındaki tüneldir. Arasında 12 yıl fark var, İstanbul 1875 yılında, Londra ise 1863 yılında tünele kavuştu. Güzel bir yol seferberliğimiz olmuştu. Hicaz Demiryolu ‘nu yapmıştık. 8 senede koca çölü aştık. 1400 kilometrelik Hicaz Demiryolu inşa edildi, 21 günlük mesafe 21 saate indi ve Abdülhamit'in tahta geçişinin yıldönümünde, 1908'de açıldı. Bir duraklama devri geçirdik ve derken şimdi muhteşem bir dönem yaşıyoruz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün emek verenlerden Allah razı olsun diyoruz.”

Başkan, Osmanlı devleti ile günümüz arasında geçen Cumhuriyet dönemini “DURAKLAMA DEVRİ” olarak tanımlamıştı…

Önümüzde bir seçim var yine. Bu seçim, aydınlıkla karanlığın, cehaletle uygarlığın savaşımıdır. Bu seçim, parlamenter sistemle diktatörlüğün, Kemalist Cumhuriyet rejimi ile “Tek Adam Rejiminin” savaşımıdır…

Şeriatçı ile Cumhuriyetçi arasındaki kavgada Cumhuriyetin yanındaysan, Atatürk ile Vahdettin seçiminde Atatürk’ün yanındaysan, yalan ile gerçek arasındaki kavgada gerçeğin yanındaysan, cehalet ile bilim arasındaki kavgada bilimim yanındaysan, kısaca aydınlıkla karanlığın mücadelesinde aydınlığın yanındaysan; iki elin kanda da olsa ya da zevkini, sefanı bırakıp AKP’ye “HAYIR” diyeceksin… Plajlara koşmayacaksın. Çünkü imamlar seçimlerde plajlara koşmuyorlar… Sandığa koşuyorlar.

Araştırmalar göstermiştir ki, seçimlere katılım arttıkça AKP’nin işi zorlaşmakta, kaybetme olasılığı artmaktadır…

Peki, katılmazsan, AKP’ye hayır demezsen ne olur?

Tüm okullar imam hatip olur… Herkesin başında türban, takke, üzerinde çarşaf olur…

Türkiye, Malezya, Arabistan, Katar, Afganistan olur…

Hukuk guguk olur…

Parlamento, bakan, başbakan, milletvekili toz olur… Türkiye’nin başında TEK ADAM olur…

Ülke eyaletlere ayrılır, Federatif İslam Cumhuriyeti olur…

Devletin adı Cumhuriyet kalsa da başında padişah olur…

Başkan, alikıran, baş kesen olur…

YANİİİ, BU SAVAŞ, BİR VAR OLMA YA DA YOK OLMA SAVAŞIDIR…

“Bu seçim, aydınlıkla karanlığın, cehaletle uygarlığın savaşımıdır…”

Bu seçim, parlamenter sistemle diktatörlüğün, Kemalist Cumhuriyet rejimi ile “Tek Adam Rejiminin” savaşımıdır…

Kardeşin kardeşi boğazladığı Suriye, Irak, Libya, Afganistan gibi ülkelere dönüşmek istemiyorsak, tüm vatansever partiler dayanışma, birlik ve bütünlük içerisinde sandığa gitmeli, Türkiye’yi AKP belasından kurtarmalıdırlar…

Hele hele, protestoymuş, boykotmuş, bilmem neymiş gibi saçma sapan girişimlerle, seçimden kaçarak, egemen güçlerin değirmenine asla su taşımamalıdırlar…

Bütün bunlara bir de şunu ekleyeyim: Asla moral bozucuların yönlendirmelerine kanmamalı, sandıkları çok iyi denetlenmelidir… Islak imzalı raporlar alınıp, parti merkezlerine zamanında teslim edilmelidir… Bu raporlar, bir anlaşmazlık durumunda kanıt olarak gösterilmelidir…

BARO her sandığın başına bir avukat dikmelidir… Belgeleri Yüksek seçim Kuruluna teslim edene dek muhalif üyeler görevlerinden ayrılmamalıdırlar. Çünkü oy, üye, sandık denetimi, en üst düzeye çıkarılırsa, oy hırsızları sanatlarını icra edemezler, çalıp çırpamazlar…

Ekonomi batıyor. AKP zor durumdadır. AKP batmak ve çökmek üzeredir. Satacak bir şey de kalmadı. Korku ve telaşları bundan ileri gelmektedir. Onun için yangından mal kaçırır gibi küçük ortağı ile birlikte bir BASKIN SEÇİM düzenlemiştir.

Hedef diktatörlüktür. Bu oyunu bozalım. Seçim hilelerine engel olalım.

Haydi, yurtseverler, haydi Atatürkçüler görev başına… AKP’yi tarihin karanlıklarına gömelim…

Ali ERALP – 19 Nisan 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Partly cloudy

27°C

Istanbul