ali eralp2

Dikkat! Dinci Faşizmin Ayak Sesleri Yükseliyor…

AKP’nin çevresindeki çember giderek daralıyor.

Yolsuzluklar, rüşvetler, kara para aklamalar bir bir ortaya çıkmaya başladı…

Milyarlık saatlerin, ayakkabı kutularındaki dolarların sırlarını şimdi daha iyi öğreniyoruz…

“Rıza Sarraf ve rüşvet yiyicilerinin el konulan paraları faizi ile birlikte neden iade edildi?” Şimdi daha iyi anlıyoruz.

Gerçekler gün gibi, güneş gibi ortada…

İddialar, yenilir yutulur gibi değil… Suçlananlar ortalarda yok. Konuşmuyorlar da…

Ama iddia sahipleri, politikacılar yoğun baskılar, tehditler, şantajlar altında… Korku, şiddet yöntemiyle susturulmaya, gerçekler örtülmeye çalışılıyor…

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu cezaevine atmakla tehdit ediyorlar. “Yanına bırakmayacağım” diyerek onu susturmaya çalışanlar bile var.

AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “Silahlı terör örgütünün amaçları ve prensipleri doğrultusunda faaliyet yürütmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçlamasıyla, CHP lideri Kılıçdaroğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Dilekçesinde, Kılıçdaroğlu’nun elindeki belgelerin savcılık tarafından istenmesi talep edilerek, “Bu belgeler savcılığınıza teslim etmediği takdirde evinde, iş yerinde ve CHP genel merkezinde arama yapılmak suretiyle belgelere el konulması, şüpheli hakkında kovuşturma açılarak cezalandırılması talep” ediliyor.

Bir taraftan da CHP Genel Başkanının dokunulmazlığını kaldırma hazırlıkları yapılıyor…

Şimdi en kolay ve etkili suç ve suçlama yöntemi, istenmeyen kişiyi FETÖ’cülükle suçlamak…

Ama meclisteki FETÖCÜ’lere karışan, görüşen yok… Onları görmezden geliyorlar… Onların dokunulmazlığı var.

Şurası bir gerçek:

Uzun zamandan beri ülkemizde, aydınlanmacıları, Atatürkçüleri engellemeye çalışan dinci bir faşizm var. Rıza Sarraf’ın ABD’de yargılanması ve CHP yöneticilerinin iktidarı hedef alan konuşmaları ile bu dinci faşizmin ayak sesleri, yükselmeye başladı…

Nedir “Dinci Faşizm” ?

“Dincilik”, Ortaçağ ürünüdür.

Faşizm ise bir devlet biçimidir…

Avrupa’da dincilik Reformlar, Rönesanslar ve aydınlanma devrimleri ile aşıldı. Bilimin topluma egemen olması, sanayileşme ile hurafeler, cinler, periler toplum hayatından uzaklaştı.

Bilim ve akıl TEK YOL GÖSTERİCİ olarak alındı.

Batı din ile devlet işlerini birbirinden ayırırken, Osmanlı’da taassup, inanç ön plana çıktı.

Özellikle ülkemizde 1517 yılında Hilafetin kabulü ile din toplumda ve saray yönetiminde ağırlık kazanmaya başladı. Bilim ve teknikten gittikçe uzaklaşıldı.

Batı karşısında Osmanlı aciz, geri, hastalıklı bir görünüm sergiliyordu. Son zamanlarda Avrupa ülkelerinden borç almaya başladı. Zamanla bu borçların faizlerini bile ödeyemez duruma geldi.

Avrupalılar, alacaklarını tahsil edebilmek için Duyun-u Umumiye teşkilatını kurdular. Daha sonra da birleşip, ülkemizi işgal ettiler. Topraklarımızı kendi aralarında bölüştüler.

İşte tam bu sıralarda, vatanımız perişan ve parçalanmış bir halde düşman çizmeleri altında inim inim inlerken, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal ortaya çıktı. Türk milletini de arkasına alarak yeryüzünde ilk Kurtuluş savaşını gerçekleştirdi. Emperyalistleri vatanımızdan kovdu…

Onunla Cumhuriyet, demokrasi, laiklik dönemi başladı. Onun deyişi ile ülkemizde, “En gerçek yol gösterici bilim ve fen” oldu.

İşte AKP 2002’den bu yana, bu aydınlanma düzenini yerle bir ederek, yeniden doğmalarla koşullandırılmış bir cemaat, tarikat ve aşiret toplumuna yeniden döndü. Nihai hedef 2023 yılında Atatürk Cumhuriyetinin yıkılması ve bir şeriat devletinin kurulmasıdır…

Ama son zamanlarda yöneticiler, halkın Atatürk’ten vaz geçmeyeceğini anlayınca, “Atatürkçü olma ve Atatürkçülük” ayaklarına yattılar. Ne var ki pek inandırıcı olamadılar.

Bu gerici çabalar sonucunda, sevgili ülkemizde millet anlayışının yerini Ümmetçilik, Vatandaşlığın yerini tebaa, kul, mürit aldı.

Bu arada kamu mallarını da haraç mezat satıp, halkı yoksullaştırdılar.

Esnafı, köylüğü bitirdiler.

Bir de İşin içine yolsuzluk, yalan – dolan, çalma – çırpma, yağmalama girince ve bu kirli çamaşırlar ortaya saçılınca iyice bocaladılar… Paniklediler.

Çöküntü dönemi başladı…

Bozuk düzene, sahtekârlığa, talana karşı çıkanları, gerçekleri konuşanları faşist yöntemlerle sindirmeye, korkutmaya çalıştılar. Böylece dinci faşizmin ayak sesleri yükseldi… Arttı…

Ben, sıkıntıya, krize düşen iktidarın bu faşist uygulamaları daha da artıracağı, sertleştireceği düşüncesindeyim ve halkımızı bu konuda dirençli ve uyanık olmaya davet ediyorum.

“DİKKAT! DİKKAT! Ülkene sahip çık” diyorum…

“Dik dur, dirençli ol, dinci faşistlere boyun eğme” diyorum…

Cumhuriyetimizin şeriat devletine dönüşmesini önlemek istiyorsan eğer, “Atatürk gibi kararlı, dirençli ol” diyorum.

Şu kesindir ki:

Şeriatla, dinci faşizmle, uzlaşarak hiçbir sorun çözülmez… Çözülemez… Bir yere varılamaz…

Ali ERALP – 07 Aralık 2017

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazarlar

Cloudy

14°C

Istanbul